25 Şubat 2009 Çarşamba

Nil Karaibrahimgil - Nil Kıyısında (2009)




01. Nil Karaibrahimgil - Seviyorum Sevmiyorum02. Nil Karaibrahimgil - Cok Canim Aciyor03. Nil Karaibrahimgil - Yalnizlardayim04. Nil Karaibrahimgil - Ne Garip Adam05. Nil Karaibrahimgil - Illa06. Nil Karaibrahimgil - Eminim Sevmedigine07. Nil Karaibrahimgil - Duma Duma Dum08. Nil Karaibrahimgil - Kirik09. Nil Karaibrahimgil - Askimiz Her Zamanki Gibi Tehlikede10. Nil Karaibrahimgil - Yalniz Kalpler de AtarlarRapidshare LinkiNil Karaibrahimgil - Nil Kıyısında (2009) Full Albüm İndir

Volkan Konak - Mimoza (2009)


Volkan Konak - Mimoza (2009)
1. Göklerde Kartal Gibiyim2. Yalancı Dünya3. Yarim Yarim4. Kırandan Aşan Aydır5. Aynalar6. Keklik Gibi7. Mimoza Çiçeğim8. Sular Akar Doldurur9. Tahir ile Zühre (Hoşgeldin Kadınım)10. Yar Gider ArabaylaRapidshare Linki

Volkan Konak - Mimoza (2009) Full Albüm İndir

Free kullanıcılar için rapidshare indirme yöneticisidir.

Free kullanıcılar için rapidshare indirme yöneticisidir.Program üzerinde sadece add(ekle) butonunu yada paste(yapıştır) butonunu tıklayarak,eklediğiniz birden fazla bağlantıyı ardı artına indirebilirsiniz. Dosyalarınız belirlediğiniz hedefe otomatik olarak inerken,siz bu arada bilgisayarınızda istediğiniz gibi çalışmaya devam edebileceksiniz. Programın herhangi bir hız sorunu da bulunmamaktadır,mevcut bağlantı hızınızda indirme yapmaktadır.Kurulumsuzdur.
Üretici Firma: Rapidshare Plus İşletim sistemi: Windows Vista, Windows XP, Windows 2000Not:Bu Programı Vista Kullanıcılar Yönetici Olarak ÇalıştırmalıdırRapidshare Alanının En Iyisi Olduğu Için Herkes Tarafından Tercih Edilmektedir. Bizlerde Bazen Rapidden Peşpeşe Dosya Indirme Durumunda Kalıyoruz. Birkaç Bölümden Oluşan Büyük Dosyaları Indirirken Geri Sayım Işleminin Dışında Her Parça Için Bir Süre Beklememiz Gerekiyor.Işte Rapidshare Plus Bu Görevi Üstleniyor. Devamlı Rapidshare’den Dosya Indiriyorsanız ve Premium Kullanıcı Değilseniz Bu Program Sizi Zaman Kaybından Kurtarıyor. Yapmanız Gereken Tek Şey Rapid Adreslerini Programa Eklemek. Sonra Kendisi Hiç Zaman Kaybetmeden Indirmeye Başlıyor.Rapid Premium Hesaplar Günde 2.66GB Download Kotası Veriyor, Ama Bu Programla Free Bi Kullanıcı Olarak Günde 3 - 5 GB Arasında Download Yapıyorum. Program Hakkındaki Detaylı Resimli Anlatımı Indirdiğiniz Dosya Içerisinde Bulacaksınızhttp://rapidshare.com/files/20192530...torm_fatih.rar

Rapidshare Plus 3.1 [ Rapid Linklerini Ekle O Indirsin ]

Free kullanıcılar için rapidshare indirme yöneticisidir.Program üzerinde sadece add(ekle) butonunu yada paste(yapıştır) butonunu tıklayarak,eklediğiniz birden fazla bağlantıyı ardı artına indirebilirsiniz. Dosyalarınız belirlediğiniz hedefe otomatik olarak inerken,siz bu arada bilgisayarınızda istediğiniz gibi çalışmaya devam edebileceksiniz. Programın herhangi bir hız sorunu da bulunmamaktadır,mevcut bağlantı hızınızda indirme yapmaktadır.Kurulumsuzdur.
Üretici Firma: Rapidshare Plus İşletim sistemi: Windows Vista, Windows XP, Windows 2000Not:Bu Programı Vista Kullanıcılar Yönetici Olarak ÇalıştırmalıdırRapidshare Alanının En Iyisi Olduğu Için Herkes Tarafından Tercih Edilmektedir. Bizlerde Bazen Rapidden Peşpeşe Dosya Indirme Durumunda Kalıyoruz. Birkaç Bölümden Oluşan Büyük Dosyaları Indirirken Geri Sayım Işleminin Dışında Her Parça Için Bir Süre Beklememiz Gerekiyor.Işte Rapidshare Plus Bu Görevi Üstleniyor. Devamlı Rapidshare’den Dosya Indiriyorsanız ve Premium Kullanıcı Değilseniz Bu Program Sizi Zaman Kaybından Kurtarıyor. Yapmanız Gereken Tek Şey Rapid Adreslerini Programa Eklemek. Sonra Kendisi Hiç Zaman Kaybetmeden Indirmeye Başlıyor.Rapid Premium Hesaplar Günde 2.66GB Download Kotası Veriyor, Ama Bu Programla Free Bi Kullanıcı Olarak Günde 3 - 5 GB Arasında Download Yapıyorum. Program Hakkındaki Detaylı Resimli Anlatımı Indirdiğiniz Dosya Içerisinde Bulacaksınız

http://rapidshare.com/files/20192530...torm_fatih.rar

Sagopa Kajmer - Şarkı Koleksiyoncusu [2oo9]



1. Ateşten Gömlek
2. Muamma
3. Hep Taarruz Var
4. Fırtına ve Şimşek
5. Cümle Mühendisi
6. Aşk Yok Artık
7. Şikayetname
8. Kırık Çocuk (Orijinal Versiyon)
9. Dil Yaratmakta En Asil Silahları10. Marifetname11. Droppin’em12. Kırık Çocuk (Mickolodium Mix)13. Outro - Drama Turnz
uploaded linki
Sagopa Kajmer - Şarkı Koleksiyoncusu [2oo9] Full Albüm İndir

Transporter 3 [2008] [R5] [Tek Link]

Film Hakkında BilgiTür : AksiyonGösterim Tarihi : 26 Aralık 2008Yönetmen : Olivier MegatonSenaryo : Luc BessonYapım : 2008, Fransa , 100 dk.OyuncularRobert Mark Kamen , Jason Statham (Frank Martin) , Natalya Rudakova (Valentina) , François Berléand (Tarconi) , Robert Knepper (Johnson) , Jeroen Krabbé (Leonid Vasilev)“Transporter 3”te Frank Martin’i, Marsilya’daki Ukrayna Çevre Koruma Ajansı Başkanı Leonid Vasilev’in kaçırılan kızı Valentina’yı Ukrayna’ya götürme görevini almış buluruz.Valentina’yı alıp Stuttgart ve Budapeşte üzerinden Karadeniz kıyısındaki Odessa’ya götürmekle yükümlüdür. Yolculuk sırasında Müfettiş Tarconi’in yardımını alan Frank’i sayısız zorluklar beklemektedir.Bir yandan bu işi alması için baskı yapan insanlarla uğraşırken bir yandan da Vasilev tarafından gönderilen ajanlarla başa çıkmak zorundadır. Sürekli alaycı tavır takınan Valentina’nın işbirliği yapmaktan uzak havası da işini zorlaştırır.Hayatlarını tehdit eden birçok saldırıdan kılpayı kurtula kurtula kaçmaya çalışan Frank ile Valentina kısa sürede birbirlerine aşık olacaklardır.

GörüntüLink

http://upit.to/file:135c737948/Trans...loaduc.com.rarŞifre:www.zamansiz.comNot:Film klasörünün içinde tam uyumlu Türkçe alt yazı mevcuttur.

21 Şubat 2009 Cumartesi

PDF Şifre Kırma Programı

PDF Password Remover | 2.7 MB

http://rapidshare.com/files/200352157/PDF_Password_Remover.rar

kimlik fotokopisi bunlara dikkat edelim

Bildiğiniz gibi artık her kurumda işlem yaparken, telefon hattı alırken, bir yerlere abone olurken, kargo alıp-verirken, havale işlemlerinde.. vs.. kimlik fotokopisi istenmekte..

Aslında bu yasal değil, sadece koca formu doldurmak yerine kimliğinizin fotokopisini iliştiriyorlar o belgelere ya da kendilerini garantiye alıyorlar ve işleri hızlandırıyorlar...

Sebep her neyse... Sonuçta artık kimlik fotokopisi ile çok işlem yapılması alışmış bir durum oldu artık...

Peki, bu kimlik fotokopiniz ile başkası neler yapabilir diye düşündünüz mü hiç?

Birkaç örnek verecek olursak:

-Adınıza bir yerlere üye olunabilir.

-Adınıza abonelik açılabilir.

-Sizi bir şey için kefil edebilirler.

-En çok görülen vakalardan biri de şu: ADINIZA BİR SÜRÜ TELEFON HATTI AÇTIRIP, AÇIK HAT OLARAK SATABİLİRLER! ve bu hatları alanlar herhangi bir suç işlediklerinde direk hat sahibi yani kimlik fotokopisi kullanılarak adına hat açılan kişi zan altında kalmaktadır. (zaten siz de telefoncularda açık hat satıldığına şahit olmuşsunuzdur)

-ve bunun gibi birçok örnek..

Peki, kendimizi korumak, kimlik bilgilerimizle isteğimiz dışında işlem yapılmasını önlemek çok mu zor? Elbette değil

Basit ve etkili bir yöntem var:

Mesela 05xx1234567 nolu telefon hattını aldınız.

Form doldururken ve kimlik fotokopisini verirken,FOTOKOPİDE, KİMLİĞİN ÖN VE ARKA YÜZÜNDEKİ BOŞ ALANLARA (hatta uzerine)

SADECE 05XX1234567 HATTIN ABONELİK İŞLEMLERİ/ AKTİVASYONU İÇİNDİR yazıp paraf atmanız sizi koruyacaktır.

Veya: SADECE 01/01/200X NOLU , XXXXMİKTARLI HAVALE İŞLEMİ İÇİNDİR..

vb. ŞEKLİNDE NOT TUTMANIZ İYİ BİR ÖNLEM OLACAKTIR...

The Very Best Of Late Night Moods


Disc: 1

01. Dido - Here With Me
02. Gabrielle - Out Of Reach
03. Corrine Bailey Rae - Trouble Sleeping
04. Kylie Minogue - Put Yourself In My Place
05. Missy Higgins - The Special Two
06. Sarah Mclachlan - Angel
07. KT Tunstall - Other Side Of The World
08. Lily Allen - Littlest Things
09. Macy Gray - Still
10. Alicia Keys - Fallin'
11. Joss Stone - Spoiled
12. Eurythmics - Miracle Of Love
13. Sugababes - Ace Reject
14. Everything But The Girl - Missing (Todd Terry Remix)
15. Britney Spears - Everytime
16. Tina Cousins - Wonderful Life (Ballad Version)
17. DJ Sammy & Yanou Featuring Do - Heaven (Candlelight Mix)
18. Gaelle - Give It Back
19. Sade - No Ordinary Love

Disc: 2

01. Sinead O'connor - Nothing Compares 2 U
02. Shakespear's Sister - Stay
03. Martika - Love... Thy Will Be Done
04. Sophie B. Hawkins - Damn I Wish I Was Your Lover
05. Lisa Stansfield - All Around The World
06. Tina Turner - Private Dancer
07. Lisa Edwards - Cry
08. Texas - Say What You Want
09. Aqua - Turn Back Time
10. Vanessa Williams - Save The Best For Last
11. Edie Brickell & New Bohemians - Circle
12. Leonardo's Bride - Even When I'm Sleeping
13. Madasun - Don't You Worry
14. Jann Arden - Insensitive
15. Sam Brown - Stop
16. Yazoo - Only You
17. Cyndi Lauper - All Through The Night
18. Groove Theory - Tell Me
19. Des'ree - I'm Kissing You

Disc: 3

01. Tori Amos - Winter
02. Kate Bush - This Woman's Work
03. Katie Melua - The Closest Thing To Crazy
04. Mazzy Star - Fade Into You
05. Clare Bowditch & The Feeding Set - I Thought You Were God
06. Nelly Furtado - Try
07. Cocteau Twins - Fifty-Fifty Clown
08. Jamelia - See It In A Boy's Eyes
09. Tanita Tikaram - Twist In My Sobriety
10. Dan Greenwood - Only One
11. Artful Dodger Featuring Michelle Escoffery - Think About Me
12. Robyn Loau - She Devil
13. Kasey Chambers - Surrender
14. Natalie Merchant - Carnival
15. K D Lang - Hallelujah
16. Jessica - How Will I Know (Who You Are)
17. Kate Dearaugo - Maybe Tonight
18. Bette Midler - The Rose
19. The Source Featuring Candi Staton - You Got The Love (New Voyager Radio Mix)

MP3 VBR kbps Kbps, Only Front Cover

http://flameupload.com/files/MS8LIXIC/VBOLNM.part1.rar

http://flameupload.com/files/0XCJFKVL/VBOLNM.part2.rar

http://flameupload.com/files/0XCJFKVL/VBOLNM.part2.rar

http://flameupload.com/files/JW8ZP1PV/VBOLNM.part4.rar


The Most Romantic Piano

Disc: 1

01. Piano Concerto No. 1 in B flat minor Op. 23 - Tchaikovsky
02. Rhapsody on a Theme of Paganini; Variation 18 - Rachmaninov
03. Piano Sonata No. 14 in C sharp minor "Moonlight" op. 27 No. 2 - Beethoven
04. Piano Concerto in A minor - Grieg
05. Impromptu in C sharp minor - Chopin
06. Liebestraum No. 3 in A flat - Liszt
07. Piano Concerto No. 3 in A flat (From "Shine") - Rachmaninov
08. Wedding Day at Troldhaugen - Grieg
09. Piano Concerto No. 21 in C "Elvira Madigan"
10. Gymnopedie no. 1 - Erik Satie
11. Michelle - John Lennon & Paul McCartney
12. Etude in E "Tristesse" Op. 10 No.3 - Chopin
13. Piano Concerto No. 2 in F Op. 102 - Shostakovich
14. Nocturne no. 2 in E flat - Chopin
15. Rhapsody In Blue (From Manhattan")- Gershwin
16. The Music of the Night (Phantom Of The Opera) - Andrew Lloyd Webber
17. Theme From Love Story - Francis Lai

Disc: 2

01. The Heart Asks Pleasure First / The Promise - Nyman
02. Memory (From "Cats") - Andrew Lloyd Webber
03. Caruso - Dalla
04. Ballad for Adeline - Senneville
05. Warsaw Concerto - Addinsel
06. Waltz No. 7 in C sharp minor - Chopin
07. Piano Concerto No. 2 in C minor Op. 18 (From Brief Encounter) - Rachmaninov
08. Goldberg Variations BMV988 - Bach
09. Fur Elise - Beethoven
10. Keyboard Concerto No. 5 in F Minor (from "Silence of The Lambs")
11. Piano Concerto No. 1 in E minor Op. 11 - Chopin
12. Berceuse - Faure
13. Piano Concerto No. 5 in E flat "Emperor" - Beethoven
14. Waltz No. 15 in A Flat - Brahms
15. Piano Concerto No. 20 in D minor - Mozart
16. Prelude No. 15 in D flat "Raindrop" Op. 28 No. 15 - Chopin
17. Theme From Cinema Paradiso - Morricone
18. Berceuse in D flat Op. 57
19. The Fool On The Hill - John Lennon & Paul McCartney

MP3 CBR 128kbps incl. Full Covers

http://flameupload.com/files/ARUC8Q3L/TMRPAITWE.part1.rar

Late Night Moods Bossa Lounge - MP3 VBR kbps Kbps, Icl.Covers

Late Night Moods Bossa Lounge

Disc: 1

01. C'est Si Bon - Andr Hornez
02. Quien Sera (Sway) - Pablo Beltan Ruiz
03. Cheek To Cheek - Irving Berlin
04. Embaranceable You - George Gershwin
05. Body And Soul - Robert B. Sour
06. Call Me Irresponsible - James Van Heusen
07. All The Things You Are - Oscar Hammerstein
08. Bauble, Bangles And Beads - Barodin
09. Smoke Gets In Your Eyes - Jerome Kern
10. Easy To Love - Cole Porter
11. Lullaby Of Birdland - George Shearing
12. Tangerine - Johnny Mercer
13. Satin Doll - Duke Ellington
14. Speak Low - Ogden Nash
15. All Of Me - Simons
16. Love - Milt Gabler
17. Love Letters - Edward Hayman
18. Someone To Watch Over Me - George Gershwin

Disc: 2

19. Garota De Ipanema - Antnio Carlos Jobim
20. Corcovado - Antnio Carlos Jobim
21. Ah! Se Eu Pudesse - Robert Menescal
22. Chega De Saudade - Antnio Carlos Jobim
23. Meditaao - Antnio Carlos Jobim
24. Samba De Uma Nota So - Antnio Carlos Jobim
25. Aqua De Beber - Antnio Carlos Jobim
26. Infuluencia Do Jazz - Carlos Lyra
27. A Felicidade - Antnio Carlos Jobim
28. Ela e Carioca - Antnio Carlos Jobim
29. Manha De Carnaval - Luiz Bonfa
30. Samba De Verao - Marcos Valle
31. Insensatez - Antnio Carlos Jobim
32. Triste - Antnio Carlos Jobim
33. So Tinha Que Ser Con Voce - Antnio Carlos Jobim
34. Desfinado - Antnio Carlos Jobim
35. Wave - Antnio Carlos Jobim
36. Outra Vez - Antnio Carlos Jobim

MP3 VBR kbps Kbps, Icl.Covers

http://flameupload.com/files/1BFCYAOJ/LNM-BL.part1.rar

http://flameupload.com/files/B2IZKOT5/LNM-BL.part2.rar

20 Şubat 2009 Cuma

Kayserili hırsız

Kayserili hırsız

> Polis Kayitlarina Gecmis Kayseride Yasanmis Gercek Bir komedi

> Hirsizin biri, bir evin Catisina Cikmis ve anten kablosunu
> kesmis.
> Evin reisi de tam TV'ye dalmisken yayin kesilince televizyonunu
> biraz
> kurcalamis, Bozuldu herhalde ' diyerek yatmis.

> Ertesi gun adam ise gittikten sonra hirsiz kapiyi acip adamin
> karisina,Yenge, beni abi gonderdi, televizyon bozuk, alin da bir
> bakin dedi' demis.

> Saf kadincagiz da televizyonu vermis. Aksam adam eve gelip de
> televizyonu gorememis ve karisindan olayi ogrenince şoka girmiş .

> O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hirsiz asagidan
> islik cala cala onlara bakarak sokaktan gecmis. Kadin hirsizi tanimis ve Bakbey! Televizyonu calan adam iste buydu!!' demis.

> Adam bunu duyunca pijamalarla adami kovalamaya baslamis. 5 dakika
> sonra diger hirsiz adamin evine gelip, karisina Yenge, ben polisim, abi
> hirsizi yakaladi.
> Simdi karakoldalar. Pantolonuyla, cuzdanini istiyor.' demis kadin
> da vermis normal olarak.

> Adam hirsizi uzun bir saat kovaladiktan sonra kan ter icinde eve
> donmus.. VEEE yine şok...
Firefox Ultimate Optimizer 2009

Firefox Ultimate Optimizer 2009
5.75 MB

Hepimiz FireFox'u İnternet Explorer'a Göre Üstün Özelllikleri İçin Tercih Ederiz. Gerek Daha Hızlı Olması Gerekse Daha Özelleştirilebilir Olmasından Dolayı. Fakat FireFox Sistem Kaynaklarından Çokça Kullanarak Bilgisayarınızı Ağırlaştırabilir. Bu Küçük Program FireFox'u Optimize Ederek Sistem Kaynaklarından Daha Az Kullanmasını Sağlıyor…

Bu iş NAsıl oluyor merak edenler içim aktarmaya çalışayım.
Bu eklentiyi kurduktan sonra sadece Sanal Bellek kullanıyor diyebiliriz. Sanal Bellek kullanımı 80 MB'a çıkıyor ve RAM kullanımı azalıyor. (Sanal bellek Windows'un sabit diski kullanarak bazı şeyler için ayırdığı bir dosyadır. C:\pagefile.sys)
Yani sabit diski yeterli ve işlemcisi hızlı bilgisayarlarda gayet iyi işler yapar.

Firefox Ultimate Optimizer 2009
Normal Firefox 45MB RAM ve 36 MB Sanal Bellek (Virtual Memory)
Firefox Ultimate Optimizer 2009
Bu programdan sonra Sanal Bellek 80 MB ve RAM kullanılmıyor denecek kadar az.

Tr dil eklentisi için: Programı açtıktan sonra görev çubuğundaki küçük firefox simgesine sağ tıklayarak dil seçeneğini Turkısh yapın. Ardından programı kapatıp yeniden açın. Artık Türkçe olarak kullanabilirsiniz.

Firefox Optimizers for Mozilla Firefox v1.x / 2.x / 3.x was developed for an easy and fast optimization of your browsing experience with Firefox. It is based on a collection of popular and well working optimization settings used and tested by the experts. Usually you have to optimize Firefox manually, which can be time consuming and difficult for the novice user. FireTune helps you here - it includes all the performance optimizations. The only thing you must do is: make your selection. Firefox Optimizers does the work for you.Details on what exactly Optimizers does can be found in the help file.

In most of all cases you'll notice an improved browsing speed after optimizing Firefox.

Would you use a program that would reduce the memory usage of Firefox to 100-200 Kilobyte ? I have no idea how the Firefox Ultimate Optimizer is reducing the memory usage to this amount but the task manager is verifying the reduction. Firefox has been using roughly 40 Megabytes of RAM whenever I started it and one homepage was loaded.

After starting Firefox Ultimate Optimizer the RAM usage was reduced to 188 Kilobyte even with Firefox as the active window. The software does not have to be configured and sits in the system tray all the time.


Screenshots:Before FireFox Ultimate Optimizer v1.1- Yüklemeden Önce
After FireFox Ultimate Optimizer v1.1 - Yükledikten Sonra

Before Önce
Firefox Ultimate Optimizer 2009
After Sonra
Firefox Ultimate Optimizer 2009
Firefox Ultimate Optimizer 2009

mustafa filmi can dündar full

can dündarın yaptıgı belgesel bence izlenmesi gereken bir yapıt görüntü kalitesi gayet iyi atatürkün hiç bilmediginiz yönleri

İSLÂM'DA SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ

İSLÂM'DA SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ

Dinimiz, Müslümanları kardeş ilan etmiş ve bu kardeşliği imandan kaynaklanan bir sevgi ve saygı esasına bağlamıştır. Bu esasın bozulmaması için de onları karşılıklı birtakım vazifelerle mükellef kılmıştır.
Bu vazifelerden biri de, selamlaşmadır. Kur'an-ı Kerimde, müminlerin birbirlerine selâm vermeleri istenmiş ve şöyle buyurulmuştur:

"Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyi hesap eder"

Selâmlaşmak, Müslümanlar arasında sevgi ve saygıyı geliştirir, barışı sağlar, samimiyeti artırır.

Sevgili Peygamberimiz: "Amellerin hangisi daha hayırlıdır" diye soran kimseye "Yemek yedirmen ve tanıdığına-tanımadığına selam vermendir"

cevabını vermişlerdir.

Bir başka mübarek sözlerinde de: "İnsanların Allah nezdinde en makbul olanı, önce selam verendir"

buyurmuşlardır.

Selamlaşma; tanışmamıza, kaynaşmamıza vesile olmakta; aramızdaki kırgınlık ve dargınlıkları kaldırarak, birbirimize yaklaşmamızı sağlamaktadır.
Nitekim bir gün Peygamberimiz: "Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek mânâda iman etmiş olmazsınız; ben size yaptığınız takdirde,
birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız" buyurmuşlardır.

Selam vermek sünnet, almak farzdır. Müslümanların buna riayet etmemesi ise günahtır.

Kıyamet gününde, Rabbimizin rahmetine ermek ve cennetine girmek için, bu güzel duayı, yani selamı birbirimizden esirgemeyelim.
Peygamberimiz: "Asıl cimri, selamlaşmada cimrilik edendir"
buyurmuşlardır.

Cennetin kapıları açıldığında, mü'minlerin, selamla karşılanacaklarını açıklayan bir âyet meâli şöyledir:

"Rablerinden korkup sakınanlar, bölük bölük cennete götürülür; oraya geldiklerinde cennet kapıları açılır. Oranın bekçileri onlara derler ki; selam size olsun. Gönül huzuru buldunuz. Ebedi kalıcılar olarak, girin cennetlere

HZ. SÜLEYMAN (a.s) İLE KARINCA

*HZ. SÜLEYMAN (a.s) İLE KARINCA

*Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin
miktarını sorar. Karınca da, "Bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir.

Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber
(a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak
şekilde şişeyi kapatır.
Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını
yemiş, yarısını da bırakmıştır.
Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi?

Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden
yemediğini sorar.
Karınca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah(c.c) verirdi. Ben de O'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak
yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi.
Fakat bu işi sen üzerine
alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim.
Belki beniunutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllıkyiyeceğimin
yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" diye cevap verdi.
.

19 Şubat 2009 Perşembe

Fear Factor Uğur (Çok Komik) acun ılıcalı video

dehşet komik

14 Şubat 2009 Cumartesi

TeamViewer 4 build 5503

Tanımı : TeamViewer kolay ve güçlü bir uzak masaüstü yöneticisi ve aynı zamanda masaüstü bilgileri paylaşım ve transfer yazılımıdır. Firewall ve NAT proxy’ye dokunmadan çalışabilme özelliği ile hiç bir sorun çıkarmadan istediğiniz herşeyi yapmanıza olanak sağlar. Sadece TeamViewer programı ile başka bir bilgisayarın uzak masaüstüne bağlanabilir ve bir makinede yüklü olan programı her hangi bir yükleme işlemine gerek kalmadan diğerinde de kullanabilirsiniz. Bağlanmak istediğiniz bilgisayara ilk defa bağlanacaksanız daha önceden belirlenmiş olan id numaralarını girmeniz gerekmektedir.

TeamViewer’da ID numarasını ve şifreyi girdikten sonra uzak masaüstü erişimine sahip olursunuz. Dünyada yüzbinlerce insan TeamViewer’ı uzak masaüstü için en uygun, en kolay program olarak görüyor ve kullanıyor.

TeamViewer sadece uzak masaüstü yönetimi için değil arkadaşınıza masaüstünüzde ne varsa onu da göstermeniz için geliştirilmiş bu tür kullanımlar için oldukça kolay bir arayüze sahiptir. Veri transferi oldukça güvenli olup şifreleme yöntemi ile dışarıdan istenmeyen erişimlere olanak vermemektedir. Özel kullanımlar için bedava olan TeamViewer’da ayrıca chat, dosya transferi ve ana bilgisayar modu özellikleri de mevcut..

Özellikler:

* Yükleme yapmadan uzak masaüstü erişimi
TeamViewer ile internet bağlantısı sayesinde dünyanın her hangi bir yerindeki bir bilgisayara başka yükleme yapmadan ve güvenlik duvarı sorunu çıkarmadan erişim yapabilirsiniz.
* Dosya Transferi
TeamViewer bilgisayarınızdaki dosyaları karşı taraftaki bilgisayara yollayabilir yada karşı taraftan kendi bilgisayarınıza dosya taşıyabilirsiniz.
* Güvenlik Duvarının arkasından çalışır
Bir çok uzak masaüstü yazılımı güvenlik duvarları yüzünden erişim güçlükleri çeker. Ancak TeamViewer ile endişe etmeye gerek yok. Çünkü TeamViewer güvenlik duvarı arkasından çalışarak bağlanılacak bilgisayara bağlanmanın yolunu buluyor.
* Yüksek Güvenlik Standardı
TeamViewer Oldukça güvenli bir çözüm ortağıdır. Güvenlik kanalları RC4 kodlamaları ile korunmaktadır. RC4 kodlamaları https/SSL ile aynı güvenilirliğe sahiptir.
* Yüksek performans
LAN bağlantısı hızı ile internet üzerinde erişim imkanı sunar.
* Düşük fiyatlı & Bedava versiyon
Ayrıntılı ücretlendirme bilgileri aşağıda mevcuttur.

Yeni eklenen özellikler:]

* Windows Vista için uzak masaüstü bağlantı desteği sağlanmış
* Bağlantı hızı ve sıkıştırma derecesi artırılmış
* Firefox ve Opera da otomatik proxy güncellemesi sağlanmış
* Dosya transfer hızı artırılmış
* ( Unicode) Uluslarası dil karakterlerinin hepsi desteklenmiş

TeamViewer 4 Build 5503"> Download

O&o Defrag Professional 11.1.3362 Full



TANITIM
O&O Defrag Professional’in son sürümü. Windows’un kendi aracından farklı olarak NT, 2000 ya da XP çalışırken normalde kilitlenmiş olan kayıt anahtarı (registry), veri tabanları ve diğer sistem dosyalarını da düzenleyebilen başarılı bir disk birleştirme aracı. O&O Defrag Professional Edition, 3 farklı disk birleştirme yöntemi sunuyor. Bunlardan ilki olan "SPACE", dosyaları daha hızlı birleştirerek size zaman kazandırıyor. "COMPLETE/Name" yönteminde birleştirme işlemine ek olarak sabit diskin yeniden dağılmasını önlemek için disk yeniden organize ediliyor. Bu şekilde tüm dosyalar alfabetik sıraya göre diziliyor. Son yöntem olan "COMPLETE/Date" ise dosya ve veritabanı sunucuları için özel hazırlanmış. Bu yöntemde tüm dosyalar üzerlerinde değişiklik yapılma sırasına göre sıralanıyor

Boyut : 5.88 MB
Kullanım : Tam Sürüm
Program Sürümü : 11.1.3362

İNDİR

Revo Uninstaller 1.75




Standart olarak "Program Ekle/Kaldır"dan yaptığımız yazılım kaldırmaları kayıt defterindeki kalıntıları çoğu zaman silmezler. Bu yüzden ilerleyen zamanlarda sistem açılışı ve sistem içi yavaşlamaları ile uğraşmak zorunda kalırız. Bu sorunu çözmek için ek yazılımlara gereksinimimiz vardır. Revo Uninstaller ise bu yazılımlardan biridir.

Yazılımın asıl amacı herhangi bir programı kaldırma işleminde gereksiz kayıt defteri ve diğer dosya/klasör kalıntılarını bularak silmek ve böylece eksiksiz bir kaldırma işlemi yapmaktır.

Revo Uninstaller ile sistemimizden tamamen silmek istediğimiz bir yazılımı nasıl kaldıracağımızı öğreneceğiz...

Download RS?

Or

Download Dosya.tc?

Rar Pass: CW

CrazyTalk Media Studio

Arkadaşlar CrazyTalk Media Studio programının 4.6 versiyonunun full sürümü elinde olan varmı bende eski bir sürümü var kısıtlamalı olduğundanmı böyle bilmiyorum 30 sn lik konuşan fotoğraf yapılabiliyor.Bu sürümde ekstra özellikler var galiba crack yapabilen arkadaşlar ilgilenirseniz sevinirim

Firmasının web adresi : http://www.reallusion.com/crazytalk/default.asp

Els İngilizce Öğretim Dergileri 35 Sayı




Els İngilizce Öğretim Dergileri 35 Sayı


BURDAN

GetData Recover My Files v3.98.6157 Full

....::: Program HaKKıNDa :::...

Selamun Aleyküm;Recovery My Files, şu anda dünya üzerinde silinen dosyaları kurtarmakta birçok programla karşılaştırılmış ve testlerde en üst sırada yer almış başarılı bir yazılımdır. Recover My Files; silinen belgeler, grafikler, dijital kamera fotoğrafları, ZIP dosyaları, e-posta, müzik, video ve diğer tüm dosya biçimlerini geri getirmenizi sağlayan üstün özelliklere sahiptir.

Recover My Files; Geri Dönüşüm Kutusu’ndan silinmiş dosyaları, formatlanmış sürücülerdeki verileri ve hatta hiç kaydedilmemiş geçici sistem klasörlerini bile geri getirebilir. Bu işlemi gerçekleştirebilmek için uzman bir bilgisayar kullanıcısı olmaya da gerek yoktur. Program 4 temel adımda dosya kurtarma işlemini gerçekleştirecektir.

Program FAT12, FAT16, FAT32 ve NTFS dosya sistemlerinin yanında Jaz, Zip sürücü, diğer çıkartılabilir medya ve dijital kameralardaki verileri de tam olarak kurtarabilmektedir.Selametle Kalın

....::: KuLLanıLDIGI İŞLetim SistemLeRi :::...

Windows 95/98/ME/2000/XP/2003/Vista


http://rapidshare.com/files/191106826/kral10.rar.html

Serial:

QW6JK5-YJG7TM-JEY0Y7-J82JPX-X70D5U-2T0NH2-U1Q0M8-CXN7QM

Cambridge Preparation for the TOEFL Test



TOEFL(Test of English as a Foreign Language - Yabancı Dil olarak İngilizce Sınavı) IBT seti sizin TOEFL Sınavına hazırlanırken dil yeteneklerinizi geliştirmenize yardımcı olacak ve TOEFL IBT’ye hazırlanırken gerekli akademik süreci tamamlamanızda etkili olacak bir settir. Bu setle kendi kendinize TOEFL sınavına hazırlanabilir ve TOEFL sınavındaki yapıları detaylı anlatım ve testlerle görebilirsiniz.

Kitap sınavdaki yüzlerce soru çeşidinin alıştırmalarını ve aynı zamanda 4 adet deneme sınavını içermektedir. Bu set konuşma, gramer, kelime, telaffuz yetilerinin geliştirilmesine yöneliktir. CD- ROM kitaptaki online TOEFL sınavı formatında kitaptaki sorulara ek olarak 3 adet ilave testleri içermektedir. CD-ROM öğrencileri TOEFL Sınavına online bir formatta hazırlamaktadır. Yüzlerce alıştırma ile öğrencilerin akademik bir ortamda yeni sınav sistemine hazırlanması sağlanmaktadır. Konuşma, anlama, yazma ve okuma becerilerinin geliştirilmesi aşama aşama testlerle ve belirli stratejilerle sağlanmaktadır. Testlerin cevap anahtarları da yer almaktadır. Aynı zamanda sınav becerilerinin öğrenciye kazandırılması hedeflenmektedir

ALINTIDIR !!!

cd-rom

’http://rapidshare.com/files/52681308/Complete_Guide_to_the_TOEFL_Test_iBt_2007_Edition_1413023037_CDROM.part2.rar
http://rapidshare.com/files/52681145/Complete_Guide_to_the_TOEFL_Test_iBt_2007_Edition_1413023037_CDROM.part1.rar’



audio cd ler

’http://rapidshare.com/files/24254214/CD1.rar
http://rapidshare.com/files/24255997/CD2.rar
http://rapidshare.com/files/24256426/CD3.rar
http://rapidshare.com/files/24256890/CD4.rar
http://rapidshare.com/files/24260673/CD5.rar
http://rapidshare.com/files/24264366/CD6.rar
http://rapidshare.com/files/24264996/CD7.rar
http://rapidshare.com/files/24265310/CD8.rar’

Office 2003-2007 orjinal yapma!!


1.Önce aşağıda yazılı Microsoft sitesini açın.

http://www.microsoft.com/genuine

2.Sağ tarafta bulunan "Office’i Doğrula" butonunu tıklayın.

3.Eğer "ActiveX Denetimi" isterse yükleyin.

4.Bundan sonra eğer kullanmış olduğunuz lisans anahtarı yanlış ise doğrulamanın başarısız olduğuna dair bir sayfa açılacakır.

5.İnternet Explorer’ı kapatın. (Bu ÖNEMLİDİR!!!!)

6.install.bat dosyasını çalıştırın.

7.Eğer "1 Dosya Kopyalandı" yazıyorsa tamamdır.

8.’’ 0Dosya Kopyalandı" yazıyor ise bilgisayı yeniden başlatıp install.bat’ı tekrar çalıştırın.

9.Sonra ...\\windows\\system32 dizinin içindeki OGACheckControl.dll isimli dosyayını adını OGACheckControl.BAK olarak değiştirin.

10.Daha sonra verilen OGACheckControl.dll adlı dosyayı ...\\windows\\system32 dizinine kopyalayın.

11.En son olarakta 1. adımı tekrar yapın office’in doğrulandığını göreceksiniz.

Boyut: 267 Kb

Link

http://rapidshare.com/files/125485860/ofice_orjinal_yapma__YuFuSS__.rar

Türkiye yOl Haritası Full

http://www.resimbank.org/userimages/registered/1_1200740621_594_tr_karayollari_eurosoft.jpg

Yazılım içinde Türkiye Siyasi Haritası ve Türkiye Coğrafi Haritası bulunuyor. Harita, Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Komutanlığı tarafından onaylanmış en güncel harita olma öze lliğini taşıyor. Kolay arama özelliği ile Türkiye’nin tüm illerinin ve ilçelerinin yollarını detaylı şekilde görme imkanı sunuyor.
Gideceğiniz yeri seçtiğinizde yazılım size 2 farklı güzergah sunuyor. Program gideceğiniz yer için ana yollar ve tali yolları gösteriyor ve bu yönde feribot vs.. gibi yardımcı ulaşım imkanları hakkında da bilgi veriyor. Ayrıca güzergahınızın sürüş zamanını ve kaç kilometre olduğu bilgisini de verebiliyor. Yazılım, plan yaptığınız güzergahın çıkışını alarak aracınızda rahatça yolunuzu kontrol etme imkanı da veriyor. Ayrıca bilgisayarınızda plan yaparken harita üzerine yazı yazma ve not alma imkanı bulunuyor
.

Download

http://rapidshare.com/files/126751316/2008_Turkiye_Haritasi.rar

Nero yOKmu problem değil..Ashampoo var

Disk yazma programı denince birçok kişinin aklına Nero geliyor. Yalnız son birkaç sürümdür Nero’nun oldukça büyüyen setup dosyası ve hiç kullanmadığınız bir sürü özelliği sebebiyle farklı yazılımcılar tarafından Lite sürümleri çıkartılmıştı. (Bkz: Nero Lite) Bu durum bir bakıma Norton’un antivirüs programının makinaları yavaşlatma problemi gibi bir şeye dönüşmüştü. Sonuç olarak tabii ki Nero’ya birçok alternatif program türedi. Makalemizde bu programlardan bana göre en başarılısı hatta Nero’dan bile iyi olan yeni Ashampoo Burning Studio 8’den bahsedeceğim.

Cd, Dvd, Blu-ray yazabilen Ashampoo’nun kısa bir süre önce çıkan 8. sürümde bir önceki sürümde olmayan birkaç özellik eklenmiş durumda. Bunlardan ilk göze çarpan yenilikler Photo Slideshow Dvd’si hazırlama ve kapak dizayn-tasarımı seçenekleri oldu.

Disk yazarken makinayı çok yormayan program

http://www.download.com/3001-2646_4-10864483.html?spi=1a5eb1148cd84dbdee01d704653cefcd&part=dl-AshampooB"

Serial

BRS8JC-77VEE2-QGB73U

GetData Recover My Files 3.98.6220


Recovery My Files, şu anda dünya üzerinde silinen dosyaları kurtarmakta birçok programla karşılaştırılmış ve testlerde en üst sırada yer almış başarılı bir yazılımdır. Recover My Files; silinen belgeler, grafikler, dijital kamera fotoğrafları, ZIP dosyaları, e-posta, müzik, video ve diğer tüm dosya biçimlerini geri getirmenizi sağlayan üstün özelliklere sahiptir.
Recover My Files; Geri Dönüşüm Kutusu’ndan silinmiş dosyaları, formatlanmış sürücülerdeki verileri ve hatta hiç kaydedilmemiş geçici sistem klasörlerini bile geri getirebilir. Bu işlemi gerçekleştirebilmek için uzman bir bilgisayar kullanıcısı olmaya da gerek yoktur. Program 4 temel adımda dosya kurtarma işlemini gerçekleştirecektir.

Program FAT12, FAT16, FAT32 ve NTFS dosya sistemlerinin yanında Jaz, Zip sürücü, diğer çıkartılabilir medya ve dijital kameralardaki verileri de tam olarak kurtarabilmektedir.


DownloadLink: http://rapidshare.com/files/179257157/GetData_Recover_My_Files_3.98.6220_TURK.rar

Not: Alıntıdır.

Google Earth Professional 4.0.2737 + Crac

Aydaki uydulardan kendi evinizi görmeye ne dersiniz? Evet, inanılmaz olduğu kadar da gerçek bir durumla karşı karşıyayız. Google, aslında çoğumuzun hayal ettiğimiz, ama olmaz dediğimiz işi yapmış. Eskiden sadece filmlerde gördüğümüz ve şaşırdığımız işleri artık kendi kişisel bilgisayarımızla da yapabileceğiz. Belirlediğimiz bir ülkedeki tüm il, ilçe, köy, kasaba, akarsular, binalar, alışveriş merkezleri, konaklama merkezleri gibi aklımıza gelebilecek herşeyi gösteriyor bize Google. Google Earth’ın ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi, 3 boyutlu bir dünya üzerinde istediğiniz noktalara giderek, yaklaştıkça yaklaşabiliyorsunuz. Gayet net ve tatmin edici görüntüleriyle Google Earth beş yıldızlık bir uygulama. Gözünüzü dünyadan ayırmayın diyor ve bu programı şiddetle tavsiye ediyoruz. Crack ve patch mevcuttur.

Boyut: 19,5 MB

http://rapidshare.com/files/69856832/Google_Earth_Professional_4.0.2737.zip

ProShow Producer



ProShow Producer, sitemizde de bulunan ProShow Gold programının daha gelişmiş sürümüdür. Resimlerinizi bir CD’ ye kaydedip daha sonra bunları Slide Show olarak seyretmenize imkan veren ProShow programı ile oldukça etkileyici sonuçlar elde edebilirsiniz. Programın bünyesinde bulunan birçok efekt ile geçişleri daha etkileyici hale getirebilirsiniz.

280’in üzerindeki geçiş efektinden istediğinizi seçerek gösterileriniz de kullanma şansına sahip olduğunuz bu araçla özellikle geçiş ve zamanlama denetimi konusunda güzel ayarlamalar yapabilirsiniz. Resimler üzerinde döndürme, şekillendirme, renklendirme ayarları yaparak mükemmel görüntüler elde edebilirsiniz. Gerçek zamanlı bir önizleme aracına da sahip olan yazılım çalışmalarınızı VCD biçiminde kaydetmenizi de sağlamaktadır. Ayrıca fotoğraf albümlerinizi ekran koruyucu, kendiliğinden çalışır CD (AutoRun CD) ve MPEG biçimli videolar halinde de haırlayabilirsiniz. E-posta yolu ile sevdiklerinizle bu albümlerinizi paylaşabilir, yazılımın temel amacını gerçekleştirebilirsiniz


http://rapidshare.com/files/146570772/Photodex.ProShow.Producer.v3.5.2249.rar

ZC Dream Photo Editor 2008 v2.71

ZC Dream Photo Editor makes you easily blend your digital photo onto another picture (a landscape picture) in any size. You can also add some pretty frames, flowers, cartoon, jewelry, icon pictures, or write your comments on the photo to make it more beautiful and attractive. 220 masks, 100 kinds of flowers, 110 cartoon pictures, 40 jewelry pictures, 50 icons, 187 frames for you to add to your photo

Download

WinDVD Creator Platinum 3.0B001.214C00

WinDVD Creator Gold ile kolay ve hızlı bir şekilde DVD film dosyaları oluşturabilirsiniz. Oluşturduğunuz bu dosyaları düzenleyebilir, DVD’ye yazabilir ve her türlü işlemi yapabilirsiniz. Kamera veya diğer kaynaklardan gelen görüntüleri kaydedebilir, üzerinde değişik işlemler (kesme, birleştirme gibi) yapabilirsiniz. Tüm yazılabilir medyaları (DVD+/-R/RW, DVD+/-VR ve DVD-Video) desteklemektedir.


Download

color=#cc0066Addon Download
Size: 61.21 MB

Resident Evil 3: Nemesis


http://rapidshare.de/files/26258074/Resident_Evil_3.part1.rar

http://rapidshare.de/files/26261575/Resident_Evil_3.part2.rar
http://rapidshare.de/files/26325950/Resident_Evil_3.part3.rar
http://rapidshare.de/files/26320499/Resident_Evil_3.part4.rar
http://rapidshare.de/files/26313085/Resident_Evil_3.part5.rar

Resimleri Konuşturun.crazy talk 4,5Full

öncelikle bu programla resımlerınız uzerınde ufak oynamalarla mımık hareketleri ve seslendırme yapabileceginizi hatırlatmak isterim. bi çok yerde 40-50 mb arasında 30 snlık kayıtlar yapan crazy talk deneme surumlerı var.. bu lınktekı ıse 77 mb ve FULL.

http://rapidshare.com/files/33000425/CrazyTalk_v4.5_Media_Studio_Retail.exe



ALINTIDIR

Jigsaw Puzzle Platinum Edition



Jigsaw Puzzle Platinum Edition günün stresinden bir mükemmel kurtulma olanağıdır. Kendi müziğini oluşturun ve ilave edin. Bir 3D galerisi tamamlanan bulmacalarınızı sergilemanize izin verir.Verdiğim diğer paketide puzzles klasörünün içine kopyalarsanız yüzlerce puzzle oyununuz olur…

http://rapidshare.com/files/64448236/Jigsaw_Puzzle_Platinum_Bonus.zip

Antivirus Removal 2009



herkesin arşivinde bulunması gereken bir program.program ile bilgisayarınızda bulunan antivirüs programını sanki hiç kurulmamış gibi kaldırmanıza yardımcı olmaktadır.

Norton bütün ürünleri
Kaspersky AV bütün antivirus versiyonları
Avast bütün ürünleri
Avg bütün ürünleri
BitDefender bütün ürünleri

http://rapidshare.com/files/194581091/AntiVirus_Removal_2009.rar

ESET_NOD32_Antivirus_3.0.669

FAZLA söze gerek yOk eset NOd 32


http://rapidshare.com/files/145863096/ESET_NOD32_Antivirus_3.0.669_FINAL-32_BIT__TURKCE_.rar

En İyi Dosya İndiricileri Burda.!!

1:Mass Downloader
2:Free Download Manager
3:Download Accelerator Plus
4:FlashGet
5:GetRight

Mass Downloader

alt

Tanıtım:
Mass Downloader ile FTP ve web sitelerinden maksimum hızda innDirme yapabilirsiniz. İndirmelerinizi karşı sunucunun bant trafiğine göre değişik zaman aralıklarında ayarlayabilirsiniz. Program ile ZIP dosyalarını innDirmeden önce içeriğini görebilir böylece innDireceğiniz dosyada zararlı bir dosya olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

Her şeyden önce, ZIP dosyalarını indirmeden içeriğini gösterme özelliğine sahip. Bunun, içeriğinden emin olmadığınız arşivleri indirirken çok yararı dokunuyor. Bu yazılımı rakiplerinden ayıran daha birçok özellik var. Örneğin, kullanıcı arabirimindeki sütunlar, sadece işinize yarayanları görüntüleyecek şekilde özelleştirilebiliyor.

Program Internet Explorer sayfalarından sürükle bırak yöntemiyle dosya alabiliyor ve bant genişliğinizi sonuna dek kullanabiliyor. FTP ve HTTP sitelerinden veri transfer hızı çok iyi. Yazılım aynı zamanda SOCKS ve RTSP vekil sunucularını destekliyor. Yazılımın en son sürümünde etkilenen özelliklerden biri, akıcı video görüntülerini kaydedebilmesi.

Mass Downloader’ı arka planda çalıştırdığınız vakit, sistem kaynaklarını diğer uygulamalar için kullanabilirsiniz.

Dosya indirmeleri planlanabiliyor. Hatta indirme kuyruğunu, bir dosyanın indirilmesi diğerininki bittiği an başlayacak şekilde belirleyebiliyorsunuz. »Tools / Options«a tıklayın, »Download« dalını genişletin ve oradan da »Startup«a tıklayın. Burada aynı anda kaç dosya indirmenin etkin olacağını seçebilirsiniz. Program aynı anda en fazla 100 dosyanın indirilmesine izin veriyor.

Downloader’ın bir diğer heyecan verici özelliğiyse başka indirme yöneticilerinin başarısız olup yarıda bıraktıkları dosyaları indirmeye devam edebilmesi. Bu muhteşem bir avantaj. Ayrıca indirme işlemlerinin önceliklerini belirleyebiliyorsunuz. En düşük öncelik düzeyi "Background". Bu ayar, önceliği diğer sitelerden indirdiğiniz dosyalara veriyor. »High« seçeneği ise tüm bant genişliğinizi bu dosya indirmeye ayırıyor.

Diğer Özellikler:
Dosyaları parçaları bölmek
# Herhangi bir siteyi komple çekebilme
# Gelişmiş FTP desteği
# Çerez desteği
# İnnDirme planlama
# Basit kullanım
# Arkaplanda işlem yapabilme
# HTTP ve SOCKS Proxy desteği

Ayrıca programın Opera tarayıcısı desteği ve Türkçe dil desteği de bulunuyor.

Son Sürümde Neler Yeni?
# RTSP sunucusundan innDirme geliştirildi.
# Kullanıcı arayüzü geliştirildi.
# Yunanca ve Korece dil desteği eklendi.
# Bazı FTP sunucularında innDirme sırasında merdana gelen hata giderildi.

İNDİR:

http://www.metaproducts.com/download/mdsetup.exe

Tanıtım:
Download Accelerator Plus (DAP), internetten dosya innDirme hızınızı yaklaşık 400% oranında artıran ve bağlantı kopması durumunda innDirme işlemini kaldığı yerden devam ettirebilen bir innDirme yöneticisidir. Kategorisinin en iyilerinden olan Download Accelerator Plus (DAP); 10 adet dil desteğine sahiptir.

Özellikler :
# 400% daha hızlı innDirme yapar.
# Yüksek hızl için bant genişliği optimasyonu!
# Tüm popüler tarayıcılarla çalışır!
# Müzik ve video dosyalarını innDirme sırasında önizleme yapabiliyorsunuz.
# Gelişmiş innDirme kuyruğu, önceliği ve durum yönetimi
# innDirilecek dosya hakkında gelişmiş bilgi
# Tamamlanmış innDirmelerin ayrı listesi
# Yeni arayüz ile esnek dizayn ayarları
# Daha fazla hız bildirmeleri
# innDirme penceresinde innDirilecek dosyayı önizleme imkanı
# Yeni innDirme arayüzü!
# Arayüz desteği
# Milyonlarca DAP kullanıcısı için en iyi yazılım dosyaları
# 10 bağlantılı gelişmiş hızlandırıcı
# Zip dosyalarını önizleme, çıkartma
# Reklamsız kullanım(sadece kayıtlı sürüm için)

İNDİR:
http://download.speedbit.com/dap9.exe

alt


Tanıtım:
Free Download Manager, güçlü, kolay kullanımlı ve tamamen ücretsiz bir innDirme yöneticisidir. Tamamen güvenilir ve açık kaynak kodlu olan yazılım ile innDirme işlemini daha hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebileceğiniz gibi, aynı anda birden fazla dosyayı da hızlıca innDirebileceksiniz. Kullanıcı dostu arayüzüyle zorlanmadan kullanabileceğiniz Free Download Manager, hızlandırıcı, yönetici, gezgin ve planlayıcıdır.

Dosyaları parçalara bölerek innDirme işleminin daha hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlayan Free Download Manager, birçok innDirme yöneticisinin sahip olmadığı tamamlanmamış innDirme işlemlerini kaldığı yerden devam ettirebilme özelliğine sahiptir. İnnDirme işlemini %600 oranında arttırma becerisiyle vazgeçilmez bir hızlandırma aracı olan yazılım, planlayıcı özelliğiyle belirlediğiniz dosyaları konulan sıraya göre innDirir. Benzersiz bir innDirme yöneticisi olan Free Download Manager, Türkçe dil desteğine sahiptir ve tamamen ücretsizdir.

Internet Explorer’ın standart innDirme ekranı ile dosya innDirirken işleminiz yarıda kalabilir veya kesilebilir. Özellikle büyük boyutlu bir dosya innDiriyorsanız, internet bağlantısının veya bilgisayarınızın azizliğine uğrayabilirsiniz, bu da onlarca megabaytın boşa gitmesine, limitli ADSL kullanıyorsanız limitinizin gereksiz yere harcanmasına ve boşa zaman kaybına sebep olur. Yazılımın en önemli artısı ise hiç kuşkusuz innDirme işlemi sırasında bilgisayarınızın kapanması veya internet bağlantısının kesilmesi durumunda işlemi daha sonra kaldığı yerden devam ettirebilmesidir. Bu önemli özellik sizi boşa zaman kaybından kurtardığı gibi, ADSL limitinizin gereksiz yere dolmasını da önler.

Yazılımın Genel Özellikleri
# İnnDirme tamamlanmadan önce ses/video dosyaları önizleyebilmenizi ve innDirme tamamlandıktan sonra dosya biçimleri arasında dönüştürme yapabilmenizi sağlar.
# Tamamen ücretsiz, açık kaynak kodlu ve GPL lisansına sahiptir.
# Dosyaları maksimum uygun hızla innDirmenize izin verir.
# Tamamlanmamış innDirme işlemlerini yeniden başlatmak yerine, kaldığı yerden devam ettirebilmenize olanak tanır.
# İnnDirilmiş dosyaları türlerine göre organize etmenizi sağladığı gibi, güçlü planlayıcısı sayesinde innDirilmekte olan dosyaları başlatıp duraklatmanıza izin verir.
# İnternette dolaşmanız ve dosya innDirmeniz için trafik kullanımını ayarlamanıza izin verir.
# Web sitelerinin dosya ve klasörlerini görüntüleyip kolayca innDirebilmenize imkan verir.
# Web sayfalarını HTML Spider ile tamamen innDirebilmenizi sağlar.
# İnnDireceğiniz dosya için çeşitli alternatif kaynaklar bulur ve eş zamanlı olarak daha hızlı innDirmeyi sağlar.
# Sıkıştırılmış ZIP dosyalarını parçalara bölemediğinden zorunlu olarak tek parça olarak innDirir.
# Anlık innDirmeleri grafik olarak gösterir ve dosyaları 10 ayrı parçaya bölerek innDirebilir.
# Sistem kaynaklarını az kullandığı gibi, casus yazılım veya reklam içermez.
# Türkçe dahil 30’a yakın çoklu dil desteğine sahiptir.

Yazılımın Bu Sürümündeki Değişiklikler
# GNU / GPL lisansına sahiptir ve tamamen açık kaynak kodludur.
# BitTorrent desteği ile BitTorrent protokolünden dosya innDirmeye izin verir.
# Dosyalarınızı veya klasörlerinizi göndererek diğer kullanıcılar ile paylaşabilmenizi sağlar.
# YouTube, Google Video gibi video paylaşım sitelerinden video innDirebilmenize izin verir. İnnDirdiğiniz .flv uzantılı videoyu kaydedebilir veya popüler video biçimlerine dönüştürebilir.
# İnternet yoluyla uzaktan erişim ile yeni innDirmeler oluşturabilmenizi ve bunları yönetebilmenizi sağlar.
# Eğer isterseniz yazılımı başka bilgisayarlarda taşınabilir sürüm olarak kullanabilmenizi sağlar.

İNDİR:

http://files2.freedownloadmanager.org/fdminst3.exe




FlashGet, dünyaca ünlü innDirme yöneticisidir. Hemen hemen tüm innDirme yöneticilerinden daha kullanışlı, özellikli ve tamamen ücretsiz olan bir innDirme yöneticisidir. Diğer innDirme yöneticileri gibi asıl işlevi innDirme hızını arttırmak ve yarıda kesilen innDirmeleri devam ettirmektir.

Yazılımın arabirimi çok sadece ve çok az sistem kaynağı tüketiyor. Grafiklern, pencerelerin, metinlerin ve arkaplanların renklerini özelleştirebilirsiniz. »Tools / Options / Graph/Log« komutuna tıklayarak bu ayarları dilediğiniz gibi değiştirmeniz mümkün. Yazılım dosya indirme işlemlerinin saatini planlamanıza ve bazı dosyaların daha geç indirilmesini belirlemenize olanak tanıyor. Sıkça ziyaret ettiğiniz siteler için kurallar belirleyebiliyorsunuz. Bir dosya indirme işlemi yürürlükteyken yazılımı küçülterek görev çubuğuna yollayabilirsiniz.

Bu durumda yazılım arka planda çalışmayı sürdürüyor ve işlemci kullanım oranı azalıyor. Dosyaları virüslere karşı taramak için gereken anti virüs aracını da belirleyebiliyorsunuz. Yazılım, dosyaların depolama alanına yerleştirilmesi işinin altından başarıyla kalkıyor. Her dosya için farklı kategori klasörleri belirleyip, dosyaların ilgili konumlarda saklanmasını sağlayabiliyorsunuz. Örneğin, yazılımlar ayrı klasörlere, MP3 dosyaları ise müzik klasörüne gönderilebiliyor. »Manage / New Category« kısmından bu kategorileri yönetebilirsiniz. Deneyimli kullanıcılar, kendilerini hangi kategoride kaç dosya indirdiklerine ilişkin bilgilendirecek bir veritabanına da erişebilir.

Yazılımın bir diğer faydalı özelliği, BitTorrent dosyalarını okuyup indirebilmesi. İlk olarak torrent dosyalarını bilgisayarınıza indirin. Bu dosyaları FlashGet’te açmanız gerekiyor. »File / Open torrent file« komutunu verin, dosyayı seçerek »OK« tuşuna tıklayın. Dosya indirme başlayacak ve çok geçmeden aradığını dosyaya kavuşaacaksınız. İstediği dosyaları zahmetsizce, en sade şekilde indirmek isteyenler için bire bir.

Yazılımın Genel Özellikleri
# Tek tıklamayla innDirme kolaylığı
# Yarım kalan innDirmeleri kaldığı yerden devam ettirebilme (resume)
# 30’un üzerinde dil desteği (2.x sürümü için ilgili yamayı aşağıdan innDirebilirsiniz)
# BitTorrent (BT) desteği
# Opera eklentisi ile Opera ve Netscape desteği
# Tema (skin) değiştirebilme özelliği
# Çok parçalı (maksimum 10) innDirme özelliği
# %100’den %500’e varan hız artışı
# Aynı anda 8 farklı dosyayı innDirebilme
# Dosyaları otomatik olarak kategorize edebilme
# Otomatik en hızlı alternatif sunucu (mirror) araması
# Otomatik çevirmeli bağlantı sağlam
# innDirme bitince otomatik bağlantı kesebilme
# Otomatik olarak bilgisayarı kapatabilme
# Zamanlayıcı desteği ile işlem yapabilme
# innDirme hız sınırının ayarlanabilmesi
# Kendi kendini internetten güncelleyebilme
# Çok fonksiyonlu kullanıcı arabirimi
# innDirme durumunu detaylı ve sürekli görebilme
# 4GB’tan büyük dosyaları destekleyebilme
# SWF flash dosyalarını innDirebilme desteği
# Arama araç çubuğu

Yazılımın Bu Sürümündeki Değişiklikler
# FlashGet %100 temiz ve ücretsiz duruma getirildi.
# İnnDirme bittiğinde otomatik olarak virüs taraması yapabilme özelliği eklendi.
# Sistem kaynaklarını optimize etme özelliği eklendi.
# Mozilla Firefox desteği eklendi.
# "FlashGet Öneriyor" kısmı eklendi.
# BT modülü optimize edildi.
# "Yeni innDirme" penceresindeki dağınık kod onarıldı.
# Küçük geliştirmeler yapıldı.

İNDİR:
http://down2.flashget.com/flashget20en.exe



Tanıtım:
Bilindiği gibi Getright, programları internetten çıkıp tekrar girseniz bile kaldıkları yerden çekmeye devam edebilen bir program. Dosyaları birkaç koldan çekebilme özelliğini de yine bu program ile kullanabilirsiniz. Getright, bu sürümü ile artık Opera, Mozilla, Firefox, Netscape gibi Explorer dışındaki tarayıcılara da tam destek veriyor. Yine 6 sürümü ile Getright’ın verdiği hatalar oldukça azaltılmış durumda. Özellikle "Download with GetRight" seçeneği artık Getright açık olmasa da düzgün çalışıyor. Dosya gönderebilme de destekleniyor ve yeni hoş arayüzün dışında da MD5 kontrolüne de tam destek veriliyor. Form kullanarak innDirme yapılan sitelerin görülmesi de oldukça arttırılmış durumda. (Bazen sourceforge gibi mirror yani yansı seçeneği sunan sitelerden program innDirmek de oldukça zorlu olabiliyordu. Bu sürümde böyle sitelerin kullandıkları mirrorların görülebilmesi oldukça düzeltilmiş). Kısacası Headlight, bu yeni sürümde de oldukça harika işler çıkartmış.

Yazılımın önde gelen özelliklerinden biri, herhangi bir sebep yüzünden kesintiye uğramış dosyaları indirmeyi sürdürebilmesi. Torrent dosyaları için de bu yazılımı kullanabilirsiniz. GetRight’ın 6. sürümü ve yukarısı BitTorrent dosyalarını destekliyor. Eğer bu dosyalar için bir başka yazılım kullanmıyorsanız, yazılım kendini varsayılan BitTorrent istemcisi olarak ayarlıyor. Get- Right, güvenlik duvarını kendiliğinden yapılandıran Universal Plug and Play (UPnP) özelliğini de destekliyor. Yazılım, FTP ve HTTP sunucularından da dosya indirebiliyor.

Dosya indirme hızını artırmak maksadıyla, GetRight size ayna sunucuları denetleme olanağı tanıyor. Aynalar, aradığınız dosyaların başka kopyalarını içeren ek kaynaklar. GetRight ile indireceğiniz dosyanın ek aynalarını arayabilirsiniz. Yapılandırma penceresinde bunun için »Mirror Search« kısmına gelmelisiniz. Buradan aynaları elle ekleyebilir ya da otomatik arama başlatabilirsiniz. Daha yakındaki aynaları seçmek için »Mirror Options « kısmına gidip yaşadığınız yeri belirtebilir, böylece indirme hızına hız akatabilirsiniz. Yazılımın kullanıcı arabirimindeki sesli uyarılar da buradan kontrol ediliyor. »Interface«e tıkladığınızda sesleri ve simgeleri özelleştirebilirsiniz. Aynı zamanda bildirim alanı simgesini ve bu alanda görüntülenecek bilgileri seçebilirsiniz. »Automatic Mode« özelliği sayesinde bu işlemleri otomatikleştirebilir ve aynı anda kaç dosyanın indirilebileceğini seçebilirsiniz.

Bu yeni sürümü ile Getright’a eklenen özelliklere bir gözatacak olursak :

# Torrent Desteği (En sonunda bir innDirme yöneticisinden beklenen bir destek. Artık Torrent dosyaları da, anonim innDirme şeklinde yüklenebiliyor)
# Dosya innDirmenin yanısıra gönderebilme desteği
# İstemci / Sunucu kipi desteği ile ağ üzerindeki tüm bilgisayarların tek bir sunucu üzerinden dosya innDirmelerini yürütebilme
# Senaryo dilleri desteği
# Getright dahili Proxy sunucusu desteği ile diğer tüm programların dahili güncellemelerini de Getright üzerinden yapabilmelerine olanak sağlama
# MD5 onaylayıcısı desteği ile bir seviye daha ileri dosya güvenliği
# Yeni geliştirilmiş hareketli simgeler, grafikler ve arayüz
# Önceki Pro olmayan Getright sürümlerini de tam olarak destekleme ve yedek almaya gerek duymadan üzerine kurulup kaldırılabilme
# Hızlandırılmış arabirim ve azaltılmış işlemci kullanımı
# Önceki sürümlerdeki hataların giderilmesi ve daha da geliştirilmiş tüm tarayıcılar desteği
# RSS’ler ile de innDirme yapabilmek için Podcast eklentisi
# FTPS Desteği
# Senaryo Yöneticisi
# Klasik araç çubuklarını da destekleyebilme
# Getright tarayıcısı ile olan bazı sorunların (boşluklar, kilitlenmeler, vs..) giderilmesi
# Tarayıcı içinde de dahili olarak RSS desteği

İNDİR:
http://download.getright.com/getright_pro_setup.exe

Adobe® Photoshop® Lightroom™


Resmi Göremezseniz Buradan Bakabilirsiniz...

Adobe® Photoshop® Lightroom™ yazılımı, profesyonel fotoğrafçılar için yepyeni, eksiksiz bir araç kutusu gibi. Kullanımı birebir fotoğrafçılar için tasarlanan bu muhteşem yazılımla binlerce dijital fotoğrafı yönetmek, düzenlemek, her türlü ayarını yapmak artık son derece kolay. Fotoğrafçılar Photoshop Lightroom ile artık bilgisayarın önünde geçirdikleri zamanı azaltıp, objektifin arkasında daha fazla zaman geçirebilme imkanına sahip.

Hepsini okur, orijinali görür
Lightroom, 150’den fazla RAW formatını tanır. Üzeride çalıştığınız format ne olursa olsun (JPEG, TIFF, DNG ya da RAW), orijinal fotoğraf ayrıca saklanır ve düzenlemeler asla orijinal dosyayı etkilemez. Böylece her zaman başa dönme ve değişik alternatifleri uygulama şansınız olur.

Seçkin olduğu kadar da tertipli bir arayüz
Kullanmayı çok rahat öğrenebilir ve arayüze kolayca alışabilirsiniz. Yapacağınız işe göre karşınıza sadece gerekli olan araçları getirebilir, hızlı ve efektif çalışabilirsiniz.

Profesyonel düzenleme araçları
Fotoğraflarınıza ince ayar çekerken kullanabileceğiniz hedefe yönelik araçlarla beyaz ayarı, pozlama, ton eğrileri, objektif kusurları ve renk çalışmaları yapmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.

Lightroom ve Workflow
Adobe Photoshop Lightroom, bugünün fotoğrafçısı için vazgeçilmez bir araç kitidir. Hızlı, kullanımı kolay ve binlerce fotoğrafın üstesinden gelebilecek kadar efektif bir araçtır.

Yönetim
Fotoğrafları koleksiyonlar halinde organize etmek, aradıklarınızı kolayca bulmak, değerlendirmek, karşılaştırmak ve anahtar kelimelerle kategorize etmek için Library modülünü kullanabilirsiniz.

Geliştirme
İster tek bir fotoğrafa, ister tüm fotoğraflara aynı anda renk düzeltmesi, beyaz ayarı, pozlama ayarı, ton eğrisi ve renk düzenlemesi yapmak için Develop modülünü kullanabilirsiniz.

Geliştirme özellikleri
Müşterilerinize sunum yapmak için yüksek baskı kalitesinde indeks çıktılar alabilir, Web’de sofistike online galeriler hazırlayabilir ve slayt gösterileriyle sunum yapabilirsiniz.

Part1
Part2
Part3

Alıntıdır...

Amrikan güreşi




OYUN FULDÜR ARKADAŞLAR RAHATCA OYNAYABİLİRSİNİZ...
İNDİR

İnternet Explorer sözlük eklentisi

Bu özel eklenti, web sayfalarında gezinirken seçili hale getirdiğiniz kelimelerin, İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce karşılığını farenizin sağ tuşu yardımıyla açılan menü sayesinde çok kısa bir sürede öğrenebilmeniz için yapılmıştır.

http://sozluk.ingilizce.tk/Sozluk_Eklentisi.exe

Program Adı:Internet Explorer Sözlük Eklentisi
Boyut:45.00 KB
Dili:Türkçe
Ücretsiz (Freeware)

Go1984 Programı Türkçe

Arkadaşlar Go1984 güvenlik kameraları yönetim ve kayıt programıdır. Bir hayli dolgun fiyata sahiptir. Bu programda pekçok özellik bulabilirsiniz. Programı Türkçe olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca Türkçe kullanma kılavuzunu da içine koydum.

Programın özelliklerine buradan ulaşabilirsiniz: http://www.go1984.com/

http://www.filefactory.com/file/afg9c51/n/go_multilanguage_zip

Not: Alıntıdır

Hunting Unlimited 2008-Av oyunu

Av Oyunu

http://rapidshare.com/files/132824416/Hunting__Unlimited__2008_max_grab.part1.rar

http://rapidshare.com/files/132825459/Hunting__Unlimited__2008_max_grab.part2.rar

Sifre:www.maxgrab.org

Photo Stamp Remover Full

İngilizce Açıklaması :


Make Photos Perfect with Photo Stamp Remover
Photo Stamp Remover is a photo correction utility that can remove scratches, dust, stains, wrinkles, tears, date stamps and other unwanted artifacts that appear on photographs. Offering a fully automatic process, the program uses an intelligent restoration technology to fill the selected area with the texture generated from the pixels around the selection, so that the defect blends into the rest of the image naturally. What takes hours to correct using the clone tool, can be accomplished in a minute using Photo Stamp Remover.

Rar Pass : by_mmb_CW

Link : http://www.4shared.com/file/86963392/66bfc340/Photo_Stamp_Remover.html

Protectıon : Asprotect 2.1 X SKE

4 Professional V. 4.8.1282 FuLL



14 Kasım 2008 tarihli en güncel avast antivirüs programıdır!
Sayısız yenilik entegre edilmiştir!
Daha önce karşılaşılan bug’lar giderilmiştir!
Yapmanız gereken programı kurmak içindeki keygeni çalıştıırp, serial i girmek!
Test edilip, onaylanmıştır!


http://rapidshare.com/files/163361122/avast__4_Professional_Version_4.8.1282.rar

Rar şifresi yoktur

Cute FTP 8.0 Full + Serial + Türkçe Yaması

Web Site Ftp Yönetimi İçin En İdeali Diyebilirim

http://rapidshare.com/files/103381112/Cute_ftp_8.rar

rar şifresi :www.kampuscum.com


Bilgisayar görüntüsünü TV’ye Aktarmak




İlk Önce Gereklı Olan Donanımlar :

1-Ekran Kartınızın s-Video Çıkışı.
2-Televizyon’unuzun S-Video Girişi Olacak

Şimdi Ekran Kartınızın Kutusundan Çıkan S-Video Kablosunu
Bir Ucunu Ekran Kartınızın Çıkışına
Bir Ucunuda TV’nizin S-Video Girişine Takacağız.

Ve TV’mızın Kumandosun’dan AV Tusuna Basıp Bilgisayarınızın Görüntüsünü
TV’den Seyredebiliriz.

Souru 1-) Benım TV’de S-Video Girişi yok Nasıl Görüntü Aktarırım ?

Cevap: Eğer TV’nizde S-Vide Girişi Yokise "Scart Çevirici" Kullanabilirsiniz.


Scart Çevirici :
Fiyatı :2-5 YTL Arası.

Soru 2-) Benim Bilgisayarda S-video Çıkışı Yok Nasıl Yapacağım?

Cevap: Eğer Bilgisayarınızda S-Video Çıkışı Yok ise Bilgisayarınızın

VGA Çıkışına(Monıtör Çıkışı) Ek Olarak S-Video Çeviricisini Takarak

S-video Çıkışına Sahip Olablirsiniz.


S-Vide Çevirici:
Fiyatı : 20-50 YTL Arası.

Küçük Bir Görünüm :)

ProShow Producer



ProShow Producer, sitemizde de bulunan ProShow Gold programının daha gelişmiş sürümüdür. Resimlerinizi bir CD’ ye kaydedip daha sonra bunları Slide Show olarak seyretmenize imkan veren ProShow programı ile oldukça etkileyici sonuçlar elde edebilirsiniz. Programın bünyesinde bulunan birçok efekt ile geçişleri daha etkileyici hale getirebilirsiniz.

280’in üzerindeki geçiş efektinden istediğinizi seçerek gösterilerinizde kullanma şansına sahip olduğunuz bu araçla özellikle geçiş ve zamanlama denetimi konusunda güzel ayarlamalar yapabilirsiniz. Resimler üzerinde döndürme, şekillendirme, renklendirme ayarları yaparak mükemmel görüntüler elde edebilirsiniz. Gerçek zamanlı bir önizleme aracına da sahip olan yazılım, çalışmalarınızı VCD biçiminde kaydetmenizi de sağlamaktadır. Ayrıca fotoğraf albümlerinizi ekran koruyucu, kendiliğinden çalışır CD (AutoRun CD) ve MPEG biçimli videolar halinde de hazırlayabilirsiniz. E-posta yolu ile sevdiklerinizle bu albümlerinizi paylaşabilir, yazılımın temel amacını gerçekleştirebilirsiniz. Keygen mevcuttur.

Boyut: 17 MB

download with alplion

Dev gibi ve dokunmatik!

amsung’un dokunmatik 50 inç LCD ekranı

Samsung’un yeni LCD’si sadece boyutlarıyla değil, çoklu dokunmatik teknolojisi ile de dikkat çekiyor



Samsung, 50 inç’lik dokunmatik ekranıyla CES’te ziyaretçilerin ilgi odağı olmayı başardı.

Dokunmatik ekranlar cep telefonlarında hızla yaygınlaşıyor. Şimdi de laptop ekranları dokunmatik teknolojisiyle tanışmaya başladı. Ancak görünen o ki, yakın gelecekte dev LCD ekranlarda da bu teknolojiyi sıklıkla görmeye başlayacağız.

Samsung imzasını taşıyan 50 inç’lik LCD ekran, görenleri kendine hayran bırakmayı başarıyor. Tabii ki bunun nedeni sadece 50 inç büyüklüğe sahip olması değil, aynı zamanda multitouch, yani çoklu dokunmatik desteği de sunuyor olması.

Sadece dokunuşla ekrandaki her obje dilenilen şekilde hareket ettirilebiliyor ve kontrol bu şekilde sağlanabiliyor. Samsung’un ilk kez CES fuarında tanıttığı ekran’ın ne zaman piyasada olacağı ya da fiyatı hakkında net bir açıklama yapılmış değil.

Kaynak

Exel eğitimleri

CD-ROM Data Firmasinin çikardigi Excel Ögreniyorum cd si full versiyonu

orjinal cd kopyasidir.

http://img98.imageshack.us/my.php?image=22kl6.gif

İNDİR

http://rapidshare.com/files/98346724/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part1.rar
http://rapidshare.com/files/98486380/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part2.rar
http://rapidshare.com/files/98489877/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part3.rar
http://rapidshare.com/files/98491749/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part4.rar
http://rapidshare.com/files/98498121/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part5.rar
http://rapidshare.com/files/98499597/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part6.rar
http://rapidshare.com/files/98506510/A.dan_Z.ye_EXEL_hakkinda.hersey.part7.rar

partlar kontrol edildi saglamdır...



Microsoft WordXP Eğitimi (Video)

http://img98.imageshack.us/my.php?image=71083314no4.jpg

Toplam boyutu: 286mb
parça boyutu: 10mb

color=#ff6600http://www.box.net/shared/gr8c13ct41
color=#ff6600http://www.box.net/shared/2noxkq6o1a
color=#ff6600http://www.box.net/shared/t72k6x99go
color=#ff6600http://www.box.net/shared/r4fpxhn2e2
color=#ff6600http://www.box.net/shared/iqekj644z9
color=#ff6600http://www.box.net/shared/hgbm6yvklx
color=#ff6600http://www.box.net/shared/vel5bstntv
color=#ff6600http://www.box.net/shared/xm7q856pg8
color=#ff6600http://www.box.net/shared/05anf63v5x
color=#ff6600http://www.box.net/shared/vdq20mckp6

color=#ff6600http://www.box.net/shared/7ru3vcqny8
color=#ff6600http://www.box.net/shared/5sasmpeh8q
color=#ff6600http://www.box.net/shared/inb6phhtse
color=#ff6600http://www.box.net/shared/2vlgj29cry
color=#ff6600http://www.box.net/shared/md6kfva8b7
color=#ff6600http://www.box.net/shared/4ye0lo4g4f
color=#ff6600http://www.box.net/shared/k73arzioah
color=#ff6600http://www.box.net/shared/ae1e1cesgv
color=#ff6600http://www.box.net/shared/byzubrfg99
color=#ff6600http://www.box.net/shared/jncerf8jco

color=#ff6600http://www.box.net/shared/r7srjx4n87
color=#ff6600http://www.box.net/shared/ag5acz49r6
color=#ff6600http://www.box.net/shared/m6og4l2d0j
color=#ff6600http://www.box.net/shared/kgruay18dh
color=#ff6600http://www.box.net/shared/rzvxcsc8tg
color=#ff6600http://www.box.net/shared/3aqgaqpd0k
color=#ff6600http://www.box.net/shared/lg9djz3tol
color=#ff6600http://www.box.net/shared/pk71mmisg5
color=#ff6600http://www.box.net/shared/gi5eh2dv9c
color=#ff6600http://www.box.net/shared/g96cl3enau
color=#ff6600http://www.box.net/shared/ch62ea4b8j

partlar kontrol edildi....


Nero PhotoShow Deluxe 5

Tanıtım :
Piyasaya yeni çıkan bu program ile Dijital Fotoğraf makinanız ile çektiğiniz fotoğraflarınızı değişik şekillerde eğlenceli vakit geçirerek düzenleyebilirsiniz. Neredeyse tüm resim düzenleyici programlarda olan özellikler ve daha fazlası var.

http://www.ziddu.com/download.php?uid=ZbGgmpSlaKugmZWtr6yZlJyiYbGWlZSt1

Uydu ve Uydu Yayıncılığı Tarihi

Uydu Yerden 36000 km Uzakta Uzayda Bulunan Bir Nevi Ayna Görevi Gören Yerden Aldığı Sinyalleri Tekrar Daha Geniş Alanı Kapsayarak Aynı Sinyali Dünyaya Gönderen Cihaza Uydu Denir.
İnsanlar Çanak Anten Kullanarak Uydudan Gelen TV Yayınlarını Seyrederler. Uydunun Kolaylığı İse Engebeli Coğrafyada Yer Vericilerin, Yayınlarının Ulaşamadığı Yerlerde Uydular TV Yayınlarını Kaliteli Olarak Ulaştırırlar.

Uydular Yalnız İnsanların TV Seyretmeleri İçin Değil Bir TV Görüntüsünü Ülkeden Ülkeye Yayını Taşımaktır. Hatta Dünyanın Herhangi Bir Yerinden Anında Canlı Yayın İmkanı Vermektedir.
TV Yayınlarının Yanında Haberleşme, Telefon, Data, Internet Erişimini Sağlayarak Uydunun Özelliğine Göre, Dünyadaki Bir Arabanın Plakasını Görme, Dünya Fotoğrafını Çekebilen Uydular, Askeri Amaçlı Casus Uydular, Uzay Fotoğrafları Çeken Teleskop Uydular Gibi Sıralanabilir.

Uydu Ekvator Üzerinde Dünya İle Aynı Anda Dönerler, Uyduyu İten İçinde Bulunan Gaz Vardır.Bu gaz Uyduyu İleri İtmek İçin Kullanılır. Elektrik Enerjisi İse Her İki Tarafa Açılmış Güneş Panellerden Sağlar. Uydunun Kendisi Üzün Ömürlüdür. Ancak İçindeki Yakıt Olan Gaz Bitince Ömrü de Bitmiş Olur. Yani Tekrar Doldurulmayan Çakmaklara Benzerler, Tekrar Uzaya Gidip Gaz Doldurulamaz mı?
Tabi ki Gidip Doldurulur. Bunu (Thor 01° West) Uydusunda Yaptılar Ama Bir Uydunun Ömrü 12 Yıl Düşünürsek Gidip Gaz Doldurdun mu 24 Yıla Çıkacak,
Zaten Uydu Fırlatılırken 10 Yıl Eski Teknoloji İle Fırlatılıyor. Uzaya Doldurmaya Gittiğinde 22 Yıl Önceki Teknolojiye Gaz vermiş Oluyorsun. Artık Bugün 20-30 Yıl Eski Teknoloji Kullanmak Kolay Olmasa Gerek!
Çünkü Teknoloji Gelişiyor. Teknoloji Geliştikçe Uzaya da Yeni Teknoloji Göndermek Gerek. Örnek; Türksat 2A Uydusu 10 Yıl Önceki Teknoloji İle İmal Edildi.
Uydunun Yörüngedeki Hareketi Uydu Devamlı Gazını Kullanarak İleri İtmez. Uydu Çizgisinden 150km Aşağı Düşer. Yer İstasyonu 300km Yukarı Fırlatır. Yani Elinize Bir İp Alırsınız ipin Ucunu Hızlı Bir Şekilde Elinizi Yukarı Aşağı Sallarsınız Nasıl Dalgalanır Uydunun Hareketi de Aynıdır. Günümüz Dijital Yayınlar, Internet ve Cep Telefonları var. Uydu Teknolojilerini de Yenilemek Lazım.

DOĞRUDAN EVE (DTH) UYDU YAYINCILIĞININ KISA TARİHÇESİ

1945
Bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke jeosenkron yörüngeye (ekvatorun 36 000 km yukarısına) konulacak üç uydu ile bir global haberleşme sistemi kurulması olanaklarının ana hatlarını açıkladığı makalesini yazar. Makaleye göre bu üç uydu birbirinden eşit uzaklıkta olacaktır.
1962
Tel star 1 uydusu yardımıyla Fransa’dan ABD’ye ilk TV yayını aktarılır. Kongre Haberleşme Uyduları kanununu onaylar ve COM SAT teşkil edilir.
1972
ABD hükümetinin "Açık Gökyüzü" politikasını benimsemesi sonucu özel sektör uydu yatırımlarına başlar.
1973
Kanada kuzey Amerika’da bulunan ilk sabit uydu Anik1’ i çalıştırmaya başlar.
1974Western Union ilk sabit amerikan uydusu Westar 1’i atar. Onu hemen Westar II izleyecektir.
1975
HBO Satcom1 üzerindeki ilk uydu yayın sistemine başlar. Yayın kablo şirketlerine aktarılır.
1976
Taylor Howard kendi ev yapımı çanağıyla C-bandı uydu yayınlarını izleyen ilk kişi olur.
Federal Haberleşme Komisyonu terminallerde belirli minimum performans düzeylerini tutturmaları kaydıyla 4,5m çanakların da kullanılabilmesini onaylar. (daha önceki standart 9m idi)
HBO uydu yardımıyla "Thrilla from Manila" ağır sıklet boks maçını yayınlar. Ted Turner Amerikanın ilk super istasyonunu kurmak için kolları sıvar.
Christian Broadcasting Networks (Daha sonra The Family Channel oldu) ilk uydudan aktarılan temel yayın hizmetini başlatır.
1978
Taylor Howard "Düşük maliyetli bir uydu tv sistemi" isimli el kitabını yayınlar. Doğrudan eve (DTH) uydu yayıncılığı tüm dünyadaki amatör radyocuların da devreye girmesiyle hız kazanır.
1979
FCC uluslararası haberleşme amaçlarıyla kullanılacak olanlar dışındaki çanak kullanım izinlerini isteğe bağlı hale getirir.
Neiman Marcus "his-and-hers" Noel kataloğunun kapağına Scientific Atlanta yapımı ev uydu TV cihazlarını da koyar. Iki çanaklı sistemin fiyatı $36.000
1980
National Microtech fiyatı $10.000 altındaki ilk ev uydu sistemini piyasaya sürer.
Satellite Television Corp. ilk defa BSS bandında bir DBS sistemi kurmak ve işletmek için FCC ye başvurur. Daha sonraki yedi ayda 13 DBS başvurusu daha olur.
Stanley S. Hubbard ilk DBS lisansını alır ve daha sonra U.S. Satellite Broadcasting’I başlatır.
1983
Hughes Communications tarafından kablo TV dağıtımına tahsis edilen ilk uydu Galaxy I fırlatılır.
1984
Başkan Reagan kablo haberleşmeleri yasasını imzalar. Yasa Md .705 de şifresiz uydu televizyon yayınlarının özel amaçlarla alınmasını serbest bırakmaktadır.
1985
HBO şifreli Cinemax ve HBO yayınlarının ev uydu tv izleyicilerine yerel kablo şirketleri kanalıyla pazarlanması girişimini başlatır. Şifreli tv yayınlarının adil ve makul ücretlerle yapılmasını güvence altına alma konusunda yasa önerisi hazırlanır.
C-Bandı sistem sevkıyatları endüstrinin rekoru olan 735.000 rakamını bulur.
1986
HBO film yayınlarını tamgün şifreleyen ilk kanal olur. Endüstri, basındaki olumsuz yayınlar ve kablocuların çanak karşıtı kampanyasından olumsuz etkilenir. Çanak sevkıyatları 235.000 adede düşer ve perakende uyducuların %50 si işini tasfiye eder.
Prime Time 24 ve Net link uzak şebekeleri pazarlamaya başlar.
SPACE ve DBSA uyducular birlikleri birleşerek SBCA yı teşkil ederler.
1987Şebeke yayınlarının paketlenmesi, tüketici erişimi ve çanak sahibinin hakları gibi çeşitli konularda yasalar yapılır.
Türkiye’de ilk uydu yayınlar izlenmeye başlanır. Bu yayınların izlenmesi için gerekli teçhizatın ithali, imali ve sistem kurulması TGM onayına bağlanır. TGM kurulan her alıcı için izlenen kanal sayısına göre yıllık ruhsat harcı almaktadır.
1988
ABD de Korsancılık alır yürür. General Instrument VideoCipher II Plus projesini açıklar. SBCA(uyducular konfederasyonu) sinyal hırsızlığıyla mücadele etmek üzere Anti-Korsan Görev Gücü’nü kurar.
Başkan Reagan "evden uydu yayını izleme" yasasını onaylar. Bu yasaya göre TV yayınlarının telif hakkı vardır ve uydu sinyal hırsızlığının cezaları arttırılmıştır.
Türkiye’de polyester çanak üreticilerinin sayısı artmıştır. En küçük 2m çapındaki prime-focus (parabol) çanaklarla Alman Tele-5, 3-Sat, RTL gibi 5 kanal izlenebilmektedir.
1989
ABD de korsanlık salgın halini alır. Telif hakkı sahipleri bu durumda ürünlerini pazardan çekmekle tehdit ederler.
Türksat uyduları proje safhasındadır. Türkiye’de ilk özel radyolar ve özel televizyon için çalışmalar başlar.

1990
Hughes Communications, NBC, News Corp. ve Cablevision Systems güçlü bir DBS yayını olan Sky Cable projesini açıkladılar. Ortaklıkta problemler çıktı, iş sonunda Hughes in elinde kaldı projenin ismi de Direc TV oldu.
General Instrument ın VCII VideoCipher uydu dekoder cihazı problemleri nedeniyle VCII-Plus şekline dönüştü.
Büyük zararlar yaşayan iki rakip BSB ve News Corp ingiliz Sky Broadcasting i oluşturacak Sky Tv birleşmesini desteklediler.
1991
Prime Star sınırlı sayıda analog yayın sunan ilk orta güçlü Ku bandı yayınına başladı.
Daha sonra U.S. Satellite Broadcasting adını alacak olan, Hubbard Broadcasting, Hughes Communications firmasının ilk DBS uydusunun beş transponderini satın aldı.
1992
Kongre Başkan Bush ’un Kablo yayın yasası vetosunu reddedip uydudan aktarılan kablo yayıncılığına alternatif DBS işleticileri gibi multikanal video servis sağlayıcılarını yasallaştırır.
General Instrument ilk olarak uydudan digital HDTV yayını yapar.
ABD de Milli Kırsal Haberleşme Kooperatifi Hughes ile anlaşarak tüm Amerika kırsalında müstakil yayın hakkını alır.
1993
Amerikanın ilk yüksek güçlü DBS uydusu DBS-1 bir Ariane roketiyle Fransız Guyana’sından atılır. Uydu DirecTV ve U.S. Satellite Broadcasting yayınlarını taşıyacaktır.
VCII akımının durup VCII-Plus dönüşümünün yapılmasıyla C-bandı yayınları satışında patlama yaşanır.
1994
DirecTV, U.S. Satellite Broadcasting ve Thomson Consumer Electronics ilk DSS sistem satışlarını yaparlar. Yıl sonuna kadar , DirecTV nin 320,000 abonesi olur. DirecTV Cape Canaveral dan 101-derece konumundaki DBS-2 uydusunu da atar.
Prime Star orta güçteki bir Ku-Band uydusunu kullanarak ülke çapında yayıncılığa başlar. Şirketin 1994 de 250,000 kadar abonesi olur.
ABD de C-Band sevkıyatları tarihi rekorlarını kırmaya başlar. Sadece ağustos ayı 85,000 ve yılın toplamı 646,000 olur.
1995
Tee-Comm’in AlphaStar DBS yayına başlayacağını ilan eder..
DirecTV, USSB ve Prime Star 1995 yılında reklam için yaklaşık $170 milyon harcayacaklarını ilan ederler.
DirecTV 101 derecedeki yörüngesine DBS-3 uydusunu atar.
FCC Advanced Communications firmasının 110-derecedeki yörünge tahsisini DBS sistemi kurulması için gerekli yatırımı zamanında yapamadığı gerekçesiyle iptal eder. Bu Prime Star in yüksek güce geçme gayretini de tereddütte bırakır. Bu sefer FCC 110 derecedeki DBS kanallarını açık arttırmaya çıkarmayı oylar.
EchoStar DISH hisselerinden 4 milyon adedi $17 dan arz edilir ve bu şekilde $63 milyon toplanır. Yıl sonuna kadar EchoStar 119-derece yörüngesindeki yerine ilk uydusunu atar.
ABD de C-Bandı 2.3 milyon abone ile zirveye ulaşır.
1996
Bir FCC açık arttırması sırasında MCI , EchoStar ve Tempo/TCI Satellite firmalarını geçerek 110 derece yörüngesindeki 28 DBS frekansını alır. Şirket bu spektrum için $682.5 milyon ödeyecektir. MCI ve ortağı News Corp. yeni bir yüksek güçlü DBS devi Amerikan Sky Broadcasting un doğuşunu açıklarlar. Aynı açık arttırmada, EchoStar da başarılı bir şekilde 148 derece yörüngesini $52.6 milyona alır.
U.S. Satellite Broadcasting IPO yu kurar. Wall Street buna heyecanla karşılık verir. $27 den piyasaya çıkan USSB hisseleri ilk günün sonunu yüzde 29 artarak tamamlar.
EchoStar 4 Martta DISH Network ü kurar. Yıl sonuna kadar , DISH 350,000 abone edinir. Şirket ayrıca Cheyenne, Wyo., da bir uplink istasyonu kurar ve 119 derecedeki ikinci uydusunu atar.
DISH Network DBS de fiyat savaşlarını başlatır. Yeni abonelerine verdiği cihaz fiyatlarını $199 dolara kadar düşürür.
AlphaStar, Kanadalı cihaz imalatçı firması Tee-Comm Electronics in desteğiyle orta güçte DBS yayıncılığına girişir.
DirecTV 2 milyon abone sınırını geçer.
1996
Telekomünikasyon yasası yürürlüğe girerek sektörün tabi olduğu yasalarda deregülasyona gidilir ve bazı sınırlamalar kaldırılır.
Türkiye’de ilk Dijital uydu alıcıları kullanılmaya başlar. Yaklaşık $2000 maliyetteki alıcılar özellikle özel İtalyan kanallarının izlenmesi için kullanılmaktadır. Hotbird uydusundan 8 kadar dijital (MPEG-2) FTA kanal alınabilmektedir.
1997
DirecTV 3 milyon abone sınırını da geçer. EchoStar’ın DISH Network ü ise 1 milyon sınırına varır.
TCI Satellite 119 derecedeki yörüngesine TEMPO-1 uydusunu yerleştirir. Şirket tam faal olduğunu söylemektedir ama bu uydunun bazı problemleri vardır ve yörüngede bulunduğu 2.5 yıl boyunca TSAT veya Prime Star tarafından hiç kullanılmaz.
EchoStar 61.5 dereceye Echostar-3 ü yerleştirir.
EchoStar ve ASkyB ,News Corp.ve MCI ortaklıkları DBS yatırımlarını birleştirmeye karar verirler. Ancak kısa süre sonra News Corp. PrimeStar ile görüşmeye başladığında ilişki bozulur. Her iki taraf da birbirine milyar dolarlık davalar açarlar.
Prime Star ASkyB i DTH işine $1.1 milyar dolarlık bir alışverişle dahil eder.
ABD AlphaStar ve Tee-Comm Electronics ortaklığı iflas eder.Ağustos ayında yayınlar 55,000 abonesiyle karanlığa gömülür.
Türkiye den BBC ve RAI dekoder abonelikleriyle , Nordic D2Mac yayınları ise korsan olarak izlenmektedir. Yerli tek şifreli (analog nagravision) kanal Cine-5 futbol maçları gösterimi tekel hakkını alır ve korsan dağıtımlara karşı davalar açar.
1998
Türkiye’de ORBIT DBS abonelikleriyle Amerikan ve Ingiliz kanalları izlenmeye başlanmıştır. Türkiye’den izlenebilen digital FTA yayınların sayısı 50 ye ulaşmıştır. Bunlardan bazıları Türksat 1C ve 1B den yapılan dijital Türk özel yayınlarıdır.
ABD de DirecTV 4 milyon abone sınırını da geçer.
Kablo devi Tele-Communications Inc. multimilyar dolarlık bir alışveriş sonucu AT&T nin eline geçer.
Adalet bakanlığı Prime Star/ASkyB ortaklığına karşı çıkar.
EchoStar 148 derece yörüngesine 4 üncü uydusunu da atar.
EchoStar ASkyB hiselerini News Corp. ve MCI/WorldCom dan satın almaya karar verir. Anlaşma şirkete 119 ve 110 derecedeki iki tam -CONUS yörüngesinde kontrol edici yetkiyi sağlar.
DirecTV ve USSB tarafından kullanılan DSS markası yok olur. DirecTV $1.3 milyarlık bir anlaşma sonucu USSB yi alır. DirecTV ayrıca 101 derece pozisyonuna yeni bir uydu atma ve DBS-1 i 110 dereceden USSB dolayısıyla edindiği yörüngeye aktarma kararını açıklar.
ABD de DTH 10 milyon abone sınırını geçer.
BSkyB SkyDigital işine girişir.
1999
DirecTV iki kısımlı $1.83 milyar eden bir anlaşmayla Prime Star i almaya karar verir. Teklifin içinde 119 derecedeki TEMPO uydusu ve aboneleri de vardır. Anlaşmanın birinci kısmı ilkbaharda DirecTV’ nin USSB yi satın almasıyla tamamlanır. Anlaşma sonunda DirecTV 7.4 milyon abone sahibi olmaktadır.
EchoStar’ın DISH Network ü 2 milyon aboneyi geçer. FCC EchoStar’ın ASkyB , News Corp. ve MCI/WorldCom ile olan anlaşmasını onaylar.
NRTC’nin DirecTV işi 1 milyon aboneyi geçer. NRTC/DirecTV işbirliğiyle Pegasus Communications 500,000 abone edinir.
ABD de Her üç multikanal abonesinden ikisi DBS yayınını tercih etmektedir.
Türkiye’deki DBS girişimcileri altyapı çalışmalarını tamamlayıp RTÜK onayını almışlardır. ve uydunun yerden uzaklığı 36 000 km dır.

Tüm internet Tarayıcıları

Google Chrome 2.0.160

Google Chrome minimal tasarımıyla son derece pratik bir alternatif bir web tarayıcısı. İnternet kullanımının yaygınlaşması ve gelişmesiyle birlikte bu alanda en önemli yapılardan olan web tarayıcılarının rekabetine bir yenisini ekleyen internet devi Google programın hızlı, basit ve güvenli yapısını ön plana çıkarıyor.

indir

FireFOX 3.06

Mozilla firmasının gözbebeği durumundaki Firefox’un yeni versiyonu çıktı. Bu yeni versiyon ile birçok yeni özellik ve geliştirme de bizleri bekliyor. Internet Explorer’a karşı en ciddi rakip olarak tanımlanan Firefox’un bu yeni versiyonu da aradaki rekabeti iyice kızıştıracak gibi görünüyor. Sahip olduğu kullanım kolaylıkları ve açık kaynak kodlu bir yazılım olması dolayısıyla kullanıcıları cezbeden Firefox kendini geliştirmeye ve değiştirmeye devam ediyor. Bu gelişimin geldiği en son nokta ise bu versiyon ile birlikte kullanıcılara sunulmuş durumda.
Yeni web standartlarının en önemli özelliklerinden birisi olan etiketleme özelliği bir internet tarayıcısına nasıl adapte edilir sorusunun en güzel cevabı kesinlikle Firefox tarafından verilmiş durumda.

indir

Opera 963

Opera, mevcut internet tarayıcıları arasındaki en hızlı ve en güçlü internet tarayıcısıdır. Çevrimiçi olduğunuzda internete ulaşmak ve çevrimiçi işlerinizi halletmek için ihtiyacınız olan tarayıcıların en iyisi ülkemizde çok bilinmese de Opera’dır. Bu son sürümü ile çok daha hızlı ve web standartlarına da mükemmel bir şekilde uyumludur. Hızlı başlaması, sayfaları inanılmaz şekilde hızlı yüklemesi, favori web uygulamalarınızı çalıştırırken hiçbir sorun yaratmamasının yanında yeni özellikleri de kullanıcılarına sunmakta. Hızlı arama özelliği sayesinde sadece başlıkları ve internet adreslerini hatırlamakla kalmaz ziyaret ettiğiniz web sitesinin içeriğini de hatırlayarak çok daha kolay bir şekilde aradığınızı tekrar bulmanıza olanak tanır. Ve Opera Link özelliği ile de favori web sitelerinize istediğiniz yerden ulaşabilmenizi sağlar.
Yeni versiyonda tarayıcıya eklenen özellikler dışında Adres kutusunun da tekrar dizayn edilmiş olması ve sürükle bırak menüsünün geliştirilmesi, ayrıca Opera Mail için yeni depolama özellikleri ve indeksleme özellikleri getirilmiştir.

indir

Flock 2.0.3

Flock slogan olarak "sosyal web sağlayıcısı"nı kullanıyor. Ve aslında bu slogan Flock`u tanıtmak için birebir örtüşüyor. Çünkü Web 2.0 sosyal hizmetlerinin tümünü Flock adlı bu güzel web browser`ı ile kullanabilirsiniz. Blog`unuza, medya takip RSS`lerinize kişisel site hesaplarınıza tek tıklama ile ulaşabilirsiniz. Web 2.0 sitelerinde hesaplarınız var ise bu browser tam size göre. Çünkü solda açtığı kişisel hesap pencereleri ile ister YouTube`da olun ister Facebook`ta tüm hesap işlemlerinizi, gelen davetleri, mesajları görebiliyorsunuz. Veya arkadaşlarınıza tek tıklama ile mesaj gönderme pencereleri açabiliyorsunuz. Ayrıca RSS izleme servisine de yine sol taraftaki bölümden tek tıklama ile ulaşabilirsiniz. Veya isterseniz favori sitenizi sol bölüme ekleyebilirsiniz ve şifrenizi kaydettikten sonra o siteye tek tıklama ile giriş yapabilirsiniz.
Internet Explorer`a çok ciddi bir rakip daha çıkmış görünüyor. Çünkü günümüz internet kullanıcıları en hızlı ve kolay şekilde tüm hesaplarını tek bir sayfadan kontrol etmek istiyorlar. Bunun için Live bölümü olsa bile hiç de yeterli gözükmüyor. Firefox, Opera veya başka ücretsiz web sağlayıcılar bu işi daha ciddiye almış gözüküyorlar. Ancak onların da yeterli kolaylıkları yok. Her girişinizi tek bir sayfadan kontrol etme olayı bir google hesabınız var ise çok kolay. Google bu konuda en iyi iş çıkaranlardan birisi. iGoogle sayesinde oldukça kolay bir şekilde hem mail hesaplarınızı hem RSS sayfalarınızı takip edebiliyorsunuz. Ancak Flock`u geliştirenler iGoogle`ı direkt olarak internet tarayıcısına eklemeyi daha uygun bulmuşlar ve yukarıdaki resimde gözüken "My World" isimli bölümü yaratmışlar. Bu bölümde her türlü sitenizi hesabınızı anında kontrol edebilirsiniz. Bu oldukça güzel bir özelliktir.

indir

Internet Explorer 8

Internet Explorer 8 hem yeni online servisleri keşfeden bilgisayar kullanıcılarına hem de standartlar ile web geliştiren uzmanlara yeni bir keşif yolu sunuyor. Sadece sayfada gözükeni sunmayan ve daha fazlasını yaşamanızı sağlayan bu yeni tarayıcı geliştiricilere ve son kullanıcıya yönelik yayın adayı sürümü ile karşınızda.
Programlama eklentileri, düzenleme motoru ve yeni araçları dikkat çeken dünyanın en çok kullanılan internet tarayıcısı Internet Explorer özellikle web geliştiricileri ve tasarımcıları tarafından test edilmek amacı ile yayınlanmış bulunuyor. Final sürüme çok yakın özellikleri ve seçenekleri içerisinde barındıran IE8 RC1 ile sizde yeni özellikleri keşfedebilir, herkesten önce bu keyfi yaşayabilirsiniz

indir_XP

indir_VISTA

Safari 3.2.1

Basit ve şık arayüzü ile Safari internet üzerinde sizin önünüzden çekiliyor ve en eğlenceli ve en hızlı internet gezintisini yapmanızı sağlıyor. Apple’ın iddialı, hızlı ve güvenli Mac OS X sistemleri için ürettiği internet tarayıcısı Safari şimdi Windows işletim sisteminde.

Hızlı performans, şık ve basit arayüz, kolay sık kullanılanlar, pop-up bloklama, içerik arama, sekmeli gezsinti, entegre RSS desteği, SnapBack özelliği, otomatik form doldurma, yeniden boyutlandırılabilir text boşlukları, gizli ve özel gezinti gibi birçok özellik ve gelişmiş güvenlik seçenekleriyle Safari artık Windows kullanıcıları için de büyük bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.
Firefox’a göre 1 saniye Opera’ya göre ise 4 saniye daha hızlı olan kurulma hızı programın en dikkat çeken özellikleri arasında. İçerisinde bir grafik güçlendiricide bulunan yazılım Windows kullanıcılarına Mac dünyasının görsel yüzünü taşırken daha hızlı bir internet ortamı sunuyor

indir

Netscape Navigator 9.0.6

Internet Explorer daha henüz doğmamışken hayatımızda var olan web tarayıcısı, Windows sayesinde hayatımıza hızlı bir giriş yapan Internet Explorer’ın popüleritesine ayak uyduramamış görünüyordu. Ancak gizliden gizliye kullanmaya devam eden bağımlıları da vardı kesinlikle. Netscape Navigator 9’da artık eski popülerliğini kazanmak istermişçesine
büyük bir atılım yapıyor ve dolu dolu özellikleri ile Internet Explorer’a ve Firefox’a kaptırdığı prestijini yakalamaya çalışıyor. Firefox için eklenti paketleri de bulunan Netscape web tarayıcıları pazarına gerçekten oldukça güçlü bir şekilde geri dönmüş gözüküyor.


indir

alıntı

nero 6.6.0.18 //full

Açıklama:Nero; DVD, DVD-RW, CD-R hem de CD-RW disklerine yazmak için tasarlanmış esnek, güvenilir ve kolay kullanımlı bir uygulamadır
Dosya Sürümü:6.6.0.18
Dosya Boyutu:33 mb
ilacı içinde





http://rapidshare.com/files/59990916/nero-6.6.0.18_no_yt.rar

Instant Demo 7 Professıonal Full

Açıklama :

Instant Demo programıyla bilgisayarınızdaki herhangi bir görüntüyü hareketli Flash formatında kaydedip bu çalışmanıza yazılar ekleyebilirsiniz,alanında en başarılı programlardan biri olan Instant Demo, bu tür flash dosyaları hazırlamak isteyenler için gerçekten Mükemmel bir yazılımdır.
Programla hazırladığınız çalışmanız hem Flash(SWF) hemde html formatında kaydedilir, siz sunumlarınızı sitenizden yayımlamak isterseniz bu iki formatı tek klasör içine toplayıp çalışmanızın .html formatında olanını link olarak verip paylaşabilirsiniz.
Yazılıma bir önceki sürümünde Windows Vista desteği eklenmiş, bu son sürümünde ise:
- Gelişmiş seçenekler menüsü,
-Çeşitli klavye kısayolları
- Hızlı yayımlama için ftp desteği.
ve bir önceki sürümünde yaşanan bilgisayarı ağırlaştırma hatası kaldırılmış durumda.

--------------------------------------------------------------------

ÖNEMLİ NOT :

Programı kurarken bir klasör belirtin yoksa gizli dosyalara kurulur ve crack yapamazsınız herhangi bir klasöre kurun sonra crack’ı kopyalayıp klasöre yapıştırın gelen uyarıya evet deyin programı ilk çalıştırdığınızda şifre ekranı gelir şifreyi girin full olarak kullanın şifreyi alta ekliyorum...

Crack Şifre : by_mmb_CW

Rar Pass : by_mmb_CW

Link : http://www.4shared.com/file/82412975/29827203/I-DEMO.html

Photoshop Cs4 Türkçe Eğitimleri

Selamun Aleykum,

Photoshop Cs4 Türkçe Eğitim Videoları

Konu basligi olarak : İçinde 63 adet Ps dersi var.

Egitim seti Iso dosyasi haline cevirilmis haldedir. Egitimi sanal cd-rom (Power iso vb..) programi kullanarak cd`ye yazdirmadan kolaylikla kullanabilirsiniz.


Download:



http://rapidshare.com/files/180911287/Ps_20CS4_20Dersleri.part1.rar

http://rapidshare.com/files/180913595/Ps_20CS4_20Dersleri.part2.rar

http://rapidshare.com/files/180916935/Ps_20CS4_20Dersleri.part3.rar

http://rapidshare.com/files/180931392/Ps_20CS4_20Dersleri.part4.rar

http://rapidshare.com/files/180942689/Ps_20CS4_20Dersleri.part5.rar

http://rapidshare.com/files/180954072/Ps_20CS4_20Dersleri.part6.rar

Restore My Files 3.0

Selamınaleyküm Restore My Files Data Recovery v6.01 güzel bir veri kurtarma programı portable ve full’dür selametle...

İngilizce Açıklaması :


Accidentally delete a file? need to rstore some photos you’ve lost? Missing a very important document?

Let Restore My Files 3.0 recover lost files and deleted files from your hard drive quick and easy.

Rar Pass : by_mmb_CW

Link : http://www.4shared.com/file/87667991/2a62391a/Restore_My_Files_Data_Recovery_v601.html




CCleaner 2.16.830

Buyrun link Burda



http://rapidshare.com/files/198068493/ccsetup216_BY_snn_ibsu_.rar.html

Kimlik Ve Yaka Kartı Hazırlama Programı


S.a
Arkadaşlar aramada bulamadım programı sizlerle sunmak istedim



programın genel görünümü










http://rapidshare.com/files/91287747/ID_Pack_Pro-7568.rar

Bilgisayarda Bilinmeyenler Özelliklerden

1-IP ADRESİ BULMA: Çalıştır winipcfg yaz (KISALTILMIŞ ARAMA) bat dosyayına @echo off dir *.%1 yaz %1 komutu uzantı yerine geçer veya doskey komut= orijinal komut yaz (doskey d=dir) bundan sonra d dersen dir yerine geçer

2-SİSTEM DE KAYIT EDEN Nİ DEĞİŞTİRMEBaşlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY-LOCAL-MACHİNE/SOFTWARE//MİCROSOFT/WİNDOWS/CURNETVERSİYON/ DA RegisteredOwner değerini değiştir. anında değişir

3-SAĞ FAREYE UYGULAMA EKLEME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_CLASSES_ROOT\\\\Folder\\\\shell anahtarını aç yeni tuş de adını yaz istenilen ad yazılabilir örneğin ÖZEL de açılan tuş üzerine tıklayıp yeni tuş de açılmak istenilen uygulamanın yerini göster
örneğin c:\\\\Program Files\\\\Microsoft Office\\\\Office\\\\excel.exe yazın bundan sonra yeni yazılan ada tıklanınca gösterilen uygulama çalışır.

4-BAŞLAT MENÜSÜNÜ GİZLEME
ctrl+esc bas sonra esc de alt+(-) ye bas kapat de başlat menüsü kaybolur
geri getirmek için ctrl+alt+del bas explorer tıkla görevi sonlandır
5-TEKNİK DESTEK VE LOGO EKLEME
C:\\\\WİNDOWS\\\\SYSTEM dizininde bir metin belgesi açın adı oeminfo.ini olursa zaten otomatik ini metni olarak işlem görecektir...
oeminfo.ini içerisine

[general]

Manufacturer=hackerfortyseven
Model=DENEME

[support information]

line1=..... yaz

line2=..... yaz

line3=..... yaz (istediğin kadar line yapabilrsin)

Sonra yeni bir avatarı paintte düzenle istediğni yaptıktan sonra bunu bmp uzantılı dosya olarak system kalsörüne oemlogo olarak kaydet...Bilgisayarıma sağ tıklayıp özellikler dediğinizde görecekleriniz gerçektende sizi şaşırtacaktır...
oemlogo.bmp
ne ise logo o olacaktır.
6-SÜRÜCÜ GİZLEME:
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY-CURNET-USER/SOFTWARE/MİCOROSOFT/WİNDOWS/CURNETVERSİYON/POLİCES/EXPLORER de yeni DWORD değeri oluştur. adını nodrives yaz değer kısmına(onaltılı) A için=1 b=2 c=4 d=8 yaz iki veya daha çok sürücüyü yok etmek için toplamları yaz.
7-AYARLAR-BUL-OTURUMU KAPAT V.B GİZLEME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_CURRENT_USER\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Windows\\\\Curre ntVersion\\\\Policies Explorer anahtarında
Noclose=1
NoFind=1
NoSetFolders=1
NoDesktop=1
NonetHood=1 ağ komşuları
NoRun=1 (dikkakli ol!)
değerler =0 yazılırsa tekrar çalışır (nokta) . yapılırsa bu menüler çalışmaz
8-CAB DOSYALARI İÇİNDE İSTENİLEN DOSYAYI BULMA:
for %p in (c:\\\\win\\\\*.*) do extract %p *.cpl
9-DENETİM MASASI SİMGELERİNİN YERİ:\\\\WİNDOWS\\\\SYSTEM altında *.cpl uzantılı dosyalar
10-BAĞLANTI KONTROLÜ(İNTERNET’TE)
ping www.mp3siteniz.com (Bağlantıda hata varsa otomatik sorun giderici açılır)
11-DLL SİLME: regedit’te sharedDLLs anahtarını bul ad da dll nin konumunu verilerde DLL nin kaç uygulama tarafından kullanıldığını yazar 0 ise silinebilir
12-MASAÜSTÜNE KOLAY ULAŞMA:başlat Çalıştır de çıkan ekrana desktop yaz masaüstüne gider
13-BİRLİKTE AÇ KOMUTU: Dosyayı işaretle sifth e bas sağ tıkla
14-WELCOME WİNDOWS MESAJINI AÇMA(Xp Hariç hepsi için)Çalıştır welcome yaz
15-GEZGİN AÇILIŞ YERİ: Explorer.exe de hedef kısmına açılmasını istediğin yeri yaz.
16-EXPLORER ’E RESİM EKLEME
0000000

00000

00000000


256 RENK
framebuf.drv sürücüsünü kullanır
17-CD OTOMATİK ÇALIŞTIRMAYI GEÇİCİ VE KALICI DURDURMA
CD takılırkan shift e bas okuma bitince bırak
kalıcı olarak durdurma....
sistem /cd-rom seç özellikleri tıkla /ayarlar/otomatik ekleme uyarısı kutucuğunun işaretini kaldır.
18-EXPLORER DE ADRES EKLEME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_CURRENT_USER\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Internet Explorer\\\\TypedURLs
Anahtarını bul yeni dize değeri de yeniden adlandır ör. url1 değere istediğini yaz url1=http://members.xoom.com/celil/
19-HEARTS OYUNCU ADINI DEĞİŞTİRME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_CURRENT_USER\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Windows\\\\Curre ntVersion\\\\Applets\\\\Hearts anahtarından değişebilir
20-ARA(BUL) MENÜSÜNDE KALAN ESKİ ARAMALARI SİLME YADA EKLEME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz
HKEY_CURRENT_USER\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Windows\\\\Curre ntVersion\\\\Explorer\\\\Doc Find Spec MRU anahtarını aç
21-YÜKLEMEDE YÜKLEME YERİNİ GÖSTERME
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_LOCAL_MACHINE\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Windows\\\\CurrentVersion\\\\Setup aç SourcePath a c:\\\\win v.s yaz
22-EXPLORER DE İLK AÇILMA YERİ(Bazı virüslerin anasayfayı kitlemelerini düzeltir)
Başlat/çalıştır komutuna "Regedit" yaz HKEY_LOCAL_MACHINE\\\\SOFTWARE\\\\Microsoft\\\\Windows\\\\CurrentVersion\\\\URL\\\\DefaultPrefix anahtarına yazılır
24-GÜÇ KAYNAĞI KABLOLARI (Bilgisayarınızda Fan rpm’si oldukça düşükse fandan kırmızı kabloyu çıkartıp sarı yı takmanız yeterlidir..
UYARI:Bu işlemi işlemci(CPU) ve Power fanında lütfen denemeyiniz...
kırmızı=+5 v siyah=toprakşase sarı=+12 v mavi=-12 v beyaz=-5 v
alıntıdır:D


Zürafaların Bilinmeyen Özellikleri.

Allah yeryüzündeki canlıların her birinde, insanların üzerinde düşünmelerini sağlayan birbirinden farklı sistem ve özellikler yaratmıştır. Bunların her biri, Allah’ın yaratışındaki sonsuz mükemmelliği yansıtır. Zürafaların sahip oldukları özellikler de bunun delillerindendir.

Zürafanın Uzun Boyuna Uygun Olarak Yaratılmış Kalbi

Zürafa dört beş metreye varan boyuyla karada yaşayan hayvanların en uzun boylusudur. Bu uzun boyu nedeniyle yaşayabilmesi için kalbinden iki metre yukarıdaki beynine kan göndermesi şarttır. Bunun için olağanüstü güçlü bir kalbe ihtiyacı vardır. Nitekim zürafanın kalbi kafasından daha büyüktür ve yaklaşık 60 cm uzunluğa ve 11.8 kg’lık bir ağırlığa sahiptir.

Zürafaların kalbi 350 mm Hg’lik bir basınçla kan pompalayacak kadar güçlüdür. Diğer bir ifadeyle, zürafanın tansiyonu 35’e çıksa bile bu durumun zürafaya bir zararı olmaz. Canlılar arasındaki en yüksek kan basıncına sahip olan zürafaların kalpleri dakikada 170 kez atmakta ve tüm vücuduna 75 litre kan pompalayabilmektedir.

Zürafalarda bulunan kan hücresi miktarı, bir insanda bulunanın iki katıdır. Zürafalar bir şey yedikten veya içtikten sonra kafalarını yerden kaldırdıklarında, kalplerinin beyinlerine yeterli miktarda kanı pompalayabilmesi için normalden iki kat daha fazla atması gerekmektedir. Peki normal koşullarda pek çok canlının ölümüne sebep olabilecek kadar güçlü olan bu sistem, nasıl olur da zürafaya zarar vermez? Bunun nedeni, özel bir haznenin içinde bulunan sistemin, basıncın bu ölümcül etkisini kaldırabilmek için küçük damarlarla kuşatılmış olmasıdır.

Zürafalar Niçin Beyin KAnaması Geçirmez?

Zürafanın başından kalbine kadar giden bölümde; yukarı çıkan ve aşağı inen damarların oluşturduğu bir U sistemi bulunur. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar, böylece canlı, ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur.

Kalpten aşağı seviyede kalan bacak ve ayakların da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın bacak ve ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basıncının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarların içinde, şiddetli kan akışını dengeleyerek basıncı kontrol altına alan kapakçıklar da bulunur.

Asıl büyük tehlike ise, hayvan su içmek için başını yere kadar indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanamasına sebep olacak kadar şiddetli olan kan basıncı, bu durumda daha çok artar. Ama bu tehlikeye karşı kusursuz bir önlem alınmıştır. Vücutta salgılanan "sefaloraşidien" adlı sıvı devreye girer ve kalp hacmini küçülterek pompalanan kanı azaltır.

Öte yandan, hayvanın boynunda, başını aşağı eğdiğinde devreye giren özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın akışını büyük ölçüde azaltır ve böylece zürafa güven içinde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir. Zürafanın kat kat olan damarlarının kalın olması da, yine bu yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.

Zürafaların Başı Niye Dönmez?

Zürafalar, başlarını aşağıdan yukarı kaldırmak için çok fazla zaman harcarlar ve bu yüzden kanın beyne gitmesi için vücutlarında kusursuz bir sistemin olması gereklidir. Bu sistem, çok güçlü bir pompa biçiminde çalışan kalp ve insandakinin iki katından daha fazla olan kan basıncından oluşur. İşte böylelikle zürafalar, bayılma nöbetlerinden korunmuş olurlar.

Nitekim zürafa başını kaldırdığında, baştaki kan damarları neredeyse bütün kanı yanaklarına, dillerine ya da deri gibi başın diğer bölümlerine aktarmaz; sadece beyne akması için yönlendirir. Aynı zamanda, hayvanın kalın derisi ve şahdamarındaki olağandışı bir kas -ki damarların genellikle kasları olmaz- kanı baştan kalbe geri taşıyan damara baskı yapar. İşte zürafa, insanlarınkinden çok daha iyi bir bayılmayı engelleyen mekanizmaya sahip olarak yaratıldığı için bayılmaz.

Zürafaların Yaratılışı, Allah’ın Üstün Sanatının Örneklerinden Biridir.

Kuşkusuz, zürafalar sahip oldukları tüm özellikleri kendi ihtiyaçlarına göre planlayarak kazanmış olamazlar. Bu önemli özelliklerin zaman içinde yavaş yavaş işleyen bir evrim süreci ile oluştuğunun söylenmesi de mümkün değildir. Çünkü bir zürafanın yaşamını sürdürebilmesi için, mutlaka beynine kanı ulaştıracak bir pompalama sistemine, eğildiğinde ani kan basıncını azaltacak kapak sistemine ve başını kaldırdığında bayılmasını engelleyen damar sistemine aynı anda sahip olması şarttır. Bunlardan biri olmasa veya tam çalışmasa, zürafanın yaşamını sürdürmesi imkansız hale gelir.

Zürafaları Allah yaratmıştır ve yeryüzünde var olan diğer bütün canlılar gibi, vücutlarında Allah’ın üstün yaratma sanatının pek çok tecellisi bulunur. Allah bu durumu bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:

Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4)

Zürafaların Bilinmeyen Özellikleri.

Yemek borularında bir asansör sistemi vardır: Zürafaların boyunlarının uzun olması, ağaçların en üst dallarına kadar uzanıp oradaki filizleri ve bitkileri yiyebilmelerini sağlar. Ancak hiç çiğnemeden yuttukları bu dikenli bitkiler önce dört bölmeli midelerine gider. Zürafalar daha sonra bunları sindirmek için tekrar ağızlarına gönderir ve ağızlarında çiğnerler. En sonunda da tekrar yutarak midelerinin bir başka bölmesine gönderirler. Ancak besinin mideden ağza gidebilmesi için, yuttukları bitkilerin birkaç metre uzunluğunda olan boyunlarından yukarı doğru çıkması gerekir. Yüce Rabbimiz zürafaları besinleri yemek borusundan yukarı doğru çıkaracak asansör benzeri bir sistem ile birlikte yaratmıştır.

Ağız ve diş yapıları ihtiyaçlarına yöneliktir: Zürafaların dilleri 45 cm dışarı uzanabilir. Dişleri ise bir tarak gibi olduğu için sert akasya dallarının dikenlerini ve mineral gereksinimlerini karşılayan kemikleri rahatlıkla çiğneyebilirler.

Renkleri bulundukları ortama uygun olarak yaratılmıştır: Zürafaların benekli derileri, onların kamuflaj yapmalarına uygun olarak yaratılmıştır. Çünkü savan alanlarındaki ortamın rengi ile uyum içinde olmaları, düşmanları tarafından fark edilmelerini zorlaştırır.

Vücutları, hızlı koşmalarını sağlayacak biçimde yaratılmıştır: Zürafalar bir tehlike anında koşarak 50-70 km. hıza ulaşabilirler. Koşmaya başladıklarında başlarını pompalar gibi ileri geri götürür ve kuyruklarını kıvırırlar. Koşarken diğer bir özellikleri ise, diğer hayvanlar gibi ayaklarını çaprazlama atmamalarıdır. Önce ön ve arka sol, daha sonra ön ve arka sağ ayaklarını kullanarak koşarlar. Zürafanın bu koşma şekli, onun vahşi hayvanlar tarafından yakalanmasını zorlaştırır.

Küçük gruplar halinde yaşamaları güvenli bir ortam oluşturur: Zürafalar bütün yavrularına birlikte bakarlar. Yetişkin zürafalar dönüşümlü olarak yavruların başında nöbet tutarlar. Bu güvenlik sistemi sayesinde diğer anneler rahatlıkla yavru zürafaları bırakıp kilometrelerce uzağa yiyecek aramaya gidebilirler.

Yüce Allah zürafaların uyuma şekillerini özel olarak yaratmıştır: Oturduklarında kalkmaları zor olduğundan, boyunlarını arka gövdelerinin yanına uzatarak ayakta uyurlar. Birkaç dakika dışında bütün uykularını bu şekilde ayakta geçirirler. Ayrıca zürafalar hiçbir zaman aynı anda uyumazlar, mutlaka aralarından biri nöbet tutar.

Anne zürafa ve yavru arasındaki iletişim Yüce Allah’ın rahmetinin tecellisidir: Doğumdan sonraki birkaç gün içinde anne zürafa, zamanını yavrusunu yalayarak ve koklayarak geçirir, bu şekilde hem yavru temizlenmiş olur hem de annesinin kokusunu öğrenir. Bu koku, anne ve yavrunun kalabalık bir sürünün içinde birbirlerini bulmaları gerektiğinde işe yarayacaktır.

Herhangi bir zorluk içinde olan yavru, annesinin dikkatini çekmek için çeşitli sesler çıkarır. Annesi de onu sesinden hemen tanır ve yardımına koşar. Zürafalar yavrularını hiç yanlarından ayırmazlar. Saldırıya uğradıklarında ise yavrularını vücutlarının altına iterler ve ön ayakları ile düşmanlarına sertçe vurarak saldırırlar.

Alıntıdır.

Fotoğraf slayt programı Microsoft Photo S

Dijital fotoğraflarınızı kullanarak slayt gösterileri oluşturun. Resimleri tek bir dokunuşla düzeltin,
kesin veya döndürün. Fotoğraflı öykülerinize şaşırtıcı özel efektler, müzikler ve kendi sesli anlatımınızı
ekleyin. Sonra başlıklar ve alt yazılarla kişiselleştirin. Dosya boyutlarının küçük olması fotoğraflı
öykülerinizi e-posta ile göndermenizi kolaylaştırır. Öykülerinizi TV’de, bilgisayarda veya
Windows Mobile tabanlı bir taşınabilir aygıtta seyredin

http://rapidshare.com/files/191742884/Microsoft_Photo_Story_3upload_by__kreP.rar

şifre: by_@kreP

13 Şubat 2009 Cuma

Kahraman Türk Kadınları

NENE HATUN
1857-1955

Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya geldi.Henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası’nı sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. Kurtuluş Savaşı başladığında yaşı ilerlediği için cepheye gidip eskisi gibi savaşamadı. Atatürk’ü çok sever ve takdir ederdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordunun Nenesi” ünvanı verildi. Cüzi de bir maaş bağlandı.1955 yılında anneler gününde “Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. 22 Mayıs 1955’te zatürre hastalığından vefat etti.Kabri, uğruna savaştığı topraklarda, Aziziye Şehitliği’ndedir.

HALİDE ONBAŞI (EDİP ADIVAR)
(1884-1964)

İşgallerin ardından İstanbul’da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı uyandırmaya çalıştı.1919’da Sultanahmet Meydanı’ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıkınca, eşi ile birlikte Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş Savaşına katıldı. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917’de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939’a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939’da İstanbul’a dönen Adıvar 1940’ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954’te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964’te ölmüştür. Değerli yazarımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır.

NEZAHAT ONBAŞI
Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit’e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında "onbaşı" rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100’den fazla düşman askeri öldürmüştü.
Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır. Bursa Milletvekili Operatör Emin (Erkul) Bey’in bununla ilgili önergesi şöyledir:
"Büyük Millet Meclisi Riyâsetine,
Muhtelif cephelerde, bilhassa son Gördes ve İnönü muhârebelerinde bilfiil çarpışmalara katılan ve her an askerleri teşcî eden 70. Alay Kumandanı Hâfız Hâlid Bey’in kerîmesi 12 yaşlarındaki Nezahat Hanım’a ilk İstiklâl Madalyası’nın verilmesini teklif ve bu teklifin hey’et-i umumiyenin tasdikine arz edilmesini ricâ ederim."
Bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. Kendisi de hiçbir zaman ne "Madalyamı verin!" talebinde bulundu, ne de TBMM Başkanlığınca alınmış kararın yerine getirilmesi için müracaat etti.Nihayet karardan 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” kavuşmuştu ve bu duygulu anda gözyaşlarını tutamamıştı.

ŞERİFE BACI

1921 yılı Kasım ayında İnebolu’ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmiştir. Malzemenin bir an önce Kastamonu’ya iletilmesi gerekir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıkarlar. İnebolu’dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu’ya doğru yol alır. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Şerife Bacıdır. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiştir.
Bugün Kastamonu’da şanına layık güzel bir anıtı var (üstteki resim). Kastamonulular şehit Şerife Bacının adını her yerde yaşatıyorlar.

FATMA SEHER ERDEN
(ERZURUMLU KARA FATMA)


1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Suat Derviş Bey ile evlenip Balkan Savaşı’na katıldı.I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ne gitti.1919’daki Kongre günlerinde, Mustafa Kemal’le bizzat görüşebilmek için Sivas’a gitti.Bu görüşmenin ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesinde görevlendirildi. 300 kişiyi aşkın birliği ile Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı. Büyük Taarruzun ilk günlerinde General Trikupis‘in birliğine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden Müfrezesinin başına geçmişti. Kahraman kadın Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “üstteğmen” rütbesi ile emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay’a bağışladı. 1954 yılında TBMM kendisine yeni aylık tespit etti.


HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK)


Kastamonu’da doğan, anne-babasının “kızım gitme” şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı.Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Bir Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı.Bir keresinde İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu (daha önce resmini bile görmemişti ki). Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi. Paşa kafa kağıdını istedi. Verdi. “Sen kız mısın?” “Evet.”
Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara’ya çağrıldı. Ailesi önce korktu, Paşa Halime’yi neden çağırıyordu ki? “Gitme” dediler,o yine dinlemedi ...Kapıda yavere “Paşa hangisi bilmiyorum” dedi. Yaverin “soldaki ” demesiyle koşup elini öptü. O’nun “ Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap veren Halime Çavuş, “Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı.75 yaşında hayata gözlerini yumdu.

HAFIZ SELMAN İZBELİ

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından ve Kastamonu’da ilk kadın meclisi üyesi, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle bir “Cumhuriyet kadını”idi…
Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu’ daki kadınları toplamış, asker için çorap, kazak, fanila ördürüp cepheye göndermişti.Varlıklı bir aileden geliyordu. Asker Kastamonu’ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştu. Hep “Ben Cumhuriyetçiyim” dermiş. Savaştan sonra yeni baştan herkes gibi Türkçe harflerle okuma yazmayı öğrenmişti.Hafız Selman Hanım’a milletvekilliği de önerilmişti. “Hafız olduğum için başımı açamam. Başımı açamayacağım için de milletvekili olamam” diyerek kabul etmemişti. Mustafa Kemal’in Kastamonu’ya geldiği sırada İzbeli Konağı’nı ziyaret ettiği ve karşılıklı kahve içtikleri söylenmektedir.


GÖRDESLİ MAKBULE HANIM

1921’de eşi Ustrumcalı Ali Efe ile birlikte Milli Mücadelede çete savaşlarına katılmıştır. 17 Mart 1922’de Akhisar Sungurlu hududu üzerinde bulunan Koca Yayla’da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak şehit edilmiştir.

ÇETE EMİR AYŞE


Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış, Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlılarla savaşmıştı.Çete savaşları yapmıştı. Aydın kurtulduktan sonra silahını Ali Efe’ye teslim edip memleketi İmamköy’e dönmüştü. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır” demişti.

TAYYAR RAHMİYE


Osmaniye’nin Kaziyeler Köyü’nden olan Rahmiye Hanım 9.Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmıştı. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI)

Asıl adı Adile olan, Adile hala, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah arkadaşları arasında “Kara Fatma” olarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşına katılmış, Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermiştir.

KILAVUZ HATİCE


Adana’da Fransızlar’a karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920’de milli kuvvetler Pozantı’da taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak kılavuzluk eder. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlar’a yanlış yol göstererek Karboğazı’na sokar. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşer.

SAİME HANIM

Milli Mücadele döneminde 15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitinge katılmış mitingden sonra tutuklandıysa da kaçarak mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştı. Savaştan sonra İstanbul Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

YİRİK FATMA

Gaziantep’te Fransızlara karşı verilen savaşta (1 Nisan 1920-8 Şubat 1921) çete teşkilatına katılmak isteyen Yirik Fatma gelmesini istemeyenlere karşı «Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?» cevabını vermiş ve çetecilerle birlikte yola çıkmıştı.

NACİYE HANIM

20 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul Üsküdar’da düzenlenen mitinge katılan ve söz alan kahramanımız bu mücadelede kadınların da erkeklere yardım edeceği konusunda teminat vermişti.

FAİKA HAKKI

Erzurum’da toplanan “Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin (Temmuz- Ağustos, 1919) de etkisiyle kadınlar da protesto hareketine giriştiler. 1919’un Kasım ayında Erzurum Kız Lisesi Müdiresi Faika Hakkı, Muradiye Camii’nde toplanan kadınlara hitaben yaptığı konuşmada, onları etkin protestolarda bulunmaya çağırmıştı. Onun teklifi ile İstanbul’u işgal etmiş olan İtilaf kuvvetleri temsilcilerine ve ABD Senatörlerine tepki telgrafları çekilmişti.

SULTAN HANIM

Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesi geçici olarak Toros Dağlarından geri çekilirken, Sultan Hanım da inekleriyle beraber onlara katılmış, çete dağda kaldıkça ineklerinin sütüyle onları beslemişti. Müfrezedekiler onu sevgiyle “anne” diye çağırmıştı.

SÜREYYA SÜLÜN HANIM

Van doğumlu Süreyya Hanım, Erek kasabasında 500 kişilik bir çeteye katılmış, 1,5 aylık bir çatışmadan sonra yaralanınca Erzurum’a dönmüştü.

NAZİFE KADIN

9 Mart 1922’de Çanakkale Bigadiç civarını kuşatan Yunan ordusu Komutanı Nazife Kadın’dan bilgi istemiş, ancak o bilmediğini, bilse bile asla söylemeyeceğini ifade etmiş, bunun üzerine Yunanlılarca fırına atılarak şehit edilmiştir.

DOMANİÇLİ HABİBE

Kurtuluş Savaşı sırasında cahil evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca İnegöl’e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştür.

SATI ÇIRPAN


Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşında cepheye sırtında mermi taşımıştı. 1934 yılında Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.

BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI

Kahramanmaraş’ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin arasında bulunmaktaydı. Kayabaşı Mahallesi’nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmıştı.


İnönü Savaşlarına Katılan ve Madalya Alan 12 Kadından İsimleri Tespit Edilenler: Ali kızı Alime, Hacı Osman kızı Fatma, Besim kızı Şükriye, Musa kızı Fatma, Veli Onbaşı kızı Ayşe, Molla İbrahim kızı Fatma, Ali kızı Ayşe, Molla Hasan kızı Fatma…

VE...
belgelerde adına rastlanmayan daha binlerce eli öpülesi, kahraman Türk kadını…


HEPSİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ



“Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

istiklal marşının Anlamı ve yazılış tarihi

İstiklâl Marşı Niçin Yazıldı?

Trablusgarp, Balkan, Çanakkale, Yemen ve Millî Mücadele... Bire dörtle, bire on arasında ve amansız bir döğüş...Dünyanın en güçlü devletleri üstümüze çullanmış...Anadolu insanı masum bir ceylan... Mehmetcik ise sanki can pazarında; cepheler ölüme koşu beldesi olmuş. Her Mehmet göğsünü serhat, yüreğini kalkan yapmış. Ama nereye kadar? Tarihin kanlı seyrine can borcumuzu, kan borcumuzu ödemişiz.

İnsanın da bir tahammül gücü var. Zor’u başarır, olağanüstüyü yaparsınız belki ama sürekli değil. İşte söylemesi dilimize zor gelse de vakıa artık bir yılgınlık başlamıştır. Bu yılgınlığın, tıpkı közün üstünden külün üflenip savrulduğu gibi atılması gerekmektedir.Yeniden bir kendimize geliş şarttır. İnsanları heyecanlandıracak, gönülleri coşturacak; gözlerde damla damla yaşlar sıralayacak bir manevi atmosferin oluşturulması zaruridir. Körükle basılan havanın demiri erittiği gibi, insanımızı "vatan, millet, bayrak, sancak istiklâl sevdası" gibi kutlu bir amaçta birleştirip, yüce bir potanın içerisinde tek yürek, tek beden olmuşçasına dirilten millî bir inkılâba ihtiyaç vardır.

O zaman insanlar cephelerde yeniden ayyuka kalkar; herkes erkek kadın kız-kızan evlerinden düşmanla kavga için tekrar koşarlar.

Bunu da ancak şiirin enfüsî, kelimelerin hikmet yüklü sıralanışıyla yapabilirdiniz.
İşte İstiklâl Marşı bu amaçla yazdırılmak istenmiş ve yarışma açılmıştır.

Yarışma Açılıyor

İşte o günlerde, "Genel Kurmay Başkanlığının" isteği üzerine, Millî Eğitim Bakanlığı 7 Kasım 1920’de gazetelere verdiği bir ilanla "İstiklâl Marşı için müsabaka açıldığını, güfte ve beste için 500’er lira mükafat konulduğunu bildirdi"

Yarışmaya katılan şiirler memleketin dört bir yanından gelmeye başlamış, beşyüzü aşmıştı.

H. Basri ÇANTAY şöyle devam ediyor:

Bu marşın M. Âkif tarafından yazılmasını kendisine söylediğim zaman O:

– Ben ne yarışmaya girerim, ne de ödül alırım,cevabını vermişti.
Ricalarımı tekrar ettikçe:
– Bırak yazsınlar. Bu yaştan sonra yarışa mı çıkacağım. Ayıp değil mi ? diyordu.
Bir gün Meclis’te H.Suphi Tanrıöver (Maarif Bakanı), beni gördü. Dedi ki:
– Şimdiye kadar yarışmaya 500’ den fazla şiir geldi(M. Akif’in yazdığı dahil toplam 725). Gelen şiirlerin hiç birisini beğenmedim; İstiklâl Marşı’nı yazması için, Üstad’ı ikna edemez misin? diye sordu.

– Âkif Bey müsabaka şeklini ve ikramiyeyi kabul etmiyor. Eğer buna bir çare ve şekil bulursanız yazdırmaya çalışırım. Düşündü:

– Dur, dedi; ben kendisine bir tezkire yazayım. Arzusuna tabi olacağımızı bildireyim. Fakat bunu kendisine siz veriniz

Bundan sonraki gelişmeler ise şöyle oldu:

Meclis’te Âkif’le yanyana oturuyoruz. Çantamdan bir kağıt parçası çıkarıp ciddi ve düşünceli bir tavırla sıranın üstüne kapandım.

– Neye düşünüyorsun Basri?
– Mani olma işim var!
– Peki, bir şey mi yazacaksın?
– Evet.
– Ben mani olacaksam kalkayım.
– Hayır! Hiç olmazsa ilhamından ruhuma bir şey sıçrar.
– Anlamadım.
– Şiir yazacağım da...
– Ne şiiri?
– Ne şiiri olacak, İstiklâl şiiri. Artık onu yazmak bize düştü!
– Gelen şiirler ne olmuş?
– Beğenilmemiş.
– (Üzüntüyle) Ya!?
– Üstad bu marşı biz yazacağız.
– Yazalım ama şartları berbat!
– Hayır şartları filan yok. Siz yazarsanız müsabaka şekli kalkacak.
– Olmaz, kaldırılamaz, ilan edildi.
– Canım Vekâlet buna bir şekil bulacak. Sizin Marşı’nız yine Meclis’te kabul edilecek. Güneş varken yıldızı kim arar?
– Peki bir de ikramiye vardı.
– Tabi alacaksınız!
– VAllahi almam!
– Yahu latife ediyorum. Onu da bir hayır kurumuna veririz. Siz bunları düşünmeyin.
– Vekalet kabul edecek mi ya?
– Ben H. Suphi Beyle görüştüm. Mutabık kaldık. Hatta sizin namınıza söz bile verdim!
– Söz mü verdiniz, söz mü verdiniz?
– Evet!
– Peki ne yapacağız?
– Yazacağız!

(Buradaki yazacağız sözünden muradın, Âkif’e ithafen "Yazmalısın!" manasında söylendiği gayet açıktır)

Tekrar tekrar "söz verdin mi?" diye sorduktan ve benden aynı kati cevapları aldıktan sonra, elimdeki kağıda sarıldı. Kalemini eline aldı. Benim daldığım yapma hayale şimdi o gerçekten dalmıştı.

Aradan bir iki gün geçti. Sabahleyin erken Üstad bizim evde. Marşı yazmış, bitirmiş.

Mehmet Âkif neden yarışmaya katılmadı ?



Mehmet Akif’in Evi


Mehmet Âkif, o sırada Burdur Mebusu olarak Millet Meclisi’nde bulunmasına rağmen, bu müsabakaya acaba neden katılmamıştı?

Bunun iki sebebi vardı zannederim. Gerçi her iki sebep de müsabaka ile ilgilidir. Birincisi, şiirin karşılığında verileceği bildirilen mükâfaat idi. Âkif böyle millî bir vazife için para alınmasını doğru bulmuyor, hele kendisine hiç yakıştıramıyordu. Üstelik ne kadar halisane duygularla katılırsa katılsın, yarışmaya para için katılmış şüphesini daima üzerinde hissedecekti. Ona çok ağır gelen böyle bir baskının altında, tavizsiz ve mert gönlünün duygularını gereği gibi kağıda dökebilmesi mümkün değildi.

İkincisi ise, Mehmet Âkif, artık umuma ilan edilen ve her önüne gelenin iştirak edeceği, biraz çocukça gibi görünen bir yarışmaya çağrılacak adam değildi. Âkif, o zamana kadar, Safahat’ın 7600 mısra tutan ilk beş kitabını yayınlamış ve bu şiirleriyle büyük bir millî şair olduğunu ispatlamış durumda bulunuyordu. Kendisinin bu yüksek mevkii, edebiyat üstadı Recaizade Mahmut Ekrem tarafından, daha Balkan Harbi sırasında açıklanmış ve Üstad Ekrem, Âkif’e Memleketin bir Millî destana ihtiyacı vardır. Onu ancak siz yazabilirsiniz Âkif Bey diyerek, kendisini tanıyanlar için çok mühim bir istekte bulunmuştu. Şimdi bu seviyede olan bir büyük şairin, adeta çoluk çocuk denilebilecek yüzlerce heveskarla birlikte yarışa çağrılması, elbette uygun birşey değildi.

Maarif Vekâleti müsabaka için bir heyet seçmişti. Doktor Şair Hüseyin Suat, Bursa Mebusu Şair Muhittin Baha, onlar bu heyette bulunacaklardı. Ancak onlar da birer istiklâl marşı yazıp vermişlerdi. Sonradan Âkif’in marş yazacağını duyunca ikisi de şiirlerini geri aldılar ve heyete girdiler.

Âkif’in İstiklâl Marşı şiiri ilk defa 17 Şubat 1337(1921) tarihinde, Ankarada Sebilü’r-Reşad dergisi’nde yayınlandı. Bu ilk yayınında beşinci kıtasındaki "uğratma" kelimesi "bastırma" şeklinde iken, sonradan M. Âkif Bey tarafından "uğratma" şeklinde değiştirilmiştir.

Bunun dışında İstiklâl Marşı’mızın ilk metni ile sonrakiler arasında hiç bir fark yoktur.

Nihayet Marş Büyük Millet Meclisi’nde. M. Âkif de sırasında.

H. Suphi Bey, kürsüde İstiklâl Marşı’nı okudu.

Meclis alkış tufanları arasında çalkalanıyordu. O gün, görüşmelerle geçti. Marşın esas kabulü 12 Mart 1337 tarihinin ikinci celsesinde oldu.

Ne kadar ibretli bir durum ki İstiklâl Marşı şairi tevazuundan kendi Marşı’nı kürsüden okumuyor. Bu görevi H. Suphi Bey yerine getiriyor.

Yine ne kadar ibretli bir durumdur ki, M. Âkif’in şiiri, Millî Marş olarak kabul edilirken şairi, sıkılarak salondan dışarı fırlamış, cümle kapısından çıkmış, hatta caddeyi boylamıştı. Konulan ödülü de almamış, çek’ini yoksul kadınlara ve çocuklara örgü işleri öğretmek üzere açılan "Daru’l-Mesai" adındaki iş yurduna bağışlamıştı.

Sözün burasında şu hakikati belirtelim; O günlerde bir memur maaşı 7.5 liradır ve 10 lira zenginlik ölçüsü sayılmaktadır.

Bir başka ibretli hâle bakın ki, Âkif ödül olarak verilen 500 lira gibi o gün için büyük bir değer taşıyan parayı almadığı günlerde, paltosu olmadığı için sokağa ya ödünç bir palto ile veyahutta ceketle çıkmak durumunda kalıyordu.



Âkif, İstiklâl Marşı konusunda çok hassastı. Birkaç gazeteci, ölümünden kısa bir süre önce ziyaretine gittiler. Söz İstiklâl Marşı’ndan açıldı.

İstiklâl Marşı denince Üstadın gözleri büyümüş ve parlamıştı. Hastabakıcının yardımıyla doğruldu, anlatmaya başladı:

İstiklâl Marşı... O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi! O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir facia karşısında bunalan ruhların, ızdıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o Marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.

İstiklâl Marşı’mız, bizim âdeta tarihimizdir. Geleceğimizin bir aynası ve bütün milletimizin iman ve ahlakta son gayesi olan temel esasların bir özüdür.

Büyük Âkif, milletinin ruhunu okumuş ve onu sanki taşa kazırcasına yazarak, bir anıt gibi gözler önüne dikmiştir.

Edebi açıdan İstiklal Marşı

İstiklâl Marşı 41 mısradır. Aruz vezninin Fe’ilâtün/ fe’ilâtün/ fe’ilâtün/ fe’ilün, kalıbıyla yazılmıştır.

1- BİRİNCİ KIT’A

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

1. Kıt’anın Manası:

Ey Milletim ye’se düşme; Allah’tan ümidini kesme; Endişelenme. Batı ufkunun gurup haline bakarak hüzünlenme. Akşam ufkunun şafak kızıllığı sönebilir; bir alev, bir ateş gibi parlayan alsancağım milletimin son ferdi kalana kadar emin ve korkusuzca dalgalanacaktır; asla sönmeyecektir.

Âkif, 3. ve 4. mısralarda, Türk Milletinin istiklâline sarsılmaz imanını korkunç gök gürültüleri gibi haykırıyor. Bayrağın semalarda dalgalanışını Türk milletinin varlığı, kaderi ve talihiyle aynı görüyor. Bir imanı, bir hükmü haykırıyor: Milletimiz var oldukça, Bayrağımız göklerde nazlı nazlı dalgalanmaya devam edecektir.

2- İKİNCİ KIT’A

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül...Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

2. Kıt’anın Manası

M.Âkif, İstiklâl Marşı’nın tamamında inanmış adam, vefalı insan görüntüsünden asla taviz vermemiştir. Bu inanmışlık ve samimiyet içerisinde bir canlıya seslenir gibi Bayrağa seslenir.

Ey benim güzel Bayrağım, ey benim hilal kaşlım! Öyle dargın gibi kaşlarını çatma. Senin kaşlarını çatman, bu Milleti derinden yaralar, üzer. Hem niçin bize kızmış gibi bakıyorsun?

Senin Millete güleryüz göstermen hayat verir, canlılık, dirilik verir. Bu Millet buna layıktır.

Benim kahraman milletim hürriyet uğruna oluk oluk kan döktü. Gerekirse bundan sonra da döker. Hem benim Milletim Bayrağına renk olarak sadece al kanının rengini uygun görmüştür. Milletimin uğruna baş koyduğu, can verdiği, İstiklâl simgesi olan Bayrak Milletime gülmezse, Millet de kanını helal etmeyecektir. Bu fedakarlığa karşılık senden sadece güleryüz bekliyoruz.

İstiklâl ve bağımsızlık, Allah’tan başka mabut tanımayan Milletimin Hakkıdır. Bundan asla şüphe edilemez.
***
Şubat 1921. Taceddin Dergahı’nda merdivenden çıkınca hemen sol taraftaki küçük odada, rafta idare (küçük gaz lambası) yanmakta; yer yatağında yatmakta olan Mehmet Âkif uyanmış, kağıt arıyor. Yok. Eline geçirdiği kurşun kalemle yer yatağının sağındaki duvara dönmüş; pınar gibi ilham fışkıran imanlı bağrından çıkan, Türk’ün tarihini ve ebedi geleceğini bir mısrada anlatan kıt’ayı yazıyor. Sabah namazı ezanına kalkan oda komşusu Hafız Bekir Efendi (Konya meb’usu) M. Âkif’i elindeki çakısı ile duvardaki (kağıda aldığı) kıt’ayı kazırken görüyor.

3- ÜÇÜNCÜ KIT’A

Şairin, Bayrağımıza yönelip, kurban olayım diye başlayan ikinci dörtlüğünden sonra, 3. kıt’ada bir meydan okuma görülüyor.

Bu kıt’ada benzeyen de benzetilen de yapmacık değil, sade, samimi tabii ve doğaldır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

3. Kıt’anın Manası:

Bu Millet tarihin her döneminde hür yaşamış, bundan sonra da hür yaşayacaktır. Bu Milleti esarete teşebbüs, çılgınlığın ta kendisidir. Böyle bir şeye tevessül edenin ahvaline şaşarım! Çünkü o bu hareketinden dolayı başına gelecekleri düşünemeyecek kadar çıldırmış biri yahut birileri olmalıdır.

Kükremiş azgın suların hiç bir sed tanımadan önündeki engelleri çiğneyip aştığı gibi, ben de değil mahkum olmak; gerekirse dağları yırtar enginlere sığmam taşarım.

Bir başka açıdan...

Ben ezelden beridir hür yaşadım diyerek bir mısranın yarısına, san’at kudreti ile ikibin beşyüz senelik Türk tarihini sığdırıyor. "Hür yaşarım" diyerek Türk’ün hür yaşamak karakterini, azmini ve sonsuza kadar ebediyyen hür yaşayacağını; geleceğini haykırıyor. Böyle bir milleti esir etmeyi hayal edenlere şaşılır.

3. Mısrada Türk’ün kuvveti, kudreti ve haşmeti vardır. Hürriyetine mani olan, sed çeken her şeyi ezecek bir sel gibidir. Zaten Orta Asya’dan Altay Dağları’ndan Tuna Boyları’na akan bir sel gibidir.

4. Mısrada, tarihte dağ yırtmış olmanın kudretini, gururunu yani: Ergenekon Türklerini, Ergenekon Destanını hatırlatır. Ezcümle, tarihin ilk devirlerinden beri hür yaşayan Türk, ebediyen de hür yaşayacaktır. Buna mani olmak isteyenleri dağları yırtan kuvveti ile sel gibi ezer, aşar.

***

4- DÖRDÜNCÜ KIT’A

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar;
"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

4. Kıt’anın Manası:

Batı çelik zırhlı bir duvar misâli bütün âfâkı doldurmuş üstümüze geliyor.

Püfff! Bunda telaş edecek ne var ki? Çünkü bu vahşi saldırılara karşı benim öylesine güçlü ve emin bir sığınağım var ki bunu, Batı âleminin hafsalası dahi almaz. Bu sığınak, bu serhad iman dolu göğsümdür.

Medeniyyet denilen sahte, yalancı, vahşi, saldırgan ama gerçekte güçsüz canavar, ulusun dursun. Sonu yaklaşmış olan bu canavar, Milletimin göğsündeki imanı boğmaya yetmeyeceği gibi, onun gebermesi Milletimin eliyle olacaktır.

Bir San’at İnceliği

Çoğu insanımız eski yazıyı bilmez... Eski yazıda (Osmanlıca yazıda) iki türlü "n" harfi vardır. Biri "nun" harfi ile yazılır, diğeri "kef (nazal n)" ile yazılır. Şair gerektiğinde "nun" kullanmış, gerektiğinde "kef (nazal n)" kullanmış. Bu kıt’anın üçüncü mısrasında geçen "ulusun" kelimesinin sonuna "nun" koymuş; emir verildiği zaman "nun" kullanılır.

Sen görevlisin, sen hastasın gibi kelimelerde "kef" yani nazal n kullanılır. Burada ise (ulusun kelimesinde) "nun" kullanmıştır. Yani burada tevriye san’atı yoktur. Buradaki kelimenin sonuna "nun" koymak suretiyle: bırak o "ulumak fiilini işlesin" denmek istenmiştir.

Bir Başka Açıdan
Ulusun: Kelimenin kökü: hayvanlar için kullanılan -ulumak-fiilidir. İstilacı, sömürgeci, saldırgan, sahte "medeniyet" yaptığı vahşiliklerden canavara: Silahları ile çıkardığı seslerde hayvan ulumasına benzetilmiş. Zaten ulumak, boğmak ve canavar kelimeleri arasında uygunluk var.
Okunuşu: "Ulusun" sözünü okurken, ayaklarımızın altında, ölmek üzere uluyan bir köpeğe hitab ediyormuş gibi küçük gören, aşağılayıcı, hakaretli bir sesle okunmalıdır.

"Medeniyet": Rahmetli M. Âkif, şiirlerinde manasını, esas anlamından düşük gördüğü kelimeyi "tırnak" işareti içinde kullanmıştır. Burada, yukarıda arzettiğim sahte medeniyeti kasdettiği için böyle yazılmıştır. M. Âkif asla medeniyyete düşman değildi. Bilakis, geriliğin düşmanı idi.

İlim ve çalışma tavsiye ediyordu. Körü körüne Avrupa hayranı olmayın, batının sadece ilmini tez elden alın diyordu.
**
5- BEŞİNCİ KIT’A

Ve bir sesleniş:

Arkadaş! yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

5. Kıt’anın Manası:

Arkadaş!

Şehidler beldesi Yurduma, hain düşmanın girmesine fırsat verme. Sen düşmanı kovmak için gerekirse şehid olmayı göze alır, canını siper edersen, Allah vaadettiği zaferini sana verecek, Seni düşmanlarına galip getirecektir.

Hem bu zafer günleri öylesine yakın ki... Kimbilir? Belki yarın, belki de ondan daha yakın bir zamanda o zaferi göreceksin.

****

6- ALTINCI KIT’A

Şair, bu kıt’ada vatan denen toprağın kutsallığını hatırlatır ve şöyle seslenir:

Bastığın yerleri, "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

6. Kıt’anın manası:
Bastığın yerleri toprak sanarak yürüyüp gitme. Bu toprağın altında bin yıldır bu beldeleri vatan yapmak ve vatanını savunmak için çarpışmış bu uğurda şehid olmuş sayısız insan yatıyor.
Onların kimi senin baban, deden. Soy kütüğünden geriye doğru gidersen hiç şüphen olmasın, bu topraklar altında hem de çok yakınlarının şehid olarak yattığını göreceksin.

Bu toprakları ataların gibi koruyamazsan yazık olur. Hem onları da üzmüş olursun.
Bütün dünyaları alsan dahi bu Cennet vatanı, veremezsin; vermemelisin.
Bir Başka Açıdan...

Şehid: Dini, vatanı, milleti ve namusu için savaşarak veya vazife başında canını veren (ölen) müslüman. Askerlikte en yüksek mertebe şehidliktir.

Dünyada Türk Milleti kadar vatanı için şehid veren başka bir Millet yoktur. Vatanımızın her karış toprağı şehidlik olduğu gibi, Vatanımızın dışında da 42 yerde Türk Şehidliği vardır.

M.Âkif, -Çanakkale Şehidlerine- şiirinde Şehid’e manevi türbe kurmuştur. Tarihe sığdıramamış, bu taşındır diyerek kâbeyi başına dikmiş, mor bulutları türbesine tavan diye çatmış, Yedi Kandilli Süreyya’yı uzatmış; tüllenen mağribi akşamları yarasına sarmış ve:

– Yine birşey yapabildim diyemem hatırana.
Ey şehid oğlu şehid! İsteme benden makber
Sana ağucunu açmış duruyor Peygamber, diyerek Şehid’in büyüklüğünü anlatmıştır.

****

7- YEDİNCİ KIT’A

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

7. Kıt’anın Manası:

Bu Cennet Vatanın uğrunda nice canlar şehid oldu. Toprağın altı öylesine şehid doludur ki, eğer mümkün olsa da toprağı sıksan her taraftan şehidler fışkıracak.

Yarabbi! Canımı, sevdiklerimi, bütün varımı al; Fakat benim vatanımı elimden alma. Beni vatanımdan ayrı koyma.
Bir Güzel Tesbit:
Hiç birşeyim olmasa da vatanımın toprağında yatmak bana yeter. (Bu mısralar Oğuz Han’ı hatırlatır. Oğuz Han, düşmanlarının isteğine göre atını, silahını, en yakınlarını verir. Ama iş çorak bir toprak, vatan parçasına gelince vermez. Türklerle, Çinliler harp eder ve Türkler Çin ülkesini baştan başa zaptederler).
***
8- SEKİZİNCİ KIT’A

Bir hatırlatma! Bu kıt’a okunurken bağrılmaz. Öyle ya; bize şah damarımızdan daha yakın Allah’a dua edilirken nasıl bağrılır? Burada bir yalvarma, bir istek var. Bu da yumuşak, titrek, hafif bir sesle, yalvarırcasına, gözyaşları içerisinde, O yüce Yaratıcı ile fısıldaşıyormuş gibi:

Rûhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli;
Bu ezanlar ki şehâdetleri dînin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

8. Kıt’anın Manası:
Yarabbi! Bizler vatanımız için ölüyoruz; Senden son dileğimiz vatanıma düşman girmesin. Mabedime pis elini değip, pis ayağıyla basmasın. Şehadetleri dinimin temeli olan bu ezanlar, benim vatanımın üstünde senin adını yükseltsin.

(Dinin temeli olan kelime-i şehadet ezan içerisinde geçmektedir.)
Bir Başka Açıdan…

Bitişikteki Taceddin Camii’nde ve diğer camilerde hazin hazin sabah ezanı okunmaktadır. Bu ezanlar susacak mıdır?
M.Âkif, Yüce Allah’a ellerini açarak milletinin ağzından, bütün vücudu titreyerek niyazda bulunuyor.
Bütün Milletin, Mehmetçiğin tek arzusu kendileri şehid de olsalar; yeter ki vatana düşman girmesin, ma’bedlerimizin göğsüne onların kirli elleri ve ayakları değmesin. Türk Müslümandır. Dünyaya gelen Türk’ün ilk kulağına giren ses, Ezan sesidir. Ezandan sonra kulağına adı söylenir. Türklüğün ve Müslümanlığın damgasını taşıyan güzel Camilerimizdeki zarif minarelerden günde beş defa yükselen ezan sesleri Cenab-ı Allah’a ulaşır.
****
9- DOKUZUNCU KIT’A
O An...

Dualar sanki kabul olmuştur. Memleket kurtulmuştur. İstiklâl ve hürriyet yeniden gelmiştir ve sanki o an yaşanır, onun hazzı içerisinde de dokuzuncu dörtlük seslendirilir; sanki kabul olmuş gibi; memleket ve millet kurtulmuş gibi...
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım!
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki, başım.

9. Kıt’anın Manası:
Yarabbi! Vatanım ve senin dinin uğrunda canlarını veren biz şehidlerin son dileklerini kabul buyur.
Bu dileğim vatanımın hür, Milletimin mü’min kalmasıdır. Bu dileğimi kabul edersen, işte o zaman eğer başıma dikilmiş bir mezar taşım varsa o bile sevinçten secdeye kapanır. Sevinç gözyaşlarım, savaşırken, döğüşürken aldığım yaralardan boşanır. Ve yine o zaman benim ruhum yerden yükselerek şehidler makamına gönül huzuruyla gidebilecektir.

10- ONUNCU KIT’A
Şair bir önceki kıt’ada "arşa değer belki" derken "belki" kelimesini, "eğer layıksan" anlamında kullanmaktadır. Başım arşa değmeye layıksa ben oraya yükselirim.

Son beşlik huzur içinde, mutluluk içinde, saadet içinde ve fakat akla gelen bir kötü ihtimal de hesaba katılarak tamamlanıyor. Artık istiklâl hak edilmiştir. Onun için şair şöyle seslenir.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

10. Kıt’anın Manası:
Ey benim, şanlı Bayrağım! Artık sen de sabah şafakları gibi dalgalan. Artık senin uğrunda dökülen kanlarımızın hepsi de sana helal olsun.
Ebediyyen sana ve milletime esaret yoktur. Bugüne kadar nasıl hür yaşadınsa, bundan sonra da hür yaşayacaksın. Hür yaşamak senin hakkındır.

Artık Allah’a tapan milletim için de İstiklâl hak edilmiş ve kazanılmıştır.
Bir Başka Açıdan...
Şubat 1921’de, İstiklâl Marşı’mızın yazıldığı günlerde, Yurdumuz düşman işgali altında inlemektedir. Kuvvetlerimizin üç misli silaha ve imkânlara sahip olan Yunan kuvvetleri Ankara’ya doğru yürümekte; Polatlı’dan düşmanın top sesleri duyulmaktadır. Meclis’in Kayseri’ye nakli düşünülmektedir.(10 Ocak 1921) I. İnönü Harbi başlayalı beş hafta olmuştur. Büyük taarruza ve Yunan’ın denize dökülmesine 18 ay ve 18 gün vardır. Ama bu kadar zaman önce ve bu kadar zor ve ümitsiz bir durumda; M. Âkif, son kıt’ada Millî Mücadele’nin kazanılacağını, kesin zaferin -Ebedî İstiklâl’in müjdesini verir. Artık ikinci kıtadaki gibi hilal çehresini, kaşını çatmıyor, naz etmiyor. Zafer kazanılmış- şanlı hilal- olmuştur. 1. Kıt’adaki karanlığı haber veren şafağın yerine aydınlık güzel günleri haber veren gittikçe aydınlanan, huzurlu Sabah Şafağında, hür ufuklarda şanlı hilal ebediyyen dalgalanmaktadır. Artık milletimizin sevgilisi Bayrağı, güldüğüne göre (7. mısrada helal olmaz dediğimiz kanımızı) onun için döktüğümüz kanları da helal ediyoruz. Bayrağımız ve milletimiz, ezelden beri olduğu gibi, ebediyete kadar birbirinden ayrılmayacak ve yok olmayacaktır.

Tarih boyunca olduğu gibi bu defa da kahraman milletimiz yüce Allah’a olan iman ve ümidiyle mücadele etmiştir. O’nun adıyla canını vermiştir. Ezanları susturmamıştır. O halde Yüce Allah’tan Kur’an’ı Kerim’de vaadettiği zaferleri ve İstiklâl’i hak etmiştir. Bayrağımızın ebediyen hür dalgalanmak hakkıdır. Yüce Allah’a iman eden milletimizin de İstiklâl ebediyyen hakkıdır.


Çiçekti Osmanlı’nın İstanbul’u



Nüfusu on milyonu geçen İstanbul acaba eskiden nasıl temizleniyordu? Osmanlı döneminde de çöp problemleri var mıydı? Temizlik işleri kimler tarafından ve nasıl yapılırdı? Toplanan atıklar gömülüyor muydu, yakılıyor muydu? Yoksa atılıyor muydu, satılıyor muydu? Hem mevzuyla alakalı belge ve fotoğraflar var mıydı?

İşte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSTAÇ A.Ş. tarafından çıkarılan “Osmanlıda Çevre ve Sokak Temizliği” isimli bir kitap bütün bu sorulara dolu dolu cevap verdi. Bu konuda yapılan ilk çalışma özelliğini de taşıyan katalog, eski arşiv evrakları ve Evliya Celebi’nin Seyahatnamesi’nden ilginç notlarla da zenginleştirildi.

Fatih’in hassasiyeti

Fatih Sultan Mehmed vasiyetnâmesinde, “İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim. Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu hâlde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Sokaklara tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmişer akçe alsınlar... Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tâyin eyledim. Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası orada mümkün ise şifâyâb olabilir. Değil ise kendilerinden hiç bir karşılık beklenmeksizin hastanelere kaldırılarak orada salâh buldurulabilir” demektedir ki Osmanlının temizlik ve sıhhate verdiği önemin müşahhas bir delilidir.

‘Çöp Çıkaranlar’

Osmanlı’da şehrin temizliğini, Subaşı’nın emrinde çalışan “çöpçü subaşı” yapmakta ve denetlemekteydi. Çöpçübaşı sokakları acemi oğlanlarına temizletirdi. Bu çöpçülerin sayısı bin kadardı ve garip kıyafetleri olup, matruş ve keçe külahı giyerdiler. Çöplük subaşısı, onlara İstanbul sokaklarındaki bütün çöp, hayvan pisliği ve kalıntıları toplatırdı. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, sepetlerde toplanan çöpler deniz kenarlarında çamur teknelerinde ayrılır, içinde akçe, mangır veya işe yarar başka şeyler bulunursa bunlar çalışanların olurdu. Çöplük Subaşısı’nın denetiminde çalışan çöpçülere “çöp çıkaran” da denilmekte idi. Bu kimseler sokaklardan geçerken “çöp çıkaran, çöp çıkaran” diye bağırırlar, arkalarında bir küfe ile sokakları dolaşır, birikmiş çöpleri küfelerine doldurarak denize atarlardı. O devirde sanayii artıkları olmadığı için çöpler suda erir gider deniz kirlenmezdi. Hükümet, Beyazıt, Sultanahmet Meydanı gibi meydanları yılda bir iki defa angarya suretiyle İslâm olmayanlara temizletilirdi. Saray ve etrafının temizliğini ise “mezbelekeşin” ismi verilen kimseler yapardı.

Çarşı temizliği

Çarşı temizliğinden çarşı esnafı, mahalle aralarının, meydanların, sokakların temizlenmesinden ve mesken çöplerinin toplanmasından arayıcı teşkilatı sorumluydu. Çarşı temizliği için yapılacak harcamalar “avarız sandığı” denilen esnaf sandıklarından karşılanıyordu. Çöpçülük ve lağımcılık gibi hizmetler Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre ekseriyetle Ermenilere gördürülürdü. Mahalle temizliği ise, İslami bir gereklilik sayıldığından, sorumluluğu mahalle imamına bırakılmıştı. Temizlik konusunda çok hassas olan Osmanlı, işi kaytaran temizlikçi ve süpürgecileri kürek cezası ile korkuturdu. Çöplük subaşıları gündüzleri kol gezerek çarşı pazarın, mahalle aralarının temizliğine dikkat etmek, bozulmuş kaldırımları tamir etmek, harap binaları Mimarbaşına haber vermek gibi görevleri vardı.

Ahali-i muhtereme...

İstanbul Belediye Başkanı Cemil Topuz Paşa, 23 Mayıs 1919 yılında Vakit Gazetesi’nde Türkçe, Rumca ve Ermenice olarak yayınladığı temizlikle ilgili beyannamesi o dönem ki hassasiyeti ortaya koyuyor:
“Bir müddetten beri İstanbul’da tifüs, kolera, verem hastalıkları salgın bir sûretle çoğalıyor, bunun sebebi pisliktir. Temizliğe dikkat etmeyince bulaşır ve tutulan da kendini hekime baktırmazsa hem ölür, hem de etrafındakilere bulaştırır. Belediye gücü yetiştiği kadar sokakları temizlemeye, yıkamaya, pislikleri vesaireyi kaldırmaya başladı. Ancak sokakları temiz tutup kirletmemek ahalinin vazifesidir. Belediye ne kadar memur kullansa, ne kadar masraf etse ahali mütemadiyen süprüntü, kağıt vesaireyi sokaklara attıkça yetişemez ve yapılan mesarif boşa gider.

Hemşehrilerimiz dükkan ve hanelerinden çıkan süprüntü, kağıt parçası vesaireyi sokaklara atmasınlar, araba gelinceye kadar bir kap içinde saklasınlar. Eski adetlerden vazgeçerek tramvay bileti, tütün paketi, eski gazete gibi şeyleri de her tarafa konmuş olan kutu ve sepetlere atsınlar. Çirkap sularını sokaklara dökmesinler, sümkürmesinler, tükürmesinler. Başka memleketlerde yaya kaldırımlarını kirletmedikten başka temizliği hane ve dükkan sahipleri yapar. Bizde öyle yapalım. Herkes ev ve dükkanının önünü temiz tutmaya çalışsın. Mağaza sahipleri sabahları yaya kaldırımlarına eşya koymasın. Esnaf yenecek şeyleri pis tutmasın. Görüyorum ki marul ve saire gibi pişirmeden yenecek şeyler yerlerde satılıyor, ahali alıyor, yiyor, hastalanıyor, ölüyor.

Bunun için esnaf temizliğe dikkat etsin ve hemşehrilerinin hayatını düşünerek sakınsın. Belediyenin vereceği talimatlara riayet etsin. Herkes elbisesini, çamaşırını kendini temiz tutsun. Evlerin içinin temizliğine, yiyeceğine, içeceğine dikkat etsin. Sokakta üstü açık meyve vesaireyi satın almasın, yemesin, hep birden el birliğiyle dikkat edersek şehrimizde tifüs, kolera, verem gibi bulaşıcı hastalıkların önünü alırız. Bu ihtarıma dikkat etmez, söylediğim şeyleri yapmaz ve buna muavenet etmezseniz önümüz yazdır, kolera ziyadeleşir, binlerce hemşehrimiz ölür.” Bu bildiriden bizim bile
alacağımız dersler var.
Ne dersiniz?

‘Arayıcı’ Esnafı

İstanbul’da süprüntüler arasında değerli eşya arayan insanlara “arayıcı esnafı” adı verilmişti. İstanbul’un fethinden 1868 yılına kadar başşehrin temizlik işlerini “arayıcılar” görmüştü. Arayıcılar “çöp çıkaranlar!...” avazesiyle sokak sokak dolaşırlardı. Eski kent düzeninde o muhitten olmayan kimselerin rasgele sokaklara girmeleri yasak olduğu halde arayıcı esnafı için bu yasak söz konusu değildi.

İstanbul’un kenar mahallelerindeki durağan hayatın bir sonucu olan aşırı gözlemcilik ve komşular arası kıskançlık, arayıcı esnafın ve eskicilerin bir takım öteberiyi torbalarına atmaya fırsat sağlıyordu. Çünkü kimi aileler zenginliklerini kanıtlamak ve komşularını kıskandırmak için, henüz kullanılabilir bazı eşyayı “aman al şu partalları da ortadan kalksın!” yollu konuşmalarla arayıcılara verirlerdi.

Geçtiğimiz asra girdiğimizde

1913’lü yıllara gelindiğinde Şehremaneti maddi sıkıntılara düşmeye başlamıştı, İstanbul halkından 50 bin liralık temizlik vergisi toplanırken, giderler 400-500 bin lirayı buluyordu. Balkan Harbi ve o dönem İstanbul’a gelen yüz binlerce muhacir sebebiyle temizlik işleri iyice sekteye uğramıştı. Bunun üzerine dönemin Belediye Başkanı Cemil Topuzlu Paşa, dış borçlanmaya gitti. Aynı yıl yapılan belediye toplantısında Cemil Paşa, İstanbul’un temizliği hakkında şu bilgileri vermişti;

“Tanzifat teşkilatı kırık dökük yirmi, otuz araba ile sakat ve yaşlı on, on beş hayvandan ve elli, altmış süpürgeden ve temizlik amelesi olarak beş, on ihtiyarla, birkaç çocuk ve kadından ibaret bulunmaktaydı. Şehri on altı lira ücret, senede iki kat elbise ve çizme ve çorap ve başlık ve Hilâl-i Ahmer tarafından çorba verildiği halde kadın, çocuk ve ma’lûl kimselerden başka, işe güze muktedir amele bulunamıyor. Güçlü kuvvetli olanlar başka yerlerde iki-üç lire yevmiye ile iş bulduklarından temizlik ameleliğine rağbet etmiyorlar” diyordu. Görüldüğü üzere 1913 yıllarında İstanbul’un temizlik işlerinin durumu hiç iç açıcı değildi.

Türkiye Gazetesi

Ne ne zaman İcat Edildi



MÖ 4241
Tarihlenebilen ilk yıl. Bu, Mısırlıların takvimi yapmalarıyla mümkün oldu.

MÖ 3200 civarı
Mezopotamyalı Sümerler yazıyı kullanan ve tekerleğin resmini çizen ilk halk oldu.

MÖ 3000 civarı
Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat etti.

MÖ 1300 civarı
Suriyeliler kendi alfabelerini geliştirdi.

MÖ 700
Lidya’da (bugünkü Türkiye’de) malların alım satımı için ilk kez para kullanıldı.

MÖ 287
Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok değerli mekanik aygıt icat eden Arkhimedes doğdu.

MÖ 10 civan
Romalı mimar Vitruvius bir vinç tasarladı.

999
Milattan sonra Bir keşiş tarafından mekanik saat icat edildi

1000 civarı
Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullandı.

1045 civarı
Çin’de Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat etti.

1280
İlk gözlük İtalya’da yapıldı.

1450′ler
Johannes Gutenberg’in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.

1569
Flaman haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi geliştirdi.

1592
Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.

1614
İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.

1642
Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.

1643
Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.

1656
Christian Huygens, Galileo’nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.

1665
Robert Hooke’un Küçük Ç’izimler adlı kitabındaki çizimler, yeni mikroskopların gücünü gösteriyordu.

1668
Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.

1698
Thomas Savery’nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.

1733
İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen “uçan mekik” adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı.

1771
Richard Arkwright’ın suyla çalışan çıkrığı eskiye göre çok daha sağlam pamuk ipliği üretiyordu.

1778
Joseph Braham’ın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedildi.

1783
Marquis de Jouffroy d’Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.

1783
Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.

1797
Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterdi.

1801
İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.

1804
Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.

1814
Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.

1815
Humphry Davy, madenlerde çalışmayı çok daha güvenli hale getiren bir madenci lambası icat etti.

1819
Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.

1821
Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı “fark makinesi”nin üzerinde çalışmaya başladı.

1826
Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.

1829
George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.

1830
İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.

1836
Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca “altıpatlar”ın patentini aldı.

1837
Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.

1837
İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.

1839
Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.

1843
Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.

1846
Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.

1848
İlk yürüyen merdiven, New York’ta turist çekmek için kuruldu.

1849
Çengelli iğne icat edildi.

1857
New York’ta bir dükkan, asansörü olan ilk bina oldu.

1860
Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.

1863
İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra’da işletmeye açıldı

1868
Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.

1872
Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.

1876
Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.

1876
Amerikalı üretken mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.

1877
Edison fonografı icat etti.

1878
Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.

1879
Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.

1881
Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.

1884
Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.

1885
Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.

1885
Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.

1886
Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.

1888
George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.

1889
Edison’un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.

1890
Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.

1890
Herman Hollerith’in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika’da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.

1895
Paris’te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.

1898
Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.

1901
King Camp Gillette, kullanıldıktan sonra atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini aldı.

1902
İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.

1903
Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.

1903
Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.

1903
Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.

1904
John Fleming’in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.

1908
Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.

1909
General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini yaptı.

1923
İki İsveçli mucit ilk buzdolabını tasarladı.

1925
Londra’da trafik lambaları kullanılmaya başlandı.

1926
John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.

1926
Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.

1928
Bir Amerikan icadı olan seloteyp günlük yaşama girdi.

1929
Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için “demir ciğer”i icat etti.

1933
İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.

1933
Bir kedinin gözünün araba farlarını yansıtmasından esinlenen Percy Shaw, sürücülerin dikkatini yol çizgilerine çeken kedigözünü icat etti.

1935
Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.

1937
Dünyanın en büyük zeplini Hindenburg’un yanıp 35 yolcunun ölmesinden sonra zeplinle taşımacılıktan vazgeçildi.

1938
Macar mucit Lazlo Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.

1938
Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.

1939
İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.

1942
Wernher von Braun, AImanya’nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2′yi fırlattı.

1942
Enrico Fermi, ABD’nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.

1945
Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.

1945
ABD, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine yaptığı atom bombasını attı.

1946
John Mauchy ve John Eckert’in geliştirdiği, Amerika’nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.

1947
Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.

1948
Amerikalı üç bilim adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley transistör denilen bir cihaz icat ederek elektronik devrelerin çok daha küçülmesini sağladı. Daha sonra, bu icatlarıyla Nobel Odülü aldılar.

1957
Sovyetler Birliği tarafından Dünya’nın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.

1959
Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka gösterildi.

1960
Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.

1962
Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.

1977
Dünya’nın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.

1982
Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.

1987
İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.

1990
Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.

Kaynak: Leonardo’dan Edison’a Mucitler, Tübitak Popüler Bilim Kitapları

Mimar Sinan Mucizesi

Mimar Sinan’ın, Leonardo da Vinci ‘yi hiçe sayacak dehasını görmeye ne dersiniz. Büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye’nin şifrelerini görmeye hazır mısınız?

Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi. Bu görev, tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan’a verildi. Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi. Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni’nin canını sıkmıştı. Sinan’ın yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı Sultan’a.
Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye’ye gitti. Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle ‘’ Bu ne iştir Mimarbaşı ‘’ diye haykırdı. Oysa Mimar Sinan’ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu. Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu’nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu küpü getirtti. Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi. Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni’de , Sinan’ın niyetini anlamış, ustasını hemen bağışlamıştı. Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağladı. Şaşırdınız değil mi? Durun, daha bitmedi… Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı.
Süleymaniye’nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapıldı. Tekrar altını çiziyorum, bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle yapıldı. Son bir şifre daha var..
Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan , hava akımını içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda, birinden caminin içindeki Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz. Ayrıca Süleymaniye’nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.
Bu düşüncelere durgunluk verecek sanat eseri karşısında insanın Da Vinci’nin şifresi de neymiş diyesi geliyor… Ne dersiniz?!

Tarihi Hatalı Sözler

Tarihe damgasını vuranbuluşlar ve olaylar sonrasında söylenen öngörüsüz sözler,tarihe geçti. Onlardan birkaçı ...

- ’Televizyon en geç 6 ay içinde piyasadan silnecektir.İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemez.’

Daryik F.Zanuck (Twenty Century Fox’un başkanı) 1944

-’Radyonun geleceği yok.’

Lord Kevin (İskoçyalı fizik alimi)

-’Artık yeni hiçbir şey yok. Keşfedilebilecek her şey keşfedildi.’

Charles H.Duell (Amerikan Patent Dairesi Başkanı)1889 :)

-’Denizaltıların savaşta ne işe yarayabileceğini anlayamadım.En fazlasından mürettabatın boğularak ölmesine sebep olabilir.’

H.G.Wells (Yazar)1901

-’Atlar her zaman kullanılacaktır.Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.’

(Henry Ford’un kredi talebine ,otomotivin geleceği konusunda rapor veren bir banka müdürü)1903

-’Uçaklar hoş oyuncaklar.Ama askeri bir değeri yok.’

Mareşal Ferdinand Foch (I.Dünya Savaşı’nda Fransız Orduları Başkomutanı)1911

-’Bilgisayar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar.’

Popular Mechanics Dergisi (O zaman bilgisayarlar bir oda kadardı)1949

-’İnsanlar evlerinde bilgisayar bulundurmaları için her hangi bir sebep göremiyorum.’

Kenneth Olsen Digital Equipment Corp’un (Bir PC firması) Başkanı 1977

Osmanlı birliklerinin Plevne’de mevzilenmesi


Savaşın başlamasıyla 1877 yılının Temmuz ayında Grandük Nikolay Nikolayeviç kumandasındaki Rus ordusu Tuna nehrini geçerek Osmanlı topraklarında ilerlemeye başlamıştı. Gazi Osman Paşa kumandasındaki Osmanlı birlikleri savunma amacıyla Niğbolu kentine doğru yola çıktılar. Ancak Niğbolu’ya Osmanlı birliklerinden önce yetişen Rus birlikleri 16 Temmuz 18777’ de Niğbolu’yu kolayca ele geçirdiler. Bunun üzerine Gazi Osman Paşa Plevne kentine yerleşerek Rus ordusuna karşı orada savunma yapmaya karar verdi.

Rusların başarısızlığa uğrayan taarruzları

19 Temmuz’da Plevne’ye ulaşan General Schilder Schuldner kumandasındaki Rus birlikleri Plevne’yi bombalamaya başladı. Ertesi gün taarruza geçen Rus askerleri bazı Osmanlı siperlerini ele geçirdi ancak Gazi Osman Paşa’nın gönderdiği takviye kuvvetleri Rusları ele geçirdikleri siperlerden geri püskürtmeyi başardı. 2.800 Rus askeri ölürken, 2.000 Osmanlı askeri de hayatlarını kaybetti.

Bu taarruzdan sonra her iki taraf da kuvvetlerini takviye ettiler. Osmanlıların sayısı 20.000’e ulaştı. 30 Temmuz’da Ruslar tekrar taarruza geçtiler. General Şakovski komutasındaki atlı birlikler doğudan, General Mihail Skobelev komutasındaki piyade birlikler ise kuzeyden saldırıya geçti. Ancak Osmanlılar bütün bu saldırıları geri püskürtmeyi başardılar. Ruslar 7.300 asker, Osmanlılar ise sadece 2.000 asker kaybetmişti.

Bu başarıdan sonra Gazi Osman Paşa büyük bir taarruza geçerek kuşatma yapan Rus birliklerini yok etme imkânını kullanmadı. Sadece 31 Ağustos 1877 tarihinde 1.300 Rus askerinin hayatına malolan, Osmanlıların ise 1.000 asker kaybettiği küçük bir atlı taarruz yapmakla yetindi. Bu esnada Ruslar askerlerini takviye etmeye devam ettiler. Grandük Nikolay Nikolayeviç bizzat kumandaya geçtiği Rus ordusunun sayısı 100.000 askere ulaşmışmıştı. Gazi Osman Paşa’nın kaybedilen Lofça kalesinden katılan Osmanlı askerleriyle takviye ettiği savunma birliklerinin sayısı ancak 30.000’i zor buluyordu. Gazi Osman Paşa savunmanın geri kalan süresinde önemli bir asker takviyesi alamadı, Plevne yi Rusların ezici bir sayı üstünlüğüne rağmen cesaretle savunmaya devam etti. 11 Eylül’de kuşatan birlikler kapsamlı bir taarruza geçtiler. Rus birlikleri Plevne’nin güneyindeki mevzileri ele geçirirken Romen askerler Grivitza mevzilerini ele geçirdiler. Ertesi gün Osmanlılar Rusların ele geçirdiği mevzileri tekrar geri almayı başardılar ama Romanyalılara karşı aynı başarıyı gösteremediler. Bu tarihe kadar Ruslar 20.000 asker kaybetmişti. Osmanlıların kayıpları ise 5.000 civarındaydı.

Plevne’nin düşmesi

Ruslar verdikleri bu yüksek kayıplardan sonra ön cepheden yaptıkları taarruzlara son verdiler. Plevne’nin bu kadar uzun süre dayanmasından sabırsızlık duyan Rus ordusunun Genel Komutanı Eduard İvanoviç Todleben bizzat birliklerin başına geçti. Daha önce Kırım Savaşı’nda kuşatma tarzı savaş konusunda büyük bir tecrübesi kazanmış olan Todleben 24 Ekim’de Plevne’yi çember altına almaya karar verdi. Yiyecek ve mühimmatların tükenmek üzere olduğunu gören Gazi Osman Paşa ordusuyla birlikte 9 Aralık’ta kuşatmayı yararak Plevne’den çıktı. Rusların 5:1 asker avantajına sahip olduğu bir çatışma sonucu Osmanlılar tekrar Plevne’ye geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu çatışmada Ruslar 2.000 asker, Osmanlılar ise 5.000 asker kaybetmişti. Durumun çaresizliğini gören Gazi Osman Paşa ertesi gün (10 Aralık 1877) kılıcını teslim ederek 45.000’i aşkın askeriyle birlikte teslim oldu. Teslim olan Osmanlı askerleri aç ve susuz bir şekilde acımasızca kilometreler süren bir ölüm yürüyüşüne tabi tutuldular. Ancak küçük bir sayıda Osmanlı askeri sağ salim Osmanlı topraklarına geri dönebildi.





Tarih
1877-1878

Bölge
Plevne

Sultan Bâyezîd’i ağlatan sözler!:


Sultan İkinci Bâyezîd Han, Bâyezîd Câmii’ni yaptırınca, bir Cumâ günü câminin açılışı için geldi ve Baba Yûsuf Sivrihisârî’yi de dâvet etti. Baba Yûsuf Sivrihisârî, namazdan sonra kürsüye çıkıp vaaz etmeye başladı. Tesirli sözleriyle, Pâdişâh ve câmide bulunan cemâat ağlamaya başladı ve bu ağlama ile câmi inledi. Câminin açılışını seyretmek için gelip, dışarıda bekleyen üç Hıristiyan, Baba Yûsuf hazretlerinin tesirli sözlerinden ve cemâatin topluca ağlamasından çok etkilenmişlerdi. Bu üç Hıristiyan, müslüman olmaya karar verdiler. Hemen câmiye girip, Baba Yûsuf Sivrihisârî’nin huzûrunda müslüman oldular. Bu hâdiseyi gören Sultan İkinci Bâyezîd Han, yaptırdığı Bâyezîd Câmii’nin ilk açılışında böyle bir hâdisenin vukû bulmasından dolayı çok sevindi. Sonra bunlara pek çok para ve mal hediye etti. Ayrıca vezîrlerinin de vermelerini söyledi. Böylece müslüman olmakla şereflenen üç kişi, dünya ve âhiret saâdetine kavuştular

Kaynak

Baba-oğul gibiydiler:
İkinci Bâyezîd Han, Baba Yûsuf Sivrihisârî’yi çok sever, sohbetinde bulunurdu. O da Sultanı çok severdi. Baba ve oğulluk sözleşmesi yapmışlardı. Bir sohbetlerinde pâdişâh ona; "Hacca gideceğin zaman mutlaka bana gel görüşelim" demişti. Bundan sonra Baba Yûsuf memleketine dönüp, orada bir müddet kaldı. Memleketinde iken rüyâsında Kâbe’de Hacer-i esved yanında manzûm bir kitap yazması işâret edildi. O zamana kadar hiç şiir yazmamıştı. Bu rüyâdan sonra şiir yazma kâbiliyeti hâsıl oldu. Sonra hacca gitmek üzere hazırlanıp, Pâdişâh İkinci Bâyezîd Hanı görmek üzere İstanbul’a gitti. Pâdişâh ona bir mikdâr altın verip; "Bunlar helâldir. Kendi elimle kazandım. Bu altınları Resûl-i ekrem sallAllahü aleyhi ve sellemin türbe-i mutahherasının kandillerine harcarsın. Mübârek türbesinin yanında, "Yâ ResûlAllah! Ümmetinin koruyucusu, günahkâr kul Bâyezîd sana selâm söyledi ve bu helâl altınları türbenin kandillerine yağ almak için gönderdi" dersin. Sonra; "Bu hediyenin kabûlü için yalvar, senin vâsıtanla kabûl olacağını ümid ediyorum." dedi. O da bu isteğini yerine getirmek üzere altınları alıp, vedâlaştı ve yola çıktı.

Kaynak
Karabağ’da toplanan savaş divanında oğulları Timur han’a "Osmanlılar Hıristiyanlığa karşı duruyorlar, Bayezid’i yenmek bize bir şey kazandırmaz. Neyi paylaşamıyoruz, onların gözü Avrupa’da" der isabetli yorumlar yaparlar. Ancak bazı komutanlar "yüzümüzü Çin’e dönebilmek için bu işi bitirmek zorundayız" deyince savaşa hazırlanırlar. Timur yine de "Yıldırım diğerlerine benzemez, işimiz zor olacak" diye mırıldanır bu gaileyi savaşsız aşmanın yollarını arar.

Hatta Çubuk Ovasına vardığında bile mütereddittir, kaldı ki oğulları ve torunları da bu sefere gönülsüz katılırlar.

Perşembenin gelişi

Biliyorsunuz Emir Sultan hazretleri Yıldırım Bayezid’in damadıdır, ancak o dahi bu kardeş kavgasına mani olamaz. Ok yaydan çıkınca köşesine çekilir, hiçbir şeye karışmaz. Onun bu haline mana veremeyen Hundi Hatun sorar:

- Babamı yalnız mı bırakıyorsun?

- Ne bu savaşın bir manası, ne de babanın kazanma şansı var. Eğer elinden bir şey geliyorsa hiç durma. Geç olmadan caydırmaya bak.

- Niye öyle söylüyorsun. Babam mağlubiyet tatmamış bir sultandır.

- Evet, Timur da mağlubiyet tatmayan bir hakandır. Sen onun kaç devleti yıktığını biliyor musun? Üstelik ülkesi daha büyük, askeri daha fazla.

- Ne yapmalıyız peki?

- Ne yapabiliriz ki? Sultanımız aklını örten öfkenin farkına varmadıkça...

- Diyelim ki öfkesi galip geldi?

- Bugünleri çok arar...

Dostça karşılar

Sonrasını biliyorsunuz işte... Çubuk Ovasında yapılan o tatsız savaş ve esir düşen koca Sultan...

Timur, Bayezid’i dostça karşılar, hasmını hısım gibi bağrına basar. Ancak Yıldırım Bayezid yıkılmıştır. Ölen onca insan, yıkılan bir devlet ve gittikçe ağırlığı daha fazla hissedilen vebal... Bu acıyla yaşamak zordur, hoş o da yaşayamaz.

Timur Han, Bayezid’in ardı sıra çok ağlar, "yazık oldu" diye mırıldanır, "böylesi bir mücahid kolay bulunmaz".

Timuroğulları, Ankara Savaşının ardından gelir, Bursa’yı muhasara altına alırlar. Şehir halkı perişan olur, çoluk çocuk aç kalırlar. Ahali gelip Emir Sultan’ı bulur dert yanarlar. Mübarek bir kağıda bir şeyler karalar, ordugaha yollar. O kağıtta ne yazılıdır bilemiyoruz, ancak hemen o gün çadırları söker Asya yollarına koyulurlar.

Timur bu arada İzmir’i Hıristiyan şövalyelerden arındırır, Anadolu’da harita birliğini oturtamasa da "inanç ve hedef birliğini" sağlar. Beylikleri eski sahiplerine bırakır, Anadolu’nun gözde alimlerini yanına alır, Çin’e doğru yola çıkar.

Bazı tarihçiler hadiseye iyi tarafından bakar, Osmanlının 6 asır yaşamasını Ankara Savaşına bağlarlar. Zira Çelebi Mehmet, devleti silbaştan kurarken adımlarını dikkatli atar ve öncelikle müesseseleşmeye bakar. Osmanlı o günden sonra da yenilgiler tadar ama devlet yıkılmaz.

II. Murad Han ve hatta Fatih Sultan Muhammed, Yıldırım Bayezid’in hatasından ders alır, Timur’un oğlu Şahruh’a bağlılıklarını sunarlar. Adımlar ölçülü atılınca arzulanan dostluk sağlanır. Timur’un torunlarından Hüseyin Baykara ve Uluğ Bey (ki NASA’nın bile ilmine düğme iliklediği bir astronomi alimidir) talebelerini İstanbul’a yollar, ilim hayatımıza hız katarlar.

Çin yolunda

Timur’un gözü çocukluğundan beri Set ardındadır ve yıllarca Çin hakkında bilgi toplar. Malum, Çinliler sanatkar insanlardır, porselenin, kumaşın alasını yaparlar. Ancak kum gibi kalabalık olmalarına rağmen savaşmayı bilmez, gücü görünce teslim olurlar. Büyük cihangir onları İslamlaştırabilmeyi çok arzular. Nitekim 1404 kışında bozkırın dondurucu soğuğuna rağmen yola çıkar. Henüz Otrar şehrine gelmiştir ki kolunda güç, gözlerinde fer kalmaz. Hekimbaşı Fazlullah açık açık "bu hastalık düzelici değil sultanım" deyince eşiyle-dostuyla helalleşir, vasiyetini hazırlar. "Oğullarım" der, "Milletin refahını, saadetini sağlamak için zayıfları koruyun, yoksulları zenginlerin zulmüne bırakmayın. İhsan düsturunuz, adalet rehberiniz olsun. Benim gibi uzun saltanat sürmek isterseniz, kılıcınızı düşünmeden kaldırmayın, kaldırınca hakkıyla kullanın. En yakın adamlarınız bile nifak tohumu saçabilir, fitnecilere aldırmayın. Eğer sözlerime uyarsanız taç başınızda kalır. Benden sonra gelecek hakanlara da bana bağlandığınız gibi bağlanın!"

Halının tozu

Timur’un son sözü "Lailahe illAllah" olur. Cenazesini Semerkant’a götürür, çok sevdiği torunu Muhammed Sultan için yaptırdığı türbeye defnederler (1405).

Ölümünden haberdar olan Allah dostları; "Timur öldü. İmanı da birlikte götürdü" buyururlar.

O günlerde veliyullahtan biri keşf halinde Timur’u görür ki çehresi fevkalade güzeldir, mesud olduğu her halinden bellidir. O zat "Halbuki" der "bizim bildiğimiz Timur’un ömrü kan kasavet içinde geçti, bunca cenk bunca cidal..." Dayanamayıp sorar: "Ne yaptın da affedildin?"

- Bir ara Buhara civarında karargah kurmuştuk. Dik bir yarın altında oturmuş konuşuyorduk. Birileri yukarıdan halı silkelemeye başlamasınlar mı? Adamlarım hemen ayaklandılar. O sıra ortalıkta "halılar Kasr-ı Arifan’a (Şahı Nakşibendi hazretlerinin dergahına) aitmiş diye bir söz dolanınca "bırakın" dedim, "tozu başımıza yağsın." İşte beni o büyük velinin hatırına bağışladılar.

Timur’un oğullarından sadece ikisi hayatta kalır. Bunlardan Mihrişah, Irak-ı Arap (Bağdat) ve Azerbaycan’da hüküm sürer, Şahruh ise baba yurdundan (Horasan’dan) ayrılmaz.

Zünnu-i Mısri’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:


Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim.Nehrin kenarında dururken ,birde baktımki,görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor.Çok korkmuştum.Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak’ka sığındım.Akrep nehire geldiğinde,sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi.Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.Bu bana çok şaşırtıcı gelmişti.Ben de onların nehrin kenarında takip ettim.Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde,akrepkurabağayı bırakıp dalları büyük,gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti.

Bir de baktım ki,ağacın altında Allah’a asi bir genç mışıl mışıl uyuyor.Kendi kendime: " La ha’vle vela kuvvete illa billah.Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar,bu genci sokmak için geldi " dedim ve içimden,akrep gence yaklaştığı zaman hemen akrebi öldürmeğe karar verdim.Akrebe yakın bir yerde durdum.Bir de baktım ki karşıdan büyük bir yılan,genci öldürmek için,gence doğru geliyor.Bu sırada akrep yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı.Akrep yılanın ölmesine kadar başını sokmaya devam etti.Yılan öldükten sonra akrep nehre döndü.Kurabağada onu orada bekliyordu.Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti.Bende arkalarında bakakaldım.

Sonra gencin yanına geldim,o hala uyuyordu,akabinde baş ucunda kendi kendime şöyle dedim :

- Ey uyuyan genç ; Allah seni,sen farketmesen de karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur.Sen uyusan bile Allah uyumaz.O kullarına çok merhametlidir.dedim.

Genç benim bu sözlerim üzerine uyandı ve başından geçen olayları kendisine anlattım.Genç hemen tevbe etti.Bütün yapmış olduğu kötü davranışlarında vazgeçip,iyilerden oldu ve ölünceye kadar hayatı böyle devam etti.Allah ona rahmet etsin.

Kaynak

Kötü olaylara sabretmek:
Ermişlerden birinin bir arkadaşı varmış ; devrin hükümdarı onu hapseder.Ermiş kişi,cezaevinde ki arkadaşının hal ve hatırını sormak için ziyaret eder ve :
- Hapishanede halin nasıldır ?.diye sorar.

Arkadaşı :

- Allah’a şükürler olsun,diye cevap verir.

Sonra,hapishaneye şişman bir mecusiyi getirirler; mesusi ile onu zincirle bir araya bağlarlar.Öyle bir hal alırki,adam,mecusi nereye giderse,onunla birlikte gitmek zorunda kalır.Mecusi helaya gittiğinde,o da gitmeye ve hacetini bitirinceye dek onun yanında durup,pis kokuları çekmeğe mecbur olur ve bunun gibi hayli eziyetler çeker.

O ermiş olan dışarıdaki arkadaşı bu olayı duyar ve arkadaşını ziyaret edip halini sorar,hapisteki arkadaşı yine şöyle cevap verir :

- Allah’a şükürler olsun.der.

Bunu üzerine arkadaşı :

- Ne zamana kadar böyle şükredeceksin,senin içinde bulunduğun beladan,daha büyüğü varmıdır ? der.

Bunun üzerine hapisteki ;

- Ey kardeşim ! ben aslında daha büyük felaketlere müstahakım.Allah’u Teala bu kadarla bana müsamaha etmiş ise,buna şükretmek vacip olmazmı ? Sen hiç işitmedinmi ki,bir büyük zatın üzerine bir tas kül dökülmüş de,o zat secdeye varıp,Allah’a şükretmiş.Kendisine,niçin şükrettiği sorulduğunda ise şöyle cevap vermiş ;

" Ben üzerime bir tas ateş dökülmesinden korkarım.Bir tas kül dökülmekle,daha büyüğünden bağışlandım,Allah’u Teala’ya şükretmiyeyimmi ? " demiş.

Kaynak


alıntıdır


Dünya tarihinde yüzyıllar süren savaşlar kadar kısalığıyla insanı şaşırtacak savaşlar da yaşandı.

İşte dünya tarihinin en kısa savaşları...

Falkland Savaşı: 1982 yılında Arjantin ve İngiltere arasındaki tartışmalı Falkland Adası, iki ülke arasında 42 gün süren bir savaşa neden oldu. Arjantin yenilgiyi kabul ederken, savaşın siyasi etkileri iki ülke için de güçlü oldu.

Polonya-Litvanya Savaşı: Her iki ülkenin de bağımsızlığını kazanmasıyla sona eren savaş 37 gün sürdü.

İkinci Balkan Savaşı: Birinci Balkan Savaşı sonrasında bölgede hakimiyetini yitiren Osmanlı İmparatorluğu’nun zaaflarından yararlanan; Sırbistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Karadağ Krallığı’nın, Bulgaristan’a karşı açtığı savaş 32 gün sürerken, Osmanlı İmparatorluğu da savaşa sonradan dahil olarak Edirne’yi geri aldı.

30 Gün Savaşı: Yunanistan ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki savaş Girit’te patlak veren bir isyan üzerine başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun zaferiyle sonuçlanan savaş ismiyle anıldığı üzere 30 gün sürdü. Bu savaş 19. Yüzyıl’da Türkler ve Yunanlılar arasında yapılıp da, Yunanlılar’ın toprak kaybettikleri tek savaş olmuştur.

Üçüncü Çinhindi Savaşı: Üçüncü Çinhindi Savaşı, veya Çin-Vietnam Savaşı, 1979’da Çin ile Vietnam arasında yaşanan, kısa ancak kanlı bir sınır savaş olmuştur. Vietnam’ın genişleme stratejisi sonucu Kamboçya’yı ele geçirerek, bölgedeki Çin etkisini sona erdirmesi, Çin’in güçlü saldırısına sebep oldu. Kuzey Vietnam’a giren Çin askerleri, 1 ay sonra geri çekildi. Savaş sadece 27 gün sürdü.

Gürcü-Ermeni Savaşı: Gürcistan-Ermenistan Savaşı, 1918 yılında; Lori, Javakheti ve Borchalo bölgeleri üzerinde yaşanan anlaşmazlık sonucu, Gürcistan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti arasında yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti bu bölgelerin bazılarını hâlâ kontrol ediyordu. Osmanlı bölgeyi terk edince, hem Ermeniler, hem de Gürcüler burada hak iddia ettiler. Anlaşmazlıklar, 7 Aralık 1918’de silahlı çatışmaya dönüştü. 24 günlük savaş, bölgenin Sovyet kontrolüne girmesiyle son buldu.

Sırp-Bulgar Savaşı: 14 Kasım 1885’te başlamış ve 28 Kasım’a kadar sürmüştür. Kesin barış anlaşması 19 Şubat 1886 yılında Bükreş’te imzalanmıştır. Savaşın sonucunda, Avrupa devletleri 6 Eylül 1885’te gerçekleşen Bulgaristan’ın birleşmesini kabul etmişlerdir.

Hindistan-Pakistan Savaşı: 1971’de yaşanan Hindistan-Pakistan Savaşı, Bangladeş Bağımsızlık Savaşı ile (Pakistan İç Savaşı olarak da bilinir) ilintilidir. Bangladeş Bağımsızlık Savaşı, baskın olan Batı Pakistanlılar ile Doğu Pakistanlılar arasında yaşanmıştır. Savaşın çıkış sebebi Doğu Pakistan Awami Birliği’nin, Doğu Pakistan’da 169 sandalyeden 167 tanesini kazanması ve 313 sandalyeli Pakistan Meclisi’nde çoğunluğu elde etmesidir.Hindistan’ın batı sınırındaki silahlı mücadele 3 Kasım 1971’den 16 Kasım 1971’e kadar sürmüştür

6 gün savaşları: İsrail’in Suriye’yi tehdit etmesi sonucu Mısır, 1000 tank ve 100.000 askerini Sina Yarımadası’na yığmış, Tiran Boğazını İsrail bayrağı taşıyan veya stratejik malzeme nakleden tüm gemilere kapamış ve İsrail’e karşı birleşik Arap harekatını ilan etmişti. 5 Haziran 1967’de İsrail, Mısır Hava Kuvvetleri’ne saldırmıştı. Ürdün de, Batı Kudüs ve Netanya’ya karşı bir saldırı başlattı. Savaşın sonunda İsrail; Doğu Kudüs, Gazze Şeridi, Sina Yarımadası, Batı Şeria ve Golan Tepeleri’ni elde etti. Sonuçta, İsrail’in toprakları üçte bir oranında arttı ve yeni elde edilen topraklarda yaşayan 1 milyon Arap, İsrail kontrolü altına girdi.

Zanzibar-İngiltere Savaşı: İngiltere ve Zanzibar, 27 Ağustos 1896 yılında karşı karşıya geldiler. 45 dakika süren savaş, tarihe en kısa süren savaş olarak geçmiştir. Savaş, İngiltere ile işbirliği içinde olan Sultan Hamad bin Thuwaini’nin 25 Ağustos 1896’da ölmesi ve yeğeni Halid bin Bargash’in askeri bir darbeyle yönetimi ele geçirmesi üzerine başladı.

ll. Abdülhamitin Fotograf Merakı

Fotoğrafçılığa merakıyla tanınan II. Abdülhamit’in, insanları bazı fiziksel özelliklerine göre değerlendirdiği ortaya çıktı.

Özel doktoru Atıf Hüseyin Bey, TTK arşivinde yer alan hatıralarında II. Abdülhamit’in “başparmağının ucu, işaret parmağının orta boğumundan uzun kişilerin cinayete eğilimli” olduğuna inandığını belirtiyor. Hüseyin Bey, anılarında “2. Abdülhamit’in bu tezi ispatlamak için hapishanelerdeki bütün kanlı katillerin el fotoğraflarını çektirdiğini” anlatıyor.

Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Metin Hülagü, II. Abdülhamit’in doktoru Atıf Hüseyin Bey’in Türk Tarih Kurumu (TTK) arşivindeki 12 küçük defterde yer alan anılarını, “Sultan II. Abdülhamit’in Sürgün Günleri, Atıf Hüseyin Beyin Hatıraları” adıyla yayınladı.

Doç. Dr. Metin Hülagü, doktoru Atıf Hüseyin Bey’in anılarında, II. Abdülhamit’e ilişkin ilginç bilgiler verildiğini söyledi.

Osmanlı hanedanının yaşamında, kafes hayatı ve kardeş katli gibi sıkıntılar bulunduğunu hatırlatan Hülagü, Abdülhamit’in yetiştiği ortam nedeniyle şüpheci bir insan olduğunu belirtti.

Bu sıkıntılar nedeniyle şehzadelerin hatta padişahların çoğunun bazı ruhi dengesizlikleri bulunduğunu kaydeden Hülagü, “Ölüm korkusu yaşadıkları için şüpheci ve endişeli olduklarını” söyledi.

Hülagü,”Abdülhamit de herkesten şüpheleniyor ve o nedenle de çok tedbirli. O dönemdeki Ermeni olayları da bunu tahrik etmiş görünüyor. II. Abdülhamit’in sürgün günlerinde, 1909’da iktidardan uzaklaştırılıp Selanik’e götürülmesi sırasında emrine verilen doktorun Abdülhamit’le ilgili hatıralarında bu konuya yer veriliyor. Atıf Hüseyin Bey, hatıralarında Abdülhamit’in okuduğu romanlardan birinde ‘başparmağının ucu, işaret parmağının orta boğumundan uzun kişilerin cinayete eğilimli” olduğunu okuduğunu kendisine ilettiğini anlatıyor. Atıf Hüseyin Bey, ayrıca Abdülhamit’in bunun için hapishanedeki cinayet mahkûmlarının fotoğraflarını çektirdiğini ve bu görüşün doğru olduğunu gördüğünü belirttiğini söylüyor. Bu anılara göre, Abdülhamit’in kişilerin simalarından, yapılarından, el, kol yapılarından, o insanların ruh halini veya fikri yapılarını anlamaya çalışan bir bakışı var.” dedi.

Doç. Dr. Hülagü, Dr. Atıf Hüseyin Bey’in hatıralarının, II. Abdülhamit’in kızı Ayşe Sultan’ın hatıralarıyla örtüştüğünü de kaydetti.

II. ABDÜLHAMİT VE FOTOĞRAFÇILIK
Öte yandan, Mehmet Bahadır Dördüncü tarafından hazırlanan ve Yitik Hazine Yayınları’ndan piyasaya çıkan “2. Abdülhamit, Yıldız Albümleri Mekke-Medine” adlı kitapta da II. Abdülhamit’in fotoğraf merakıyla ilgili ilginç bilgilere yer veriliyor.

Osmanlıda fotoğrafçılığın en büyük destekleyicisinin Sultan II. Abdülhamit olduğu belirtilen kitapta, dünya dengelerinin tamamen Osmanlıların aleyhine döndüğü bir devirde tahta çıkan sultanın, “Devlet-i Aliye” topraklarında gerçekleşen bütün hadiseleri öğrenmesi için fotoğrafı bir anlamda saray dışının aynası olarak kullandığı ifade ediliyor.

“Fotoğraflar sayesinde hükümdarın, Mısır’dan Balkanlara, Arabistan’dan Kafkaslara kadar geniş bir coğrafyayı tanıma imkânına sahip olduğu” kaydedilen yazıda, Abdülhamit’in “Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak siyasi, hissi manaları telkin eder. Onun için ben, tahrir-i mündericattan (yazılı bilgilerden) ziyade resimlerden istifade ederim” sözüne de yer veriliyor.

II. Abdülhamit’in aynı zamanda büyük bir insan sarrafı (fizyonomist) olarak kabul edildiğine işaret edilen yazıda, “İddialara göre tahta çıkışının 25. yılında hapishanelerdeki mahkûmların fotoğraflarını çektirmiş, altına mahkûmiyet sebeplerini yazdırmış ve bu fotoğraflardan seçtiği mahkûmlar için af çıkarmıştır. Yine iddialara göre, askeri okula kayıt olacak çocukları da fotoğraflardan seçmiştir” deniliyor.

ÖZEL DOKTORU ANLATIYOR
Yazıda, II. Abdülhamit’in özel doktoru Hüseyin Atıf Bey’in, “padişahın suçlu resimlerini inceledikten sonra parmak uzunluklarına göre kişilerin cinayet işlemeye eğilimli olup olmadıkları görüşünü bu fotoğraflarla ispatladığına” ilişkin şu sözlerine yer veriliyor: “Sözü canilere getirdi: ‘Bir İngilizce kitabın tercümesini okumuş idim. Çünkü vaka-yı cinaiyeye (cinayet vakalarına) merakım vardır. O kitapta canilerin ekserisinin başparmağının ucu şahadet parmağının ortadaki boğumunu geçiyor, çok uzun oluyor. Elleri yabani bir hayvan pençesi şeklini alıyor diye görmüş idim. Merak bu ya, o zaman emrettim. Hapishanelerde ne kadar kanlı katil varsa hepsinin fotoğraflarını aldırdım. Filhakika başparmak hemen hepsinde uzun idi. Hem de her şeyi benziyor. Lakin eller her şahısta başta şekilde oluyor. Avrupa’da bundan bi’l-istifade canilerin resimlerinden bi’t-tatbik erbab-i ceraimi (suçluları) yakalıyorlar’ gibi hikayelerde bulundu.”

II. Abdülhamit döneminde çekilen ve “Yıldız Albümleri” olarak anılan toplam 911 albümde 36 bine yakın fotoğraf yer alıyor. Albümlerin önemli bir kısmı, Mühendishane- i Berri-i Hümayun’dan mezun olan gençlerin çektiği fotoğraflardan oluşuyor.

Kendisi de bizzat fotoğraf çeken II. Abdülhamit döneminde fotoğrafçılığın büyük bir gelişme gösterdiği belirtiliyor.

Ermenilerinki soykırımsa bunun adı ne?

1821-1922 Müslüman Kaybı

Mehmet Suat

Istanbul Mektubu

Bugün Türkiye’de yasayan ailelerin kökeninde Balkanlardan ya da Kafkaslardan gelmis en az bir fert bulmak sanirim zor olmasa gerek. Ve bu kisiler büyük ihtimalle 1812-1922 yillari arasinda bugünkü Türkiye topraklarina göç etmislerdir. Nedendir bilinmez 19. yüzyilin sonu ile 20. yüzyilin basindaki dönemde sürekli olarak Osmanli’nin son dönemindeki Hiristiyan nüfusun ne kadar aci çektigi ve ne kadar kayba ugradigi konusulur durur. Elime 1995’de yayimlanmis bir kitap geçinceye kadar ben de öyle düsünenlerdendim. Bu yazimda sizlere University of Louisville’de tarih profesörü olan Justin McCarthy tarafindan yazilmis olan The Death and Exile, The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims 1821-1922 (The Darwin Press, 1995) adli kitabin tanitimini yapmaya çalisacagim. Yazar, kitabinda elde ettigi bulgularin ve çikardigi rakamlarin kendisini ne kadar sasirttigini itiraf etmekte, 1800’lerin basinda yalniz Anadolu’da degil, bugünkü Rusya ve Ukrayna’nin güneyinde, Kafkaslar’da ve Kirim’da ve Balkanlar’da Müslüman halkin hakim çogunluga sahip oldugunu belirtmektedir. 1821 ile 1922 tarihleri arasinda 5 milyon civarinda Müslüman nüfusun zorla sürgün edildigini ve 5,5 milyondan fazla Müslümanin da öldügünü vurgulamaktadir. Bati okullarinda okutulan tarih kitaplarinda Bulgar, Ermeni ve Yunanlarin ne kadar kayba ugradiklari ve mazlumiyetlerinden bahsedilmesine ragmen Müslüman ölümlerinin bir satir bile islenmedigini bilmekteyiz. McCarthy, bölgedeki yakin tarihin daha iyi anlasilabilmesi için bu eksikligin giderilmesinin gerekli oldugu önemle vurgulamaktadir. Bu konunun Batili tarihçilerce aslinda bilindigini ama akademik ortamda anlatilmasi halinde anlatanlarin dislanma tehlikesi ile karsi karsiya kaldigini da söylemektedir. Batida Türklerin geleneksel görüntüsünün mazlumdan çok zalim olarak verilmesinin önemli sebebinin 19. yüzyil irkçiligi oldugunun da altini çizmektedir. Sayilarla ilgili olarak daha çok Yunan, Bulgar ve Rus arsivlerinden yararlandigini, çikan sonucun çarpici olmasi bakimindan farkli kaynaklar arasindan en düsük kayip rakamlarini seçerek minimum bir tahminde bulundugunu söylemektedir. Ölümlerin ekseriyetinin saldiri; kalan kisminin ise, umumiyetle, açlik ve hastalik neticesinde gerçeklestigini belirtmektedir. Kitaptan aldigim asagidaki tablo (sayfa 339), kayiplari, bölgelere göre özetlemektedir.

Müslüman Ölümleri ve Göçü

Ölümler

Göçe Zorlananlar

Yunan Devrimi

25,000

10,000

(yola koyulanlar)

1827-29 Kafkas Savaslari

Bilinmiyor

26,000

(yasayanlar)

Kirim Sürgünü

75,000

300,000

(yola koyulanlar)

Kafkas Sürgünü

400,000

1,200,000

(yola koyulanlar)

Bulgaristan 1877-78

260,000

515,000

(yola koyulanlar)

1877-78 Dogu Savasi

Bilinmiyor

70,000

(yasayanlar)

Balkan Savaslari

1,450,000

410,000

(yola koyulanlar)

1905 Kafkaslar

Bilinmiyor

Bilinmiyor

1914-21 Dogu Anadolu

1,190,000

900,000

(içteki mülteciler)

1914-22 Kafkaslar

410,000

270,000

(yola koyulanlar)

1914-22 Bati Anadolu

1,250,000

480,000

(yola koyulanlar)

1,200,000

(içteki mülteciler)

Toplam

5,060,000

5,381,000

Not: Kaybolan askeri erkan (subay ve erat) ve devlette çalisanlarin çogu bu tabloya eklenmemistir.

Yazarin bu tablo ile ilgili yazdigi nota dikkat edecek olursak tüm Osmanli-Rus savaslarinda Anadolu’dan savasmaya gidip de ölen insanlarin sayisi bu rakamlara dahil edilmemistir. Sistemik olarak Balkanlar ve Kafkaslardaki göçe zorlama ve imha uygulamasinin görünür saiki milliyetçilik akimlari iken, arkaplanda güdümleyen gücün Rus Imporatorlugunun yayilma emellerinin oldugu da islenmektedir. Kitapta bu kiyimin siddetine söyle isaret edilmektedir (sayfa 340):

"The true fate of these Muslims was only understood by those contemporaries who saw the dead and the dying, such as the railway offical in Ottoman Bulgaria in 1878 who found one small Turkish girl alive among the frozen bodies of 400 refugees, some of whom must have been her family. The fate of these Muslims was the fate of her family, driven from their homes to die. It was also the fate of the small girl, rescued by strangers. The descendantes of this girl as well as of all the others who survived form much of the citizenry of the modern Turkish Republic"

Yunanistan’da ise baskaldirmanin 1821’de Osmanli devlet temsilcilerinin öldürülmesiyle baslamasindan sonra is Ortodoks kilisesinin destegiyle tüm Türk halkinin öldürülmesine kadar götürülmüs. Hatta çogunlugun Türkçe konustugu Mora yarimadasindaki kiyimdan kaçanlar canlarini ancak Atina yakinlarindaki Osmanli askeri garnizonlarina siginarak kurtarmislar (sayfa 10-11).

Balkanlardan bu kaçislar cumhuriyetin ilk yillarina kadar devam etmis, gelen nüfusun büyük bir çogunlugu genelde Türkiye’nin Marmara ve Ege bölgelerinin çesitli yerlerine yerlestirilmisler. Kafkaslardan gelenler ise çogunlukla Karadeniz bölgesine dagilmislar. Gelislerinin hikayesini ve çektikleri acilari, bu satirlari okuyan bir kisim okuyucularin dedelerinden ninelerinden dinlemis olmalari mümkündür, sanirim.

Anadolu’da kaybedilen Müslüman nüfusun eyaletlere göre dagilimini da asagidaki tablo vermektedir (sayfa 229). Bu tablo Dogu Anadolu’da 1912-1922 arasindaki kaybin kaba bir bilançosunu vermektedir.

Osmanli devletinde Dogu Eyaletlerinde
Ölen Müslüman Nüfus 1912-22

Eyalet

Kaybedilen nüfus

Nüfusa orani (%)

Van

194,167

62

Bitlis

169,248

42

Erzurum

248,695

31

Diyarbekir

158,043

26

Mamuretülaziz

89,310

16

Sivas

186,413

15

Haleb

50,838

9

Adana

42,511

7

Trabzon

49,907

4

Oran olarak en büyük kaybin Ermeni nüfusun bir hayli kalabalik oldugu Van, Bitlis, Erzurum gibi eyaletlerde olmasi bayagi düsündürücüdür.

Kitaptaki diger bir ilginç nokta da Lazlarin aslinda Gürcü kökenli oldugunu, zulümden kaçip Türkiye’nin dogu Karadeniz kiyilarina yerlesene kadar da denizi görmedikleri idi. Lazlar 20. yüzyilin baslarina kadar Gürcistan’in daglik bölgelerinde yasamakta imisler.

Bu yazida mübarek Ramazan ayinda okuyucularin moralini bozmaktan çok bazi gerçeklerin ortaya konmasina veya hatirlatilmasina yardimci olmaya çalistim. Cumhuriyetin kurulusuna kadar olan son yüzyildaki Müslüman insan kaybinin boyutunun ne kadar büyük oldugunu bir nebze aktardim, sanirim.

ÇANAKKALE İLE İLGİLİ BİLMEDİKLERİMİZ


(Bu makale, teknolojinin her şeyi çözeceğine inanan teknoloji budalalarına ithaf edilmiştir)

Aç ve perişan halkın dişinden tırnağından artırarak devletine kazandırmak
istediği ve parası peşin ödenmiş iki savaş gemimize İngilizlerin göz göre
el koyduğunu, tüm ültimatomlarımıza rağmen paramızı geri ödemediklerini ve
bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Çanakkale’ye yolladıklarını
________________________________


Enver Paşa’nın Alman hayranlığının bize 500 bin vatan evladına ve bir
imparatorluğun tasfiyesine neden olduğunu, Almanlarla yapılan gizli
anlaşmanın kabinedeki bakanlardan bile gizlendiğini, aradan yüz yıl
geçmesine rağmen yabancı hayranlığı hastalığımızın geçmediğini, sadece
hayran olunanların değiştiğini
________________________________


Sultan Abdülhamid’in olayları kırk yıl önceden görerek Çanakkale’deki
tabyaları güçlendirdiğini ve elden geçirdiğini, Bazı yeni tabyaları inşa
ettirdiğini, O’nun yaptığı çalışmaların belki de savaşın seyrini değiştirdiğini
________________________________


İngilizlerin daha savaş ilan edilmeden Seddülbahir’i bombaladıklarını ve 86 şehit verdiğimizi
________________________________


Avustralya’nın ve Yeni Zelanda’nın gençlerinin “Avrupa’yı Almanlardan
kurtarmak ve Avrupa’nın özgür kalmasını sağlamak” propagandasıyla
toplandığını, Bu gençlerin daha önce Gelibolu denilen yerin adını bile
duymadıklarını
________________________________


İkinci çıkarma için savaşa giden bir Avustralya askerine nereye gittiğini
soran bir yaşlı adama “Türkler buraya gelip yerleşecekler, onları öldürmeye
gidiyoruz” dediğini, bu söz üzerine yaşlı adamın binlerce kilometrekarelik
çöle doğru baktığını ve “Eee gelsinler ne olacak ki burada yer
çok” dediğini
________________________________


Padişahın “Cihad” ilanını duyan ve Avustralya’da yaşayan iki zenci
müslümanın, Türklerle savaşa giden birliğe ateş açtığını ve orada şehit edildiklerini, Orada bulunan ve olayı yaşayan Avustralyalıların bu olayın nedenini uzun süre anlayamadıklarını
________________________________


İngiliz-Fransız donanmasının Gelibolu öncesi 200 yıldır hiç yenilmediğini,
dünyanın gelmiş geçmiş en iyi donanması olarak bilindiğini, bu donanmanın
bayraklarını gören Türklerin topukları yağlayıp kaçacaklarını düşündüklerini, daha da trajik olanı bu düşünceye saplantı derecesinde inandıklarını
________________________________


İngiliz-Fransız donanmasının seksen parça gemiyle boğaza saldırdığını,
gemilerden birinin adının “Agamemnon” olduğunu, Agamemnon’un binlerce yıl
önce Truva’ya saldıran Yunan ordusunun kalleşçe yöntemler kullanan
komutanının adı olduğunu
________________________________


Agamemnon’un yaşadığı topraklarda doğmasına rağmen kanının son damlasına
kadar Türk olan ve kendisini Anadolulu hisseden Mustafa KEMAL’in Çanakkale
zaferi sonrası öldürülen Truva kahramanını “Hektor’un İntikamını Aldık”
diyerek unutmadığımızı ve Truvalıların bizim için ne anlama geldiğini en
güzel şekilde ifade ettiğini
________________________________


İngilizlerin sabah saatlerinde girdikleri boğazı ellerini kollarını
sallayarak, canlarının istediği her yeri bombalayarak geçebileceklerini
zannettiklerini, Akşam beş çayını Marmara denizinin ortasında içmeyi
planladıklarını, İstanbul üzerine bahisler
kurduklarını
________________________________


Şair deyince insanların aklına terbiye, iman ve insanlık sahibi yüce
kişiliklerin geldiği (Mehmet Akif ERSOY gibi), İngiliz şairlerin de –hem
de yüksek ideallerle- savaşa katıldığını, bu ideallerini günlüklerinde
“Lokum ve halıları yağmalamak, Ayasofya’nın çinilerini sökmek, İstanbul’un
en güzel lokantalarında balık yemek” olarak yazdıklarını
________________________________


Yüzlerce yıl Osmanlının ekmeğini yemiş olan ve Osmanlıdan sadece saygı ve hoşgörü görmüş olan gayr-i müslimlerin, İngiliz-Fransız donanmasının gelmekte olduğunu haber alınca İstanbul’da sevinç gösterileri yaptığını
________________________________


Bu tehlikeli gelişmeler karşısında devleti yönetenlerin başkenti
Eskişehir’e taşımayı düşündüğünü, hatta gerekli binaların ayarlandığını,
gitmesi için teklif götürülen devrik Sultan Abdülhamid’in bu teklife
şiddetle karşı çıktığını, “Biz İstanbul’u alırken Bizans İmparatoru kanının
son damlasına kadar savaştı ve öldü Ben ondan daha mı az şerefliyim!
Gelirlerse burada savaşır ve ölürüz” dediğini, bu sözler üzerine payitahtın
utandığını ve İstanbul’da kalmaya karar verdiğini, Direkten dönen bu
düşüncesizliğin belki de askerimiz üzerinde korkunç bir moral çöküntü
yaratmış olabileceğini
________________________________


Osmanlı Devletinin elinde sadece 26 deniz mayını kaldığını, Nusret (Yardım)
gemimizin kaptanının (Tophaneli Hakkı Binbaşı ) mayınları nereye ve ne zaman
bırakması gerektiğini bir gece önce rüyasında bir yüce kişi tarafından
kendisine bildirildiğini, Bu mayınların hiç akla gelmeyecek biçimde
Ertuğrul koyunda kıyıya paralel olarak döküldüğünü, İngilizlerin boğazı
defalarca dikine kontrol etmelerine rağmen bu mayınları tespit
edemediklerini çünkü Nusret’in bu mayınları son mayın kontrolünden sonra
sabaha karşı bıraktığını
________________________________


Donanma boğazı geçmeye başladığında düşük top menzilli Fransız gemilerinin
taktik gereği tabyalarımızı şaşırtmak için öncü atışlar yaptıklarını daha
sonra arkalarından gelen uzun menzilli İngiliz gemilerine yol açmak için
kenara kaydıkları Bu kayma esnasında kıyıya paralel yerleştirilen
mayınlara çarptıklarını, büyük bir panik yaşandığını, ortalığın
karıştığını, gemilerin birbirine girdiğini, 200 yıldır yenilmeyen dünyanın
en büyük donanmasının iki saatte dağıldığını Türklerin batan düşman gemilerindeki savunmasız askerlere ateş etmeyi bıraktıklarını ve diğer gemilere ateş ettiklerini Bunu gören İngiliz komutanlarının –muhtemelen kendileri
tersini yapmış olacakları için- olaya bir anlam veremediklerini Her
fırsatta bize insan hakları, medeniyet, modernite tokatları patlatanların
o gün aldıkları bu insanlık dersi karşısında şok geçirdiklerini
________________________________


Edremitli Seyit Onbaşının, Topun ağzına mermi süren vinç tesisatı
bombardımanda kullanılamaz hale gelince “Ya Allah Bismillah” diyerek üç
tane 275 kiloluk mermiyi tek başına arka arkaya kaldırarak yatağa sürdüğünü
ve ateşlediğini, bu işlemi yapabilmesi için her defasına üç basamaklı metal
bir merdivenden çıkması gerektiğini, üçüncü atışta İngilizlerin “Ocean”
zırhlısının dümenini parçaladığını, dümeni kırılan “Ocean”ın sarhoş bir
serseri gibi mayınlara sürüklendiğini bir mayına çarparak havaya uçtuğunu ve yirmi dakika içinde battığını
________________________________


Bu olayın ertesinde bölük komutanının Seyit Onbaşıyı çağırttığını, aynı
mermiyi kaldırmasını istediğini ancak Seyit Onbaşının bunu
başaramadığını Bunun üzerine Komutanın “Bu merminin tahtadan bir
maketini getirsinler, Bu yiğidin fotoğrafını çeksinler” diye emir
verdiğini, Bu fotoğrafın hepimizin çok iyi bildiği ve Seyit Onbaşının
günümüze ulaşan tek fotoğrafı olduğunu
________________________________


Cumhuriyet kurulduktan çok sonra Mustafa KEMAL’in Edremit’i ziyareti
sırasında Seyit Onbaşıyı sorduğunu ve Kaymakam dahil kimsenin
bilmediğini Kaymakamın Seyit Onbaşı’yı Mustafa KEMAL’in huzuruna
çıkarmadan önce kılığını beğenmeyip, tıraş ettirip takım elbise
giydirdiğini, bu olayın Mustafa KEMAL’i derinden yaraladığını Kaymakam
dahil orada bulunan herkesi azarladığını Seyit Onbaşının ölene kadar ormancılık yaparak sefalet içinde perişan yaşadığını
________________________________


Nusret Mayın gemisinin yakın zamana kadar Mersin’de demirli olduğunu ve
ömrü dolduğu için jilet yapılmasının planlandığını, sırf bu ihtimalin bile
Türk Milleti adına yüz kızartıcı bir utanç levhası olarak kalacağını,
birkaç vatanseverin çırpınışıyla şimdilik bu olayın durdurulduğunu
____________________________________


İngilizlerin 18 Mart faciasının suçlusu olarak mayın
taramacıları sorumlu tuttuğunu, Hepsinin kurşuna dizdirildiğini, savaş bittikten yıllar sonra her iki ordu arşivleri açıklanıp gerçekler öğrenilince bu askerlerin
ailelerinden özür dilendiğini, tazminat ödendiğini, iade-i itibar
yapıldığını ve şerefli birer asker olarak öldüklerini ilan ettiklerini
________________________________


İngiliz-Fransız ortaklığının boğazı donanmayla geçemeyeceklerini anlayınca
onlara geçit vermeyen Türk topçularını arkadan ele geçirerek temizlemek için çıkarma harekatı yapmaya karar verdiklerini, bunun için Mısır’da piramitlerin dibinde, sömürgelerinden getirdikleri on binlerce askeri toplayıp “Nasıl olsa orada
Türklerle işimiz çok kolay olacak” diyerek bu askerlere baştan savma bir
eğitim verdiklerini, Burada toplanan askerlerin 16 farklı ülkeden
geldiğini, Aralarında Müslümanların bile olduğunu, daha sonra bu askerlerin
savaş esnasında kandırıldıklarını anlayıp taraf değiştirdiklerini, Burada
toplanan askerlerin büyük çoğunluğunun çapulcular gibi davrandığını, kahire
sokaklarında yapmadıkları rezilliğin kalmadığını
________________________________


Mısırda toplanan askerlerin kayıtlarını tutan bir katibin sürekli
“Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu
Birliği” yazmaktan sıkıldığını pratik bir çözüm olarak bu kelimelerin baş
harflerini alarak ANZAC kısaltmasını bulduğunu, bu kısaltmanın dünya tarihine geçtiğini
________________________________


İngilizlerin çıkarma harekatını ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını,
akıntı ve hava durumu dahil yaptıkları hiçbir hesabın tutmadığını,
aralıklarla çıkmaları gereken geniş kumsala değil, dar bir koya ve
kalabalık bir şekilde çıkmak zorunda kaldıklarını, karşılarında ise Ezineli
Yahya Çavuş ve 62 kişilik takımı dışında hiçbir birliğimizin olmadığını
________________________________


Türk ordusunun başındaki Alman Liman Von Sanders Paşa’nın çıkarma beklenen
bölgeleri kasıtlı olarak yanlış hesapladığı, İngilizleri ve Türkleri
olabildiğince birbirine kırdırarak İngilizlerin dikkatini bu bölgeye
çekmeyi, bu sayede Avrupa’da savaşan Alman askerlerinin karşısında daha
zayıf bir askeri güç olmasını ve Alman birliklerini rahatlatmayı
amaçladığını, bu gizli hesabın her iki taraftan da 500 bin cana mal
olduğunu, bunun ispatlanamamış bir iddia olduğunu, Tüm savaş boyunca Liman Paşanın hiçbir askeri tahmininin tutmadığını, aradan yüz yıl geçmesine rağmen bu şüphenin hala kafaları kemirdiğini
________________________________


Çanakkale savaşlarındaki en büyük askeri dehaların Mustafa KEMAL ve Esat
Paşa olduğunu, düşmanın her hamlesini doğru tahmin ettiklerini, yaptıkları
kritik hamleler ve aldıkları cesur kararlarla savaşın seyrini
değiştirdiklerini, gelişen olaylar neticesinde askerlerinin de yüksek
güvenini ve hayranlıklarını kazandıklarını, bir işaretleriyle
emrindekilerin hiç düşünmeden ölüme koştuklarını İngiliz ve Fransız
Kurmaylarının bu kadar zor şartlarda çarpışan Türk ordusunun bu kadar
akıllıca sevk ve idare edilebilmesine anlayamadıklarını, Zaten onların tüm
savaş boyunca olan biten hiçbir şeyi anlayamadıklarını

________________________________


Çıkarma beklenmediği için küçük bir takımdan başka hiçbir askeri birliğin
bulunmadığı koya çıkan 4000 İngiliz askerine Yahya Çavuş ve arkadaşlarının
eski tip piyade tüfekleriyle 18 saat boyunca karşı koyduğunu, mermi israfı
yapmamak için asla tek dolaşan hedeflere ateş edilmediğini, neredeyse
hiçbir mermi israfının yapılmadığını, adamların orada çakılı kaldığını, bir
santimetre ilerleyemediklerini, takım komutanlarının üstlerine
telsizlerinden verdikleri raporlarda karşılarında kalabalık bir makineli
tüfek (!) birliğinin bulunduğunu bildirdiklerini, dışarıdaki kıyımı gören
İngiliz askerlerinin çıkmak istemediklerini bunun üzerine komutanlarının
onlara arkalarında ateş ederek zorla savaşmaya gönderdiklerini Havadan
savaşın seyrini takip etmekle görevli bir İngiliz pırpır uçağının pilotunun
kıyıdan 50 m kadar açığa kadar denizin kıpkırmızı kan ile dolduğunu
gördüğünü, bunun hayatında gördüğü en korkunç şey olduğunu söylediğini ve
muhtemelen aklını oynattığını
________________________________


Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının hepsinin orada şehit olduğunu Bu
çarpışma ve şehadetin belki de savaşı kurtardığını, bu bölgeye çıkarma
yapıldığını haber alan diğer birliklerin bölgeye yetişmesi için gereken
zamanın kanla kazanıldığını
________________________________


Bir bölgeye çıkarma yapan 2000 kişilik İngiliz ve Fransız bölüğünün o
bölgede bulunan selvi ağaçlarını Türk birliği sandıklarını, hepsinin
kaçarak bölgeyi terk ettiklerini, bu olayın yıllar sonra kendi
raporlarından ve yazılı kaynaklarından öğrendiğimizi, kimsenin nasıl olup
ta 2000 kişinin aynı anda hayaller gördüğünü açıklayamadığını
________________________________


Tüm çıkarma harekatı boyunca İngilizlerin yılan gibi sinsice davranmaya
çalıştıklarını, Başta Anzak birlikleri olmak üzere diğer tüm sömürge
askerlerini hep kendilerine kalkan olarak kullandıklarını Ölümün kesin
olduğu taarruzlarda öncü siper birlikleri olarak hep bu askerlerin kullanıldığını Mel GIBSON’un gençlik yıllarında başrol oynadığı “Gallipoli” adlı sinema filminde bu
konuya inceden göndermeler yapıldığını
________________________________


İngilizlerin tüm savaş boyunca hata üstüne hata yaptıklarını, aptalca
kararlar aldıklarını, emir-komuta zincirlerinde sürekli kopukluklar
olduğunu, verilen önemli emirlerin asla yerine ulaşmadığını, kimden
geldiği belli olmayan emirlerle önemli stratejik hatalar yaptıklarını,
mevzi ve can kaybının bu nedenle çok artığını, İngiliz savaş kaynaklarında,
askerlerin anılarında ve araştırma eserlerinde bunun gibi yüzlerce olay
yaşandığını
________________________________


Gelibolu siper savaşlarının tarihin gördüğü en acıklı savaş olduğunu,
on binlerce askerin savaştığı düşman askerini bir kere bile göremeden can
verdiğini, İngilizlerin tokat üstüne tokat yedikçe Türk siperlerine kurşun
yağdırır gibi bombalar yağdırdıklarını, kolların bacakların havalarda uçtuğunu,
yerin altının ve üstünün sürekli yer değiştirdiğini, her defasına “Tamam
bu sefer canlı Türk bırakmadık” diyerek saldırıya geçtiklerini, her
defasında Allah’tan başka sığınacak hiçbir şeyleri kalmamış Mehmetlerin
kabus gibi tekrar tekrar karşılarına çıktığını
________________________________


Savaş istatistiklerine göre bir m2’ye 6000 mermi düştüğünü, bu oranın dünya
savaş tarihinin en yüksek oranı olduğunu Havada iki merminin çarpışma
ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu, bu çarpışan mermilerden Çanakkale’de
onlarca bulunduğunu Savaş Gazilerinin “Cehennem diye bir yer vardır
Biz orayı gördük” dediklerini
________________________________


Galatasaray Sultanisi (Lisesi) öğrencilerinin okul sıralarını bırakarak
cepheye koştuklarını, 15-16 yaşlarındaki bu fidanların hepsinin tek bir
saldırıda İngiliz makinelisi ile biçildiğini, Olayı
gören bir Türk askerinin yıllarca ağzını bıçak açmadığını ve ne zaman
Çanakkale’den bahsedilse hüngür hüngür ağladığını
________________________________


Darü’l Fünun’un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç mezun
vermediğini
________________________________


Gömülemeyen ölülerin on binleri bulduğunu, ortalığın kokundan ve sineklerden
geçilmediği, domuzun bile yaşamayacağı şartlarda askerlerin savaştığını,
ilk ateşkesin dostluk gösterisi değil, şartların her iki taraf için de
artık kaldırılamayacak kadar ağırlaştığı için zorunlu olarak alındığını
İki tarafın askerlerinin o gün arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerine
cigara, yiyecek ve tespih, yüzük, rütbe gibi ufak tefek hediyeler
verdiklerini, bu manzarayı gören bir Türk Subayının “gören insanın
zalimleşeceğini, bir zaliminde insanlaşacağını” ifade ettiğini
________________________________


Ortalığı basan sinekler yüzünden hiçbir yiyecek maddesinin birkaç tane
sinek yutmadan yenilemeyeceğini, Salgın hastalıkların da savaş kadar can
aldığını, bir İngiliz askerinin hasta arkadaşını büyük abdestini yapmak
için tuvalet çukuruna girerken gördüğünü, oradan çıkmayınca çukura
koştuğunu, hasta askerin bayılarak pisliklere batmış olduğunu,
arkadaşlarının ise onu yukarı çekemeyecek kadar güçsüz kalmış olduklarını,
bu hasta askerin kendi pisliğinde boğularak can verdiğini Çanakkale
savaşlarına daha önce hiç bilinmeyen zeka ürünü hileler ve aldatmacalara
başvurulduğunu, Türklerin soba borularından top bataryaları yaptığını ve bu
şaşırtmacanın işimize çok yaradığını, askerlerin Tahta düzenekler yaparak
siperden hiç çıkmadan tüfek atışı yapabildiklerini, bomba fırlatan düzenekler yapıldığını, İngilizlerin Türk topçusunu yanıltmak ve zaten az olan mühimmatı boşa harcatmak için tahtadan kocaman gemiler inşa edip yüzdürdüklerini Toprağın altında bile savaş olduğunu, her iki tarafın tüneller açarak düşman siperlerinin altına kadar gelip patlayıcı yerleştirdiklerini, bu şekilde iki tarafın da çok kayıp verdiğini
________________________________


İkinci çıkarmadan önce İngilizlerin komutanlarını değiştirdiğini, yeni
gelen Sopford’un emekli bir asker olduğunu, çıkarma yapıldıktan sonra uzun
zamandır Gelibolu’da bulunan tüm subay kadrosunun şiddetli itirazlarına ve
“Hemen şimdi saldırırsak Türkleri arkadan çevirip bu işi bitiririz, bu
tepeler bomboş” önerilerine karşın büyük bir aptallık yaparak “Yoldan
geldik yorgunuz Bugün dinlenelim, yarın rahat rahat savaşırız” diyerek
askerlerine dinlenme emrini verdiğini, çıkarma yapan askerlerin bomboş
tepeler önünde gün boyu denize girerek eğlendiğini, mangal yaparak keyif
yaptığını
________________________________


Bu sırada çıkarmayı haber alan Esat Paşa’nın Yarımadanın öbür ucunda
bulunan birliğe düşmanı karşılama emrini verdiğini, bu komutanın ise “Askerlerim günlerdir uykusuz ve yorgun Bu şartlar altında yarımadayı yürüyerek geçemeyiz” itirazını anında o subayı görevden alarak cevaplandırdığını, yerine Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa KEMAL’i görevlendirdiğini, aç, yorgun ve sefil Mehmetlerin Mustafa KEMAL’in arkasından 20 saat yürüdüğünü, bu sırada İngiliz askerlerinin kıyıda mangal ve piknik yaparak dinlendiklerini, bu iki zıt ve mantıksız şartları yaşan birliklerin sabah güneşinde karşılaştıklarını, Türk askerinin mermiyle, mermi bitince süngüyle ve daha sonra kendini uçurumdan aşağı atarak vatan toprağına yapılan son saldırıyı da durdurduğunu, Conkbayırı’nın 24 saat içinde 7 kere el değiştirdiğini, bunun bir savaş değil, boğuşma olduğunu, sonunda İngilizlerin ne yaparlarsa yapsınlar bu işi başaramayacaklarını anladıklarını, İngilizlerin ve tüm işbirlikçilerinin bu işten vazgeçme kararı aldıklarını, Çanakkale seferinin son direnişinin ileride vatanı bir kere daha kurtaracak ve Cumhuriyeti kuracak olan genç liderimizi tüm dünyaya tanıttığını Müslüman ülkelerde Mustafa KEMAL’in kahraman ilan edildiğini, kartpostallarının ve posterlerinin kapış kapış satıldığını
________________________________


Mustafa Kemal’in Anafartalar’da yaralandığını, kalbinin üstünde bulunan cep
saatinin parçalandığını ve şarapnel parçasının derine girmesini
engellediğini, bu yaranın aylarca kapanmadığını, Mustafa KEMAL’in askerin
morali bozulmasın diye bu olayın tek şahidine sus emri verdiğini, daha
sonra Liman Paşa’ya parçalanan saatini hatıra olarak verdiğini ve Liman
Paşa’nın çok şaşırıp heyecanlandığını ve kendi altın köstekli cep saatini
Mustafa KEMAL’e hediye ettiğini
________________________________


Çanakkale’de doktorların askerlerden daha çok yorulduğunu, binlerce
yaralıyla ilgilenmek zorunda kaldıklarını, Ümitsiz vakalarla hiç ilgilenilmediğini ve kurtulma şansı olanlara öncelik verildiğini, Bir Türk doktorun önüne kendi oğlunun getirildiğini, “Kurtulma şansı yok” diye oğlunu tedavi etmediğini, hemen bir sonraki yaralıyı istediğini, yaralılardan ancak ertesi gün başını alabildiğini ve o zaman oğlunun mezarına gidebildiğini
________________________________


İngilizlerin kendi ifadelerine göre mükemmel bir geri çekilme planı
yaptıklarını, hiçbir kayıp vermeden çekip gittiklerini, onların ifadesine
göre Türklerin hiçbir şeyden haberinin olmadığını ama yine kendi
yalanlarını kendi kaynaklarından suratlarına tükürürcesine, ger çekilme
esnasında bizim siperlerden onların siperlerine üzerine kağıt sarılmış bir
taş fırlatıldığını, bu kağıtta düzgün bir İngilizceyle “Gittiğinize
üzülüyoruz, Süveyş Kanalında Görüşürüz” yazdığını Bu olayın, geri
çekilmeden Türklerin haberleri olduğunu ama artık savaşamayacak kadar yıpranmış olduklarını ispatladığını Okuma yazma oranının yüzde beşlerde olduğu bir dönemde bizim Çanakkale’ye hangi yetişmiş evlatlarımızı yolladığımızı ve memleketin en az 100 yılını bozuk para harcar gibi harcadığımızı
________________________________


Gelibolu topraklarına çıkıp, Marmara denizini görebilen sadece tek bir
İngiliz askeri olduğunu, bu askerin aslen İrlandalı olduğunu, Türk askerini
şaşırtmak için gece kumsala tek başına çıkıp bir sürü meşale yakarak
çıkarma sanki oraya yapılıyormuş gibi bir kandırmaca yapmaya çalıştığını,
bu askerin daha sonra yolunu kaybederek yarımadanın çok içerisine kadar
girdiğini, daha sonra bir şekilde dönerek kurtulduğunu, bu olayın yıllar
sonra askeri günlükler okununca öğrenildiğini

________________________________


Savaşta Türk ordusunun tek bir pırpır uçağı olduğunu, bu uçağın arada
sırada askere moral vermek için uçtuğunu, bu uçağın tüm birliklerimizin sevgilisi olduğunu ve ona “Tek Kuyruk” adını taktıklarını
________________________________


Savaşın özellikle sonlarına doğru ordunun istihkakları azalttığını, askere
günde sadece yarım ekmek verilebildiğini, bu ekmeğin de taş gibi kuru
olduğunu Açlık içinde siperlerde yaşayan Mehmetlerin ayakkabı köselelerini kaynatıp çorba niyetine içmeye çalıştıklarını Eğer fedakarlık buysa bizim bildiğimiz hiçbir fedakarlığın fedakarlık olmadığını
________________________________
Medeniyetin öncüsü İngilizlerin beyaz bayrak sallayan Türk askerlerini
kurşuna dizdiğini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak
diri diri yaktıklarını Esir alınan aç Türk esirlere maymunlara fıstık atar gibi yiyecek kırıntıları atarak eğlendiklerini Türk askerinin savaşta silahsız düşman askerini öldürmediklerini hayretle gördüklerini, bu sayede çok sayıda İngiliz ve Anzak’ın ölümden döndüğünü, bunlardan birinin sonraki yıllarda İngiltere Genel Kurmay Başkanı olduğunu, bu adamların insanlık adına ne varsa Çanakkale’de bizden öğrendiğini, savaşın sonlarına doğru az da olsa evcilleştiklerini, Çanakkale ile yapılan her belgeselde bu temanın abartıyla işlendiğini, bu savaşın kendilerine de
büyük pay çıkararak ve yaşadıkları ağır yenilgiyi psikolojik olarak örtbas
etmek için yapılan son centilmen (!) savaş olduğunu utanmadan söylediklerini, Türk kökenli yapılan belgesellerde inanılmaz bir İngiliz
yalakalığı yapıldığını, Hiçbir belgeselde Çanakkale’de yaşanan olayların
sansürsüz ve adam gibi anlatılmadığını
________________________________


İngiltere ve Avustralya’nın aradan bu kadar yıl geçtikten sonra
Gelibolu’nun küresel miras olduğunu ve uluslar arası toprak sayılmasını
istediklerini, kendi şehitliklerinin olduğu bölgelerin ise kendi toprakları
olarak kabul edilmesini istediklerini

________________________________


Anzak günü olarak kutlanan 25 Nisan’da TV’lerde Anzak törenlerinin en ince
ayrıntısına kadar anlatıldığını, aynı gün yapılan bu memleketin gerçek
sahibi her görüşten Türk gençlerin 20 bin kişilik yürüyüşünün ise Türk
TV’leri tarafından sansürlendiğini, gösterilmediğini, Atatürk’ün
Çanakkale’de emperyalizme attığı tokat cezalandırılırcasına kendisinden
kerhen (zoraki) bahsedildiğini
________________________________


Çanakkale deniz zaferinin 91 Anma yıldönümü olan 18 Mart Gecesi, Biri
hariç hiçbir ulusal kanalın adam gibi bir yayın yapmadığını, bu kanalın
yayınladığı belgeselin ise prime Time bitiminden sonra (24:00)
yayınlandığını Diğer TV’lerin belgesel ya da tartışma programı yapmak
yerine magazin, eğlence, yarışma ve dizi film gösterimi yaptıklarını Bu
konuyla ilgili yayın yapan diğer TV’lerin ise marjinal çizgiye sahip ulusal
ölçekli kanallar olduğunu Gazetelerin ise
konuya lütfen değindiklerini
________________________________


Çanakkale savaşının sonuçları itibariyle hiçbir savaşla kıyaslanamayacak
kadar Dünya’yı etkilediğini, Bir çok ülkede politik gidişi etkilediğini,
özellikle Rusya’da Bolşevik devrimine yol açtığını Yarım milyon cesedin
ise Gelibolu’da toprağın kimyasını değiştirdiğini ve yeşillendirdiğini
Hâlâ toprağın altında kemikler, boş mermi kovanları ve patlamamış top
mermileri çıktığını
________________________________


Tarihin en büyük teknolojisine ulaşan ve teknolojiyle her şeyi
halledeceklerini zannedenlerin tarihin en büyük yenilgisini aldıklarını
Göğüs göğüse hiçbir çarpışmayı kazanamadıklarını Torunlarının güya
bundan ders çıkarıp şimdi uzun menzilli silahlar yaptıklarını, uzaktan
kumanda ile savaştıklarını, hiçbir uçaksavarın vuramayacağı yükseklikten
uçan ve bombalar atan uçaklar yaptıklarını, Irak’ta bu silahlarını
denediklerini Ne var ki göğüs göğüse çarpışmaya giriştiklerinde gene çuvalladıklarını, teknolojinin bir kere daha mağlup olduğunu
________________________________


Ayrılırken hırsını alamayan İngiliz ve Avustralyalı askerlerin ölü Türk
askerlerinin kafataslarını keserek ülkelerine götürdüklerini Bu
yenilgiyi asla unutamayacaklarını, Bir gün mutlaka buraya yeniden
geleceklerini Biliyor muydunuz?Bilmiyorduk tabi Nereden bileceğiz
ki? Ders kitaplarında yazmıyordu Öğretmenlerimiz bahsetmediler Gazeteler
yazmadı
________________________________


Şu anda televizyona bakıyorum Bir manken hanım kızımız sevgilisinin cipine
binerken müthiş bir frikik vermiş Kameralar zoom yapıyor Görüntü
büyüyor Hayatımız bu ekran ve görüntü tüm ekranı kaplıyor, hayatımızı
kaplar gibi Uzaklarda bir yerlerde soğuk bir rüzgar esiyor Ağaç dalları
sallanıyor, yapraklar hışırdıyor, Bir köpek uluması geliyor bir
yerlerden Yerin altından iniltiler geliyor sanki Yolcular artık
durmuyor gelip geçtikleri ve bir devrin battığı bu yerlerde
Toprak üzgün, sükunetini koruyor Belli ki bağrında yatanları düşünüyor Ve
Mehmetlerin kemikleri sızlıyor, sızlıyor, sızlıyor

alıntıdır..yazan arkadasımıza sonsun teşekkürler

11 Şubat 2009 Çarşamba

20 Yılın En İyi 20 Şarkısı - Best Of 20 Years



20 Yılın En İyi 20 Şarkısı

1. "Smells Like Teen Spirit" - Nirvana (1991).
2. ""Hey Ya!" - Outkast (2003).
3. "Sweet Child O’Mine" - Guns N’Roses.
4. "Unfinished Symphony" - Massive Attack (1991).
5. "One" - U2 (1991).
6. "Live Forever" - Oasis (1994).
7. "Bitter Sweet Symphony" - The Verve (1997).
8. "Common People" - Pulp (1995).
9. "There She Goes" - The LA’s (1990).
10. "7 Nation Army" - The White Stripes (2003).
11. "Song 2" - Blur (1997).
12. "Crazy" - Gnarls Barkley (2006).
13. "Angels" Robbie Williams, (1997).
14. "Baby One More Time" - Britney Spears (1999).
15. "Personal Jesus" - Depeche Mode (1990).
16. "Like A Prayer" - Madonna (1989).
17. "Firestarter" - The Prodigy (1997).
18. "Brimful of Asha" - Cornershop (1997).
19. "Stan" - Eminem (2000).
20. "I Bet You Look Good On The Dancefloor" - Arctic Monkeys


http://rapidshare.com/files/6340014/...f_20_years.rar